ARMAĞAN – Şükran Kurdakul

ARMAĞAN - Şükran Kurdakul

Bunca yıl çok ışık birikti avuçlarımda
Senin olsun
Esinlen sevgi dokuyan ellerimden
Bunca yıl şiirin, kardeşliğin, kavganın
Has bahçelerinde yarattım bu gerçeği.
Sabrım senin olsun.
Aşkım senin olsun.

Acıların sütüyle büyüttüğüm umutlar
Mahpushane avlularında boy verdi,
Dolunay menekşelendi kirli kara camlarda.
Her görüşte yeniden vurulduğumuz ana evren
Özgürlüğe boyadı saksımdaki çiçeği
Senin olsun.

Biz ki acılar döneminden
Ellerimizi kirletmeden geçtik.
Direncim senin olsun,
Sevgim senin olsun.

Şükran Kurdakul
-Acılar Dönemi/Bir Yürekten Bir Yaşamdan-

ARMAĞAN – Refik Durbaş

REFİK DURBAŞ ARMAĞAN

Rüzgârın yaşında olmak isterdim yarınki günde
Aras nehrinin izini süren akşamüzerinin zulasında
kuşların gurbeti, baharın hasreti adına
çocukluğumun avlusunda olmak isterdim

Beyaz bir at ile gelirdi, kuzukulağı
ve çitlenbik kokusu terkisinde

Arpa ve buğdayın kokusuyla
bezeyerek tenini, öyle gelirdi

Sabahın aydınlığında
Çobandede köprüsünden aldığı gölgesi,
akşamınan Ağrı dağı üzerine düşerdi

Ben, çocukluğumun karasevdasına düşerdim

Memeleri arasına saklarım düşlerimi
o, terinin tuzuyla sarıp sarmalardı düşlerimi…

Kaç yıl var ki, işte o kokunun tuzuyla
dolaşmaktayım ömrümün arka bahçesinde,
adını unutmuş olsam dahi
anısı hâlâ hatırımda ve hatıramda çünkü

Yalnızlığın yaşında olmak isterdim yarınki günde
kapısı gökyüzüne açık ilkgençliğimin
ara sokağında top koşturmanın yaşında
imbatın dehlizinde savrulan uçurtmalar yaşında
ilk aşkım komşu kızının heyecanı yaşında
olmak isterdim yarınki sevgililer gününde…

İzmir körfezinden çaldığı sabah yelinin
renginde bir süveterle dolaşırdı akşamın avlusunda
daha çok da ilkgençliğimin hülyalarıyla

Akşamın avlusunda beklerdim onu
ateşin rüzgârı beklemesi misali
rüzgârın gökyüzünü beklemesi misali
kulağında gümüş küpeler
ve genç kızlığının kolyesiyle
bugün de hatırımda ve hatıramdadır
ruhunun izdüşümü, bedeninin silüeti…

Gökyüzünün yaşında olmak isterdim
sevmiş ve sevilmiş bütün sevgililer yaşında
çünkü hepsini sevdim sevdiğim kadınların
işte bu sevginin armağanıdır hayatım ve hasretim
her sevgililer gününde olduğu gibi
seven ve sevilenlere yarınki günde de…

Bugün ve yarınki günde de
ömrümün geç baharının albümünde
duracak ihanet ettiğim
ve ihanetine uğradığım
ve sevdiğim
ve sevmeye çalıştığım bütün kadınların yüzü…

Ve yaşayacak hatırımda hatıramda
hayatıma armağan anıları
hayatın gurbetinde
ölümün sılasında bir şiir misali:

‘ Gündüz geldim, hayata geldim
arka bahçesinden gurbetin
erguvan kokusuyla yıkandım
kuş sesleriye bir de
o kadınlarla hayata geldim

Gece geldim, ölüme geldim
ön avlusundan sılanın
ömür kuşu uçar olsa da
hatıralı hatırıma armağan
o kadınlarla gideceğim ölüme de…

Sordun da söylemedim mi Şair
bedenim kaç yaşında, ruhum kaç yaşında

Ömrüm nicedir misafir senin samanyolunda? ‘

Refik Durbaş
-Yol Uzundur Günden Ama Ölümden Kısa-

Armağan – Şükran Kurdakul

ŞÜKRAN KURDAKUL ARMAĞAN
Bunca yıl çok ışık birikti avuçlarımda
Senin olsun
Esinlen sevgi dokuyan ellerimden
Bunca yıl şiirin, kardeşliğin, kavganın
Has bahçelerinde yarattım bu gerçeği,
Sabrım senin olsun.
Aşkım senin olsun.

Acıların sütüyle büyüttüğüm umutlar
Mahpushane avlularında boy verdi,
Dolunay menekşelendi kirli kara camlarda.
Her görüşte yeniden vurulduğumuz ana evren
Özgürlüğe boyadı saksımdaki çiçeği
Senin olsun.

Biz ki acılar döneminden
Ellerimizi kirletmeden geçtik.
Direncim senin olsun,
Sevgim senin olsun.

Şükran Kurdakul
-Seçme Şiirler-

Armağan – Rabindranath Tagore

TAGORE ARMAĞAN

Birşey vermek istiyorum sana, çocuğum;
sürükleniyoruz çünkü
kader ırmağının sularıyla.

Hayatlarımız koparılıp
ayrılacak birbirinden
ve birbirimize duyduğumuz sevgi
unutulacak.

Fakat, senin kalbini
armağanlarımla satın alabileceğimi
düşünecek kadar
aptal değilim.

Gençsin,
daha başındasın hikayenin;
yürünecek
uzun bir yol var önünde.

Sana verdiğimiz sevgiyi
bir dikişte içiyorsun
ve dönüp uzaklaşıyorsun bizden.

Senin kendi oyunun
ve oyun arkadaşların var.
Bizim için bir şeyler yapmaya,
bizi düşünmeye
ayıracak vaktinin olmaması
üzmesin seni!

Doğrusu,
geçen günlerin hesabını çıkarıp,
elimizden
ebediyen uçurduğumuz
şeylerin hatırasını
gönlümüzde aziz tutmak için
bizim de eskiden
yeterince boş vaktimiz vardı.

Ah, işte,
önündeki engelleri aşarak,
çağıl çağıl akıyor
hayat ırmağı.
Fakat dağlar yerlerinde duruyor,
ırmak, yola çıktığı yeri
aklında tutuyor
ve sevgiyle anıyor onu.

Rabindranath Tagore
-Ayın Bitmeyen Çocukluğu-

Çeviri: Cahit Koytak