Ayrılık – Oya Uysal 

OYA UYSAL AYRILIK

Sonra çekildim —kalbime yerleşen bir kederle— karanlık köşeme
ağır bir kapı gibi kapanmıştı aramızda ayrılık.

Ruhumda sürüp giden ayazda
çiçeğe duran bir kardelen,
beyaz
harften harfe taşınan bir aşktı, avuntusu olmayan ıstırap.

Ey! Üstü örtülü yılları aralayan rüzgâr.
Sevdim. Seni için için sevdim, içimden sevdim,
acının keskin kenarları aşınmamıştı henüz ve sen
bilinmezliklerle dolu bir uzak ülkeydin
bir ölünün gözleriyle seyrettiğim.

Ben kendine küsmüş ıssız, bir iç çekiş, kanıksanmış sızı,
yıldızsız gece.
Artık var olmayan bir aşktan ne kalırsa geriye o kaldı işte
ve senin güzel günlerden düşen gölgenle,
yüzümde o bağışlayan gülümseme.

Ağrı bir kapı gibi kapanmıştı aramızda ayrılık
sonra çekildim —kalbime yerleşen bir kederle— karanlık köşeme.

Oya Uysal
-uzak olan sendin-

Onat Kutlar (30 Aralık 1994 – 11 Ocak 1995) Anısına saygıyla.

ONT KUTLAR AYRILIK 18

AYRILIK – Onat Kutlar

Ayrılık şiiri ne kadar yalın
Sevdiğimiz aşk sözcükleri gibi
Kılıçla kesiyor bir hain nokta
Öpüşen virgüllerle akan cümleyi

Nasıl soğuk ayrılığın güneşi
Gölgeli bir çınar olan gövdemin
Dalları içten kırınca acı
Buzdan bir alçıyla tutuyor beni

Ayrılık sabahı ne kadar beyaz
Ölümün hüzünlü arkadaşı kar
Bana ütülü bir çarşaf hazırlar
Bir karanfil tam yüreğin üstünde

Onat Kutlar
-Unutulmuş Kent-

ayrılık – Rahmi Emeç

RAHMİ EMEÇ AYRILIK

her yerde zamanlar aynı hızla ilerliyor
birini sana veriyorum, o öne geçiyor
sonra bir başkasını, o da öyle…
senle ben arasında gitgide bir mesafe
zamanlara sarılıyorum sen yine öndesin…
ancak sana sarılmak kapatıyor gitgide büyüyen ayrılığı.

Rahmi Emeç
-bakışsız gece-

Ayrılık – Bilgin Adalı


BİLGİN ADALI AYRILIK
‘Gelip sordular
gözlerinde sevgili bir kuşku
Muzo, Ayşe, İbrahim ve ötekiler…’

Nasıl anlatmalı
umarsız bir çabadan yorgun
yüzdüremediğimiz gemiden
ilk ayrılan ben miyim?

Nasıl anlatmalı acıya dönüşen
umutlarla başlamış bir sevda gibi
uykularımı bölen karabasanları falan.

Şimdi herkes soruyor
erken bastıran bir kışta
çakmak taşı ve kav
neye yarar
akıp giderken yüreğimde kan…

Bilgin Adalı

Şen Olasın Halep Şehri – Ahmet Telli

AHMET TELLİ ŞEN OLASIN HALEP ŞEHRİ
“İşte geldim gidiyorum
Şen olasın halep şehri”

Hiç kimse senin kadar
yakıştıramamıştır hüznü kendine
Hüzünler ki aşkın ve şiirin
yıllanmış sarabıdır
damıtılmıştır acıların imbiğinden
Hüzünler ki şairlerin yüreğiden uçuşan
sararmış çiçek tozlarıdır

Biraz da şairlere özgüdür hüzün

Bozkırın yalımına direnen
solgun bir gül gibi yüzün
Acının, sabrın ve yalnızlığın
sessizliği sararıyor
yorgun güzünde alnının
Ve artık bir bir şey bırakamıyorsun
bekleyişlerden başka kendine

Biraz da şairlere özgüdür bekleyiş

Hiç kimse senin kadar
alışkın değildir ayrılıklara
Ayrılıklar ki nişanlısıdır hasretin
acılar ve türkülerle çeyizlenir
bekleyişlerin sararan güzüne
Ve hasret kızıl bir güldür
ayrılıkların mendiline nakışlanmış

Biraz da şairlere özgüdür hasret

Kerem’i kül eden yangındır gurbet
ferhat’ın sabrıyla çatlayan kayadır
Sarınarak acının yorganına
sararmış bir yaprak gibi nakışlar
bekleyişlerin gergefine hüznü
Gurbet biraz da halep demektir
söylenir adı efsane efsane

Biraz da şairlere özgüdür gurbet

Ayrılıkların çanı vurduğunda
savrılır pişmanlığın kızgın külleri
Bütün sevdalar hasretin yalımıyla tutuşmuş
bir bozkır türküsüdür kerem’in kavruk bağrında
ve artık
yollara düşmenin zamanıdır
şen olasın halep şehri

Biraz da şairlere özgüdür ayrılıklar….

Ahmet Telli
-Hüznün İsyan Olur-

Ayrılık – Şükrü Erbaş

Ihlamurları bıraktım. Gökyüzü yapraklarını. Bir kenti gölge masalına çeviren atkestanelerini. Alnımda üç sıra kirpik yarası, üç perçem mührü. Ağzım soğumuş arzu. Caddeleri bir dua gibi okuyan kalabalığı… geceyi özgürlüğe çeviren tutkuyu bıraktım. Bir çocuğun tırnaklarında kurumuş kan, kendimi sevdiğim suç. Kırmızı odalar bitti. Gövdem eşyalar sarkacı. Beyaz zamanlara geldim. Kardeşlerimin gelecek sesine çevirdiği sokakları bıraktım. Kaç kez kalbimden doğurduğum ölülerimi.Göğsümde cümlesi dağılmış sözler. Kim yalnızlığı yürürse beni yürürdü. Büyüdüğüm yılları bıraktım.

Ey sabah sevinçleri, akşam kederleri… ey yaseminlerin sessiz görkemi. Unutmaktan koruyun beni. Yaşama bilginize geldim.

Şükrü Erbaş
-Bir Çınlama Boşlukta-

Ayrılık – Birhan Keskin

BİRHAN KESKİN AYRILIK

Kaç gecenin çölüdür bu ayrılık
kaç şiirin dölüdür üstüme
örttüğün bu ince sessizlik.
Kalbim alış artık, kır
kendini kendi duvarında,
sesini kendi duvarına haykır.

Tesadüfen birbirine rastlamış
başka başka aşklarsınız siz artık,
geceyle gündüz gibi birbirine
ayrılmış, o ki, rüzgâr, bir zaman
senin çölünde kumlar uçurmuş,
o ki, gece ve esmer, görmüyor
sahrayı, sesi içinde karışmış.

Her ayrılıkta kendine saplanan bir hançer
kendi sabrını deneyen taş,
kendi uykusuzluğuna yatak oldun.
Kül koy şimdi yanına korunun
seni kavuran onu da yakmasın.
Aşkla besle kendini, gül yetiştir,
sardunya çoğalt.
Ki, sen aşktan ve ayrılıktan
başka ne anlıyorsun.

Birhan Keskin

-Kim Bağışlayacak Beni-