TROYALI HELENA 4 – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL TROYALI HELEN 4 ADRASAN MEKTUBU

ADRASAN MEKTUBU

adrasan’da aradım seni helena,
olympos ışığına sığınan gemimle,
büyük buluşmanın titreyişi içinde,
kekova’da sınanmış fırtınalarla,
toros sağanağından geçirdim,
likya taşlarından bana kalanları.

bulunmaz uzaklığındı sanki
gökyüzünü kapatan yanarca dağı,
inceltilmiş taşların ezgisi,
kaya oyuklarında biriken yağmur,
batık gemilere tutunan yosunlar,
seni getiriyordu bana sürekli.

yürüsem nereye çıkar bu yol,
büyük biliciyle buluşturur mu beni,
iki sütun arasında beklemek
geleceğin gizini açıklar mı;
seninle birlikte olmayı düşündüğüm
kadırga, nasıl sıyrılır bunca aşk
yarası taşıyan fırtınalardan!

geleceğim yaptım seni helena;
aşktır geleceği büyük insanlığın,
taşlara adını yazdımsa bundandır,
bana değil, insanlığa kal sonsuz,
bir kez olsun gözüne ilişmek
neye yarar, ışığın düşsün yeter,
taşlarına oturduğum likya yoluna.

Ahmet Uysal
-Eylül Ebruları-

yapma – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL YAPMA

yine yaptın yapacağını,
ne vardı ki;
gidişini
sadece yıldızlara söyleseydin…
her kayışlarında çocukların gözleriyle
dönmeni dilerdim…
bulutlara da söylemişsin…

her gece;
o çocuk gözlerle ağlayan bulutlardan,
kayan yıldızları göremiyorum

Ahmet Uysal
-Revâ-

bugün günlerden yağmur – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL BUGÜN GÜNLERDEN YAĞMUR

bugün günlerden yağmur
ve bugün ilk defa
gözyaşları
kuşların kanadında indi toprağa
ve bugün
ilk defa ağlayan bir yavru
benzedi ıslak bir yaprağa
bugün günlerden yağmur
toprak deniz kokuyor
ellerim yosun
ve bugün ilk defa
sen yoksun.
kuş yuvasında
buğday kök salıyor
içim sıra sürgünler ıslanıyor
ve bugün ilk defa
parmakların
parmaklarıma yaslanıyor
bugün günlerden yağmur
mendil satan çocuklar
balon yapmış sakızdan
ebemkuşağından düğüm
ve bugün ilk defa
gözlerinle ıslandı yüzüm
ve bugün ilk defa
herkes ağladı yokluğuna
ben güldüm
iki gözüm…

Ahmet Uysal
-Devâ-

dönmeyen kuşlar yüzünden – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL DÖNMEYEN KUŞLAR YÜZÜNDEN

dönmeyen kuşlar yüzünden,
tutup bir uzaklığı sevdim;
gözleri eylül yağmuruydu,
güneşin doğuşu troya’da,
öte yakasıydı boğazın

ah, şu kar altında uç veren
dağ zambakları yok mu
yalınlığı sevdim onlar yüzünden;
az az söyleyip susmayı,
aşk kılmayı her yolculuğu

şiir yazmasan da olur ey,
demeleri boşuna olamazdı,
şiir zamanlara savruluyordum
oraya, yok olmaya, son olmaya
dudağımla, kalbimle!

görün işte sunaklara sığındım
ilkel şamanımla içimdeki,
aya tapmanın güzelliğine;
yağmura, rüzgâra bürünmeye
uzanmaya bir dağın duldasına…

Ahmet Uysal
Mart 2011/ ida

 

troya önünde – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL TROYA ÖNLERİNDE

troya önlerinde
yine sargısını
aralıyor zaman:

takılı kalıyor
assos rüzgârı
sabahın dudağında.

orada
bekliyor seni
güz savrulması:

seninle
sürükleniyor
mavilikler upuzun

uzat elini
aşkın som yıldızı
kalsın avucunda.

yenilmiş ülkem içindir,
senin içindir
bu iklim.

uzanmalar vaktidir belki de
adını fısıldayan
otların karanlığına

Ahmet Uysal
-Sonsuz ve Uzak-

YAZLARIN ISSIZINA – Ahmet Uysal

AHMET UYSAL YAZLARIN ISSIZINA

öğreneceklerim var daha ege yazlarından,
saklı gözesine gidiyorum su köpüğünün,

boynundan öpmeye gelinciklerin titreşimini,
gizil dişiliğine bürünerek toprağın,

yaz bulaklarında aramaya mavi ışığını kumun,
ipek bürümcüğünü çapkın böceklerin,

deli zambaklara sürtünmeye dingin ormanımla,
dolanmaya ay ışığına sarmaşıkların altında

zaman öncesi yolunu aralamaya eskil kalıntıların,
sonsuza kalan o bilinmeyen gizine,

ırmaktaysa izi, suyunu görmeye; atılmış kavsa
gömleği, kavını bulmaya uyanan yılanın,

ürpertisini öpmeye kuyruk değiştiren semenderin,
yaban yankısı koyaklarda kalan tılsımına,

gece tülüyle donatan ida’nın eteğini, yıldız
tozu üfüren saman yolunun uzaklığına ıssızlığına.

Ahmet Uysal
-Eylül Ebruları-