DAHA UZAK – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL DAHA UZAK

sen yoksan daha uzak
görünür gözüme midilli evleri,
boşuna olur aramak izini,
cunda kokulu rüzgârın.

adının harflerine değen yağmur,
şimdi hangi avluyu ıslatacak
hangi ırmak sürükleyecek,
avucundan kayan çakılları?

sen yoksan daha da puslu
görünür bana karşı kıyı,
adresini değiştirir zeytinler,
martıların çığlığı kesilir.

ilk aşkların ürpertisini
duymayalım taşlı yapıda yeniden,
lavantaların kokusu getirmeli
suyun öte yakasında yüzünü.

Ahmet Uysal
-Eylül Ebruları-

AYNI AŞKA DÜŞENLERİN ŞİİRİ – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL AYNI AŞKA DÜŞENLERİN ŞİİRİ  BURSA ULUABAT GÖLÜ

~~ Ahmet Günbaş’a

adresini sorduğun gül
söyledi bana dün gece,
aynı aşka düştüğümüzü seninle

gediz’de yıkanan saçlarını
sürükleyerek getirdiğini
uzak anadolu köylerinden

ondanmış benzemesi böyle
talan edilmiş höyüklere
tuz gölüne belenmiş bedeni

kuş yollarında kona göçe
amansız aşklar, uzun kışlar
kırmış yaz sürgünü dalını

eski zaman aralığına da
girmiş olmalı ki bursa’nın,
çoktandır unuttu kuş yolunu

adresini sorduğun gülü
kim sevebilir ki dostum,
iki umutsuz şairden başka!

Ahmet Uysal
-Şiirtüven-

AŞKIN GÜMÜŞÜ – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL AŞKIN GÜMÜŞÜ

yalnızlığımla donatmak
istedim seni,
yağmurlu bahçende
ağacın olmak;
dalları tirşe yapraklı.

eylülün olmak ya da
böğürtlenli yollardan geçen.

öylece kalmak
ıssız kaya diplerinde,
mavi çiçekli otlarla
uyumak…

sabah kızıllığına karışayım
yosunlu taş sunaklarda;
kendi putumu taşıyayım,
boynumda gümüşü parıldasın
yaşamış olmanın aşkı…

Ahmet Uysal
-Eylül Ebruları-

EYLÜL/DÜN – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL EYLÜL  DÜN
neye benzetsem yetmedi:
koluma taktığım eylül/dün
sarıldın sol yanıma;
yetmedi istanbul’un oldum

bir kadın bir erkek
uyumlu iki harf: a ve u halinde
yürüyüp gidiyoruz öylesine
kendi eylüllerimizle

almaşık desenli “mühür”
yaraşırdı elbet şair ve sevgilisine:
“ben-siz ve öteki”
aşkı ve zamanı giyinen
eski divanlara benzettim yetmedi.

daha ne söylenir
bir kadın için:
koluma taktığım eylül/dün

Ahmet Uysal
-Eylül Ebruları-

 

Mavi Şiir Korunağı – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL SUTÜVEN ŞELALESİ MAVİ ŞİİR KORUNAĞI
koru onu kutsal sutüvenim:
mavi göklerinle koru,
alnında köpüğün yılbırdasın
gökçe serpintin
dökülsün omuzlarından
çakıl taşları ser ıslak,
yürüdüğü yollar ışıldasın,
yaz mavisi otlarınla dokun
yüzünün aydınlığına,
büyülü ıssızlığını kat
tılsımına bürünsün harfler.
öpücüklü ipeğinle
süsle gömleğini ki,
ipekten ince olsun dili,
idalı şiir ecemin;
sularından saydam olsun
söylediği ezgiler…

Ahmet Uysal
-Eylül Ebruları-

Resim: Sutüven Şelalesi/Edremit/Balıkesir

 

NAZIM’A ÇINAR AĞACI OLMUŞTUM – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL NAZIMA ÇINAR AĞACI OLMUŞTUM

Geceydi, düşler içindeydim gene
Nerede olduğumu unutmuşum

Yüreğim bırakıp gitmişti beni
Ardından yılkı atı gibi koştum

Nasıl anlatsam sana o geceyi
Karlı dağlarda çıkılmaz yokuştum

Dağlar taşlar devrildi üzerime
Uçurumlarda yaralı bir kuştum

Kurulu düzen, şu bu yoktu artık
Aradığım o ülkeyi bulmuştum

Kalmasın diye oralarda yalnız
Nazım’a çınar ağacı olmuştum

Ahmet Uysal
-Sularla-

ŞAHABI* KOKUSU – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL EYLÜL EBRULARI

hayduşko** havasıyla
tez gidilir balkanlara,
sırtındaysa bedrettin hırkası.

‘şahabı’ üzüm kokusu
varsa ıslak kanatlarında
yaralı turnaların.

boynundan göğsüne sızmıştır,
duyarsın ve yoklatırsın sevdiğine
yerleri, gökleri…

yarım ay tutmuştur
ıssız yolunu serez’in.
sen hâlâ orda mısın sevdiğim.

tarazlı otlara benzeyen
türküler söylenir, çok eski
manastır patikalarında.

bağlar bozulmuştur, ay
dağlara indirmiştir avlusunu,
kırcaali yaralı kalmıştır.

ya sen kime kaldın,
a be deliyaz muhacirim,
kime kaldı deliormanlar !

Ahmet Uysal
– Eylül Ebruları-
*Şahabı-Niğde dolaylarında yetişen siyah üzüm türü..
**Hayduşko(horo) Bulgaristan haydut oyun havası..