yaz kırlangıcı olsam – Ahmet Ada

AHMET ADA YAZ KIRLANGICI OLSAM SÜREYYA BERFE NE SEFERİS İLE ÜVEZDEN

Yaz kırlangıcı olsam özgür
Kurtulur muyum boğucu havadan
Soğuk nezaketten
Tutkusuz merhabadan
İğreti gülüşten
Sahte incelikten
Apansız sirenlerden
Kan sızan gazetelerden
Kaygılı bakışların tanıklığından

Yaz kırlangıcı olsam
Uçarım süreğen gül kokan konaklardan
Unutulmuş korulardan
El değmemiş örenlerden
Bir de garip bir de yiğit
Geceye değen türkülerden

Rüzgârını salınca aynalı çarşı
Sokak aralığı ön avlu bir süre
Gül kokar gökyüzü kokar yabansı
Bırakıp giderim kanatlarımın sesini
Okul dönüşü küçük kızlara

Öyle hafif öyle uçarı
Yaz kırlangıcı olsam özgür
Uçarım yağmur tanesi olana dek
Bir yanda nefes nefese bulut
Bir yanda gönül çelen dünya
Bir yanda ayrılık, bir yanda kavuşma
Yaşamak şaşılacak denli güzelken

Ahmet Ada
-Yaz Kırlangıcı Olsam(1985)-

İSTANBUL – Ahmet Ada

AHMET ADA İSTANBUL

Gül mevsimi, br kıyı kahvesinde
Oturup dinliyorum dünyanın sesini
Toprak saksıda bir avuç fesleğen
Deniz ve gece kokuyor İstanbul

Birazdan çingene çiçekçiler gidecek
Kadıköy iskele alanından
Ay ışığı düşecek omuzlarıma gözleri hareli
Umulmadık sevgiyle kuşatacak beni

Oturup bekliyorum Kadıköy kıyı kahvesinde
Alaturka şarkılar savruluyor gökyüzüne
Denizini yitirmemiş henüz yakamoz
Bir vapur geliyor suları köpürte köpürte
Ne iyi, tarazlanmış ömrüm akıyor bir bütüne

Çiçekleri suluyor balkonda bir kadın
İğne oyalı bir perdenin önünde
Dondurma yiyor uçurtma çocuk
Yanında tekir kedi
Buradan görüyorum, elimde Üvercinka
Cemal abi birazdan çıkıp gelecek sanki

Derken tam üstümde çığlık çığlığa kuşlar
İçimde gurbete düşmüş bir şair hali

Ahmet Ada
-Küçük Bir Anmalık(1996)-

©Saim Dursun ..

Seyir Defteri – Ahmet Ada

AHMET ADA SEYİR DEFTERİ

Bahar mı gecikti kuşlar mı
Eyvah! Gül imecesinde talan
Yüreğimde dinmeyen bir telaş
Kuşkuyla yaralı mayıs günleri

Ne bahar gecikiyor ne kuşlar
Bir tabur dizisi, genç, diri
Korkuyla izliyor yalıların
Nazenin kafesli pencereleri

Rengini veriyor günbatısından
Sardunyaların ateşten kırmızısı
Özlem mi kanayan ayrılık mı
Gurbet yüklü trenlerden sızarak

Yağmur tadında şimdi
Özlediğim kent: Adana
İstasyon yolunda faytonlar
Dolup boşalıyor hovardası külhanıyla
Yazlık sinemalar

Sevgi abla otel odasında
İyimser hüznünü katıyor romanına
Şeker kamışı satan çocukların
Yağmurdaki ayak izlerini,
Bir çentik açarken yüreğine
Tasalar unutuşlar acılar

Ahmet Ada
-Sözcükler Denizi(2009)-

Felsefe – Ahmet Ada

Felsefe - Ahmet Ada

Denize yakın oturuyorum, evden
Geldim, birkaç dergi kitap
Aldım yanıma, kuşları çağırdım
Yorulup konmuşlar tele

Kötü alışkanlıklarım yok, sessiz
Sedasız okuyorum denizi, taşı,
Deniz kabuklarını, kamaşıyor gözüm
Güneşin terazisinde, akşam saatlerinde

Felsefedir bana çiçeğin açmazı
Taşın uğultulu sesi, rüzgârın çıkrığı
İnsan her zaman yalnız kalmaz
Bütün tabiat dolar içeri

Ahmet Ada
-Yağmur Başlamadan Eve Dönelim-

 

Balıkların güneşi – Ahmet Ada

balıkların güneşi - ahmet ada

Balıkların güneşi özlediği
Sabahtı, kalkıp gittim balıkçılara
Dünyadan konuşuyorlardı
Martıların çokluğundan

Deniz dedim veriyor mu kısmetinizi
Dedi biri ağ değil çektiğimiz
Denizin kalbi, kırık
Otağı yaz güneşinin

Oturup peynir ekmek zeytin
yedik, külrengi bulutlar geçti,
Düş de gerçek de bizdik
Elimizde güneşin kargısı

Ahmet Ada
-Derin Göller Kalbindir-

Deniz – Ahmet Ada

48396505_2201324426544340_8150802433983905792_o

Denizin kıyıya küstüğünü düşünürdüm eskiden
Çekilince içine birkaç adım karadan
Yol olurdu ana o zaman koca orman
Yol bana giderdi ormanın bitiminde

Senin evin yakındır fenere sevgili
Bir kapıdan girer ay, saçlarını çözer,
Ormanı dolaşır, sonra yiter
Belki aşktır gözlerinde yanan ateşi

Benim çekildiğim iç deniz karmaşık
Hasretler, yangınlar, hastalar var
Ağır yaralarla örtülmüştür odalar
Işık azar azar dolar

Benim çekildiğim kıyılar sarmaşık
Şafağa döner asma çubukları
Acelecidir gül ve zambak kuşları
Toprağa inerler darmadağınık

Ahmet Ada
-Derin Göller Kalbindir-

 

Doğa içimde – Ahmet Ada

Doğa içimde - Ahmet Ada

Her şey uçuyor, kuşlar, parıldayan nesneler,
Gövdeme sarılmış denizci düğümleri,
Ağacın sevinci, rüzgârın uzun ipi
Sığmıyorum koya denize

Gölgemde kaybolmuşum, altında koca gövdeli ağacın
Tekneler uzaklaşıyor göz eriminden, hava açık
Rüzgâr eskiyen ayakkabımın üzerinden
Yere bıraktığım kitabın sayfalarını çeviriyor

Kendimde yitmişim denizi ite ite
Ayaklarımın dibinden, kıyı bahçeleri kuşlar
Bırakıyor koyun bu yakasını birden.
Yakamı bırakmıyor Akdeniz güneşi

Ahmet Ada
-Uçurum Otu-