HAYALET GECE – Pelin Özer

ORUÇ ARUOBA KIZILTILAR

I. Denizin gözleri buğulu

Lavanta dallarının kıyısından
Geceye kulağını yaslamış
Ateşböceği kılığında gelmişsin bahçeye

Duydum kanatlarını ışığından önce
Oysa rüzgârın kulakları iyi duymaz
Denizin gözleri buğulu

II. Geçmiş dünyaların buzu

Güneşin ardından ağaçları aralayıp
Karanlığı bulmuşsun
Yüzün ellerin olmuş
Seni ilk gören hayalet gece

Otların hücresindeki ışık
Geçmiş dünyaların buzu…

III. Yokluğumuz kanadında

Karıncaların sessiz kovuğundan
Manolyanın yükselişine esmişsin

Ezilmiş çimenlerin suyunu içerek
Kuytusuna, adı gizli böceklerin

Şefkatin yaksın tenimizi
Yokluğumuz kanadında dolansın

IV. Sabaha esneyen gece

İçeri doğru süzülüp
Ahşabın çatlağına sığınmışsın
Rutubetle esip solgun döşemeye,
Kediyi okşayan çürük yatağa

Yaşlanan güzellik kokusuyla
Dönmüşsün bahçenin ferahlığına

Soluksuz bedenlerin yatağı
Sabaha esneyen gece

V. Nabzı hayalet gecenin

Bahçe dolunayı silkelemiş denize
Işıklı deniz ağaçları sulamış
İlkyaz esintisi yapraklarda
Kafası karışmış martıların

Uçuyorsun tepemizde
Dalgalanıyor bahçe
Toprak dalgın, biz sarhoş
Çözülüyor düğümlenen gövdelerimiz
Uykuda birleşiyor gözlerimiz

Ateşin düşsün gölgemizin kuyusuna
Nabzı olsun hayalet gecenin

Pelin Özer
-Akatalpa, Ekim 2009-

SUÇLU FIRTINALAR – Arife Kalender

ARİFE KALENDER SUÇLU FIRTINALAR

Zaman

hızla geçti yanımdan
yemeğin neden pişmediğini düşünürken
usulca çekildi pencereden

çiçeğe dokundu mevsim
düştü yere
fırtınayı suçladım

Ömür

yorulur sonunda
köze saklanır
rüzgârla boğuşan alevler boşa

Yol

rehber buldum, pir’e vardım
elim tuttu mürşidim
suya vardım, aksim âsi yansıdı
var git dedim kendime
gönlümü azarladım

kibir ve kabir yakındır birbirine
miraç gecesiydi sözcüklerin
birini çaldım katarından
özümü söze sakladım
bindim anlamın eyerine
uçuruma değmiş
kanadım

Masal
var mıydım?
Hiç…

Arife Kalender
-Akatalpa, Mayıs 2010-

ARAYÜZ – Selma Özeşer

‘haritada bir nokta’
önce parmaklarım dokunmuştu
isim şehir oynamaktan çok sıkılınca
-fi tarihli her hikâye kadar- çok güzel
çok güzeldi çocukluk belki
yanlış anlamaktan ibaretmiş hayat
elbet bu hiçbir yanlışı düzeltmez

unutulur giderdi bir anlık esrime
çok sonra çağlar çağlara dönünce
bir anlık boş bulunmayla gelen bir şeyler havadan sudan
mesela
bir siren sesi bir saklı dert birden bire deşilen sırlar
çocukluğum o haritada sonsuz nokta
sen geldiğin içindi bütün bahçeler çayır çimen
dalda kiraz zıpır kırmızı

bir mektup niye yazılır hiç bilmiyorum
kâğıt kaleme değince nasıl gönenir nasıl
acılıdır ahşapta sessizlik
hiç eskisi gibi olmaz yıllar sonra. insan
etten kemikten öte sözde
fener alayları bayram sevinci
anma günleri doğum sancısı beklenmedik bir haber
vedalar taşralı bir içe sığınış
her yeri bir yer yapan Allah
elbet bilir bizim kalbimiz nasıl burgun

bir adın olmalı yanlış zamanda yanlış konulmuş
kim umursar ağaçlar sona hazır yaprakta yağmur soğuğu
nar kırığı mayhoş kırmızı hayat

kimselere anlatmadığın düşlerinde karanlık bir el
gözlerini kapatsın isterdin. sana bakmadan
dizginlerinden soyunuk bir at koşuyor

her kasım sen buralardan yine böyle yanlış geçersin
tut ki unuttun, tut ki adım yedi kat el 

Semra Özeşer
-Akatalpa, Aralık 2018-

YAZ UYKUSU – Nihan Işıker

Lorraine Adler NİHAN IŞIKER YAZ UYKUSU

uykuya aldık tüm saatleri
o eşsiz renkler kaldı ipek kumaşlarda

şaraba dönmüş salkımlardan yedik
sarhoş olduk gerçeklerden

hayalî oyunun
hayalî galibi de yenilince
uyudu
uykulu saatler, dakikalar, saniyeler

hayat gömüldü uykunun tam ortasına
düşlerin şiddeti dahi yetmez uyandırmaya

Nihan Işıker
-Akatalpa, Temmuz 2018-

© Lorraine Adler ..

UNUTKAN – Özlem Tezcan Dertsiz

Özlem Tezcan Dertsiz

sana güzeldim, uzundum yüreğimce
yerini seven çiçektim gürül gürül
aşkın, yanlışlıkla gezdiğim arka sokaklarında
bir gece bıçaklandı sözlerim,
sana güz / eldim

seni yorandım, düşe savuran
geçiş hakkı yoktu denizlerinde
dişleri arasında hırslı bir kentin
sürgündüm şiir seven güvercinlerle.

sende kandildim, yorgandım ayazına
iki renkti ipliklerim ebruli
beş çile yünden çıkmış hüzünlerle
bir yaz bir güz ördüm sarı heybeni
sende kan / dildim

senden geçendim, güneye dönen
kış kadar unutkandım, kuş kadar hafif
yenik rüzgârlarla döndürüp değirmeni,
yanılmalar düşürendim iç ceplerinden

Özlem Tezcan Dertsiz
-Akatalpa, Kasım 2001-

Açık Siyah Bir Gül – Perihan Baykal

PERİHAN BAYKAL Péter Bognár

-“Yol Üstündeki Semender” için-

bazen anlıyorum
Zweig’i
Benjamin’i, bazen
salaş cebinde yüreğinden
daha ağır olmayan çakıl taşlarıyla
Virginia’yı

ben ki uzun bir imâ gibi okudum hayatı
acı bir bıçaktı…
çektim!

dilim lâlmekân
ilim lâ!

tuttum mavi oldum baka baka göğe
yağmura su
kalbimin kirmeninde bir elvan gül
-külliyen ateş! ateşleyin kül!-
belki tutar yara olur -bir ihtimal!-
ağular içmiş eminize

güz elim, Nilgün
içi baştan başa çığlık
Sylvia!

daldırıp elini kalbine
sapı gül ağacı bir bıçağı çeker gibi
gülümsemesi değil miydi şiir, şairin
meydan okuması
acıya

bütün denizlerin, denizliklerin kıyısında
ve altında mavi göğün
“bağırırız avaz avaz”

siyâh kabarcık! âh kabarcık!
içinizdeki en hakiki şey bendim diyor
tek canlı, bu ölü boşlukta

yaşıyordum hâlâ
gömmeye geldiğinizde

tanrının unuttuğu bahçedir intihar
bütün ihtilâller yarım kalmış hikâye

zorunlu ek:
sonra…
bir çiçek, uzatır boynunu
bir kuş cıvıldar

Perihan Baykal
-Akatalpa, Şubat’14-

© Péter Bognár

NOKTASIZ – Nihan Işıker

NİHAN IŞIKER

rüzgâr aşka
aşk kadına
kadın adama üfledi

yeşili seviyorum dedi adam
ağladı kadın
ağaç yeşerdi
dal yeşerdi
yaprak yeşerdi
adam geçti yeşilin yanından

hayalsiz olmaz dedi adam
düş doğurdu kadın
karanlığı sevmem dedi
yıldız ekti geceye
yetmez dedi
sabahla boğdu geceyi

kelamı seviyorum dedi adam
lügat oldu kadın
sözcük oldu
hece oldu
harf oldu

soğuğu sevmem dedi adam
güneş oldu
yazı sevmem dedi
kar oldu

tanrı’dan sabır diledi kadın

Nihan Işıker
-Akatalpa, Temmuz 2011-