BİR KIYI BOYUNCA – Oktay Rifat

BİR KIYI BOYUNCA - Oktay Rifat

Saçlarında ayırdın günlerimizi
Ortadan samanyolunda ikiye
Sonradan acımasız döktün
Tel tel taranmış gündüzü ikiye

Küller kalıyordu cıgarandan uzun
Tabaktaki ölüm yarısına yazın
Varılmaz düşlerdeydi öbür yarısı
Bir kilise kalıntısı dikenler hüzün

Seni sevdik o kıyı boyunca
Bulanık da olsa ucunda mevsimin
Hani erinci verecektin aşkı

Mavi bir martı ölüsü kumsalda
Bulutlarıyla beyazdı yaz
Deniziyle yollarıyla beyaz.

Oktay Rifat
-Bir Cıgara İçimi-

UYKUYA DOĞRU – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT UYKUYA DOĞRU

Evdedir artık gözlerini yumunca
Dutun altındaki evde. Cam açık, yaz,
Bir serçe asma dalında, kıpırdamaz,
Tulumbanın dibinde arılar, yonca.

Bulutlarla çamaşırlar ip boyunca,
Alçak duvarı ikiye böler çapraz
Gölge, yarısı kara yarısı beyaz,
Durgun bir ikindiye yürür karınca.

Geceyi testisinden doldurup tasa
İçse çiy, ayaz, yalınayak dolaşsa
Yıkanmış, serin çimentosunda yazın!

Birden adıyla çağrılan çocukluğu,
Yeşil fistanlı komşu kızı gündüzün,
Uçan martı, süren yaprak, tüten buğu.

Oktat Rifat
-Bir Cigara İçimi-

MEVSİM BAŞINDA YALI KAHVESİ – Oktay Rifat

PELİN ONAY ONUR DİLEK ADA

İlkyaz, yeni yürüyen çocuk gibi ovada adımlıyor.
Güneş körpe. Işınlarda sütlü incir tadı var.
Damlar kapılarını camlarını açıyor doğaya.
Masalara örtüler serildi kahvede. Çamaşır
mandallarıyla tutturmalı eteklerini uçarlar yoksa
martılara uyup iskeleye kayıklara doğru.
Kahve boş baştan başa. Bir kedi tortop rıhtım duvarında.
İskemle sırtını dayamış buluta, uykuda.
Bir gelse, demli bir çay yap, diye seslense kahveciye,
bir kadın çömelse çıkınını bırakıp yere, terini silse,
yalınayak çocuk, omuzunda sandığı, sorsa: Boyayalım mı ağabey!
Olacak bütün bunlar. Yaz gelecek. Gök ham, mavilik taze.
İskemleler deniz üstünde, masalar, tente.

Oktay Rifat
-Bir Cıgara İçimi-

BUN – Oktay Rifat

FERNANDO PESSOA İÇERİ GİRİP PENCERELERİ KAPATIYORUM

Başka biri oluyordu,
dibine düşmüş incir ağacı gibi çürüdükçe başka biri,
başka biri el etek çekilen saatlerde,
kararan damların üstünde gökyüzü açık maviyken,
büyürken çınarların altındaki yolların sessizliği.
Alıp başına gidesi ama nereye?
Duvar dibine çömeliyor fesleğene bakıyordu.
İki tavuk avluda, gerisi kümeste, taşlar sıcak,
deniz uzakta, ışıklar, limanlar, gemiler uzakta.
Bir dam vardı pencerede lambası, şimdi uzakta,
o burada, bir yumru boğazında taş gibi.

Oktay Rifat
-Bir Cıgara İçimi-

BİR ADAM – Oktay Rifat

bir adam oktay rifat

Son bulut gökte temelli silinmeden önce, kararmadan önce ova,
bir kızıllık kaplıyordu ortalığı. Kayık kumsalda,
kumru dalda susuyordu, susuyorduk.
Kurması bitiyordu konsolların üstündeki saatlerin.
Kadın elini çekiyor tepsideki mercimekten, gözleri boşlukta.
Çıt yok. Çorba suyu kaynadı. Testi terliyor. Somun
bölünmek istiyor tahtasında. Adamsa
görünmez olmuş sekide. Gece burnunun dibine gelmiş,
yak bir cıgara, diyesi, şu efkâr saatinde.

Oktay Rifat
-Bir Cıgara İçimi-

DENİZDE – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT DENİZDE

Çiçek açmış ılgınların orda soyun,
Burda her iz silinir, her tutku yeni,
Köpüklenmiş mor aydınlığında suyun
Çim, uzaklarda bir balıkçı yelkeni!

Tuz kokan yamaçta yayılırken koyun,
Geride kalsın kumsal, devedikeni,
Sırtüstü gözlerin gökte, yüzükoyun
Derin suya bak, gör balıklı üçkeni

Ve açıl, duy çığlığını martıların
Tüyden hafif alır giderr seni mavi.
Zaman denen o külçede bugün, yarın,

Nedir ki düşün! Hep o tohum, hep o kök.
Bir yastığa baş koyan ikizler gibi
Tek bir beşikte sallanır denizle gök.

Oktay Rifat
-Bir Cıgara İçimi-

Öpüş – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT ÖPÜŞ
Taflanlara dönük penceremin
Yaprak aydınlığında nar meşe
Açtım özlemlere getirilmiş
Ağzını ağzımdaki güneşe
Düşen bir damla kandı yasemin
Dilimde şiire dönerken yemiş.

Bu sevdaya tanıksın ey gece
Ey tadı canıma geçen yemiş
Yazdın ağaç yıldızdın öptükçe

Oktay Rifat
-Bir Cıgara İçimi-