ÖNCESİ Mİ – Ahmet Telli

AHMET TELLİ ÖNCESİ

Düşüşüp durmaktasın zihnin tökezliyor
Yırtık zamanın en ucundasın, uçurum
mu diyorlardı ne; işte orayı seçmişsin
Hırpalandıkça solan kelimeye ne denir
Uzak çok uzak kalbinle kurduğun söz

Yolcu unutmuş menzili ufuk bungundur
Çürüyen otlar çılgına çevirir börtüböceği
Başın dönüyor eprimiş hâtıralar ortasında
Söyleseler inanmazdın mekânsızdır aşk
Okunaksız bir elyazısı diyorsun hayata

Hayat bir kez doğrulasaydı seni

Kalbim mi diyorsun daha sormamışken
Hiç gitmemişken kaybettiğin kendine
Kendini gölge sanıyor her hatırlayış
Unut gitsin mi, unut gitsin öyleyse
Yol yakınken dönen hikayeler biriksin

Biriksin unufak ettiğin dar zamanlar
Haritanın denizde ıslanmış parçası
Bir şiire siktir çekip firar eden mısra
Keder yahut şehirden kovulma duygusu
Biriksin uçurumda ürperen her söz

Söz muammadır dilinde senin

Bir de ne yazıyor allahaşkına
Kâtipler, romancılar ve tanrı
Okumadığın, inanmadığın ne varsa
Biriktir ki tökezletsin seni
Seni bir kalbin dehlizinde unutsun

Yine de son günler vuruyor kapını
Israrla, inatla, kanırtarak bir şeyleri
Haysiyeti yağmur olan bir dağ düşün
Ufalanan zaman mıdır hâtıralar mı
Hadi yüzleş hiç beklemediğin yüzlerle

Omzuna yaslan ki bir karanlığın
Adına yakışan bir geçmiş bağışlansın

Ahmet Telli
-Bakışın Senin-

ESKİ BİR AŞK – Ahmet Telli

AHMET TELLİ ESKİ BİR AŞK

Unutuldu sanılan eski bir aşk
Her nasılsa hatırlatır ya kendini
bir koku, bir kitap yahut sokakta
Bir sesin çınlamasıyla apansız

Açılıyor hâfıza denilen karakutu
Uykuyla uyanıklık arasındaki rüya
Gibi söylenip de unutulan ne varsa
Gümüş kararmış menteşeler paslıdır

Duvardaki saatin yorgun sarkacı
Radyodaki caz programı, konser
Ve tiyatro biletleri nasıl biriktirmiş
Artık bir boşluğa dönüşen anları

Saklanmış galiba kimi hâtıralar da
Duvardaki resmin gelincik kızılına
Rüyanın en mahrem yerine sızıyor
Bir yolculuğa çıkarkenki heyecan

Aklım, diyorum o zaman, ey aklım
Koru beni hâfızanın uçurumundan
Sorularıma karşılık aramayı bırak
Ve söndür dehlizin ucundaki kandili

Ahmet Telli
-Bakışın Senin-

Bakışın Senin – Ahmet Telli

AHMET TELLİ BAKIŞIN SENİN ..by Akira Ota
 
Bakışın senin: çatılara yuva yapmış kırlangıç hızı
Ağustos denizinin çırpınışı, bahçeye inen çocuk
Bir romanın ilk cümlesi oluyor alnına düşen saç
Ulusal müzeye kabul edilmeyen aykırılıksın sanki
 
Bakışın senin: kavakların rüzgârla kıpırdanışı
Bir kamaşmayla ürperişi zeytin ağaçlarının
Tam orada dur şimdi, gözbebeklerinin hayret
Nidâsıyla hârelenmesine tanık olsun zaman
 
Zaman kelimeler gibi sekiyor bakışında senin
 
Tanelenen buğday başakları ve güz ve şiir
Galiba bakışında kuruyorlar çadırlarını
Hadi çekil artık bu tablodan rengin soluyor
Su değirmenleri çağına dönüyor hayatımız
 
Pencereme konmuş ürkek serçe, soğuk
Kış günlerinde bahçeyi ısıtan gül fidanı
Gecikmiş bir mektubun üstündeki puldan
Sen miydin gölgelenen, o eski aşklar mı
 
Küllerin altındaki közdü bakışın senin
 
Unut ve öyle gel mi diyor bakışın senin
Hatırla atlas yatağındaki derin uykuyu
Şüphe ve sır, huzursuzluk ve endişe ve tam
Aklıma gelmişken dilimde acılaşan soru
 
Ödünç hüzünler kadar alıngan bir kuyudan
Çıkrık sesini al, suya değebilir mi şavkın
Gölgesiz kalınca hayat da karıncalanıyor
Susunca konuşan mevsim mi demeliyim
 
Şikâyetsizdir ve füsunkârdır bakışın senin
 
Ahmet Telli
-Bakışın Senin-
©Akira Ota..

KALEMKÂR – Ahmet Telli


Her hecesini ayrı bir kalemle
Yazarken kızıl renkli o şiiri
Sesini bakır levhaya işlemek
İçindi bedestenden aldığın
Çekiç ile yivli çelik kalem

Dünya durdukça yaşayacağını
Sanan çocuktun bir zamanlar:
— Ölümsüz sanma kendini, ey
Kalemkâr, bakır durmadan
Bunu anlatmıyor mu sana!

Anlatmıyor mu sana!

Ahmet Telli
-Bakışın Senin-

© S.Budak..

KARA BİR ÜTOPYA – Ahmet Telli

Neredesin! Cehennemin dibindeyim desem
Cudi’nin yamacında elbombasının piminde
Kalemin mürekkebinde sitemin ilk harfinde
Şarabın dip tortusunda aynanın kırık yerinde
Kayboluşun ortasındayım desem ne farkeder

Say ki dağın öte yüzündeyim sesinin hiç
Sızamadığı dingin bir koyakta, yıldızlı bir
Gök altındayım, atlarımı suluyorum nehirde
Bir de değirmen buldum suları köpürten
Kötü hâtıraları hâfızadan silmekte

Say ki bulutum yağmurunu esirgemeyen
Farzet ki fiilini yitirmiş bir cümleyim
Faili öksüz bir cümle de diyebilirsin
Kekemeliğim bundandır belki, her köşede
Beni tökezleten bir kadın gölgesi yahut
Kendini kâhin sanan bir şair bulunur

Peki sen kimsin desem gereksiz bir soru
“Karanlıkta yüzen” gerçeksin galiba
Ölü heceler pıtraklanıyor sözcüklerinde
Yürüdüğün sokaklarda kimliği belirsiz
Hayaletler görüyorsun ürperen kalbinde

Belli ki seninki kara, kapkara bir ütopya

Ahmet Telli
-Bakışın Senin-

NEŞTER – Ahmet Telli

Sitem de insana dair
Demişti hayatımızdaki biri
Nefret de öyle ayrılık da
Yazıya sızarken bozuk imlayla
İntikamcı ve barbar olmasın
Diye bitirmiş olmalı sözünü

Sen şimdi ömrüne vurduğun
Neşterle heyhat! Dilini
Köpürttüğün kime benzemektesin
Ey saygılı güneş
Ey eski hâtıra
Yazı dikkat ister senden

Diyor ki Konfüçyus:
“İnsanın boyundan uzunsa gölge
Orada güneş batıyordur”
Sayfalar da delikdeşiktir orada
Ve belli ki çekirge istilasına
Uğramıştır yürek

Ahmet Telli
-Bakışın Senin-

KIYIDA – Ahmet Telli

AHMET TELLİ KIYIDA

Yaprakların hışırtıları, börtüboceğin
Hiç dinmeyen sinir bozucu sesleri

Yılan ıslığı, gittikçe koyulaşan sığlık
Tarazlandıkça yayılan yosun kokusu

Deniz mi kamaşıyor göz kararması
Dalgaların ve ufkun harelenmesiyle

Uyku, rüya, kâbusla sıçrayan beden
Zonklayan kalbin fırlayan bozuk ritmi

Sarmal bir yansı beyin uyuşma hâli
karıncalanan zaman, derin bulantı

Kıyıda, bırakılmış yahut unutulmuş
Çürüdükçe belleğini yitiren enkaz

Bir ülkenin yakın tarihi

Ahmet Telli
-Bakışın Senin-