RED – Gülten Akın

GÜLTEN AKIN RED

Yırttı yüzlerce dizesini
Çekti duyulan şiirlerinden adını
Sildi şiire dönüşen sözleri
Yüreğinden

Kendi bedenine tutkunlar ey
Kendi aydınlığını sevenler ey
Yorgan gibi bürünüp geceyi
Kendi sıcağında uyuyanlar
Bu nedir bu nedir, bir gececik ozan
Yazdı ama size değsin istemedi
Sizi değmez gördüğündendir
Reddeti güzelim şiirlerini
Sizi reddetti.

Gülten Akın
-Ağıtlar ve Türküler-

YOL – Gülten Akın

GÜLTEN AKIN YOL

Bana tarihini anlattın
Tarihimi onunla ölçeyim diye
Saatını söyledin saatıma
Dostum, eski arkadaşım
Şaşkın sular gibi dağlara dağlara
Mı gidelim dedik, gittik yoşuduk
Öyle iyi ettik
Çünkü sözler davranırsa bizden önce
Tohum çürür yozlaşır tarla
Yabancılaşırız kendi toprağımıza

Bir olduk kayayla sarmaşık
O yüzden
Çocuklarımızı örnek resimlerden seçmedik
Onlar kendileri geldiler
Onlarla birlikte bütün bir ülkenin
Kızlarını sevdik, oğullarını benimsedik
Çan sesleri, öncü gürültülerle
Yaşlandık gençlik içinde
Dostum eski arkadaşım

Dostum, eski arkadaşım
Bildin, korkak bir kâğıda
Yitik bir kalemle nasıl yazılmazsa
Bildin. Direnç yosunlu sarnıçlardan
Sızan sular gibi doldurmalı halkı
Yiğit bir kalem olmayla birlikte
Dağların bilge dervişi gezmeyi istedin
Demiri pasından ayırdı özverin

Varsılları gördük
Altın horozlar gibi susuyorlar
Dünyanın el altı yöneticileri
Onlarla kaparıp susmadık
Yoksulları gördük
Doğdukları yerlerde kalamazlar
Yoklukla beslenen kargış
Kocaman bir fırtınadır
Onları yurdundan sürer çıkarır
On beş yıl birlikte dönendik

Geldik sonra
Büyük kentlerin kapılarına
Kandan gölleri var
Çocuklarımızı bulduk atlayıp geçemiyorlar
Düşen oluyor, asılıp duranlar
Başlarında yurtseverlikten bir ayla
İkiye vurulmuş saçları

Kanı kanla yumazlar dedik
Bunu böyle belleyip bellettik
Şimdilik
Gün küçük dağların ardında
Ve yolumuz var daha
Her şey olgunlaşır
Çürüyüp dökülür zincir
En güzeli, yol yürüyüş öğretir
Dostum, eskimeyen arkadaşım

Gülten Akın
-Ağıtlar ve Türküler-

Görsel: Orhan Köse

 

ZALIMSIN – Gülten Akın

gulten-akin-deli-kizin-turkusu-ve-zalimsin

Zalım sen
Şahin doğan atmaca
On bin avcı kuşuyla
Dört geniş filin sırtında
İpek çadırınıa kurulmuş
Kubilay Han mısın?

Tek tek parçalıyor havada
Genç turnaları doğanların
Ağzın dünyayı bir uçtan bir uca
En barbar eğlenceyi
Gündeme getirdin yeniden
En incesinde çağların
Zalım sen
Sırtlan mısın?

Zalım sen
Biçtiğin giysiyi başkalarına
Sırtında görürsen şaşma
Tanrının ve ulusun kutsallığına
İkelleri kanda sığınılmaz
Sığınamazsın

Gülten Akın
-Ağıtlar ve Türküler-

KIŞLALAR DOLDU BUGÜN – Gülten Akın

gulten-akin-kislalar-doldu-bugun

Kışlalar doldu bugün
Boşalmadı doldu bugün
Ayrılıklar oldu, acılar oldu
Yitikler oldu bugün

Bir sıraya yazılmıştır adları
Biri bir çentik kısa biri bir çentik uzun
Dışarda
Evlerde yollarda
O parçamız olmuş hüzün

Biz halk isek
Biz iğnenin deliğinden
Görür isek Hindistan’ı
Bu bizim mutsuzluğumuzun
Suçu kimin suçu kimin
Kimler dosyalara yazılmayanlar
Biliyoruz, onlar da biliyorlar

Gülten Akın
-Ağıtlar ve Türküler-

KORKU İÇİN İLAHİ – Gülten Akın

gulten-akin-korku-icin-ilahi

Gelecekler
Korku beni bağlamasa
Korku
Yazılıdır gündelik defterimizde
Temize çekerken çoğumuz
Harflerini düşürmüşüz
Ya da silmişizdir bir güzel
Yerine gerekçesiz yiğitlenme
Oysa
İnsan yaşarken de ölürken de
Vardır korku ipek kozamız içinde
Bekler kendi yöntemince
Gün gelir, sarılır

Gelecekler
Korksam, korkudan korkmayarak
Söylesem kendime ki
Korku
Hayatımız içindedir
Tıpkı ötekiler gibi
Korku beni bağlamasa

Gelecekler
Korku miktarınca yaşandıkta
Ufak ufak parçalayarak
Dönüştürsem
Dönüştürsem, uğrasa kozasından
Yeri kalmasa sarılacak

Gelecekler
Korkudan korkmuyorum
Her şeyi kendi içinde
Çözmeye ve yeniden kurmaya
Hazırım
Bekliyorum

Gülten Akın
-Ağıtlar ve Türküler-

Dizeler – Gülten Akın

GÜLTEN AKIN DİZELER (c) Mustafa İlhan

1
Kırlangıç nasıl çırparsa kanadını
Gerekçesiyle
Toprak nasıl kabarırsa günü gelince
Bir Türkmen gelini, üzeri yüklü
Nasıl inerse bir yokuşu
Öyle indik bütün yokuşları

2.
Neye yarar zorba bir cücük gibi
Yetmeden delmek yumurtayı
Evecen sözcükler gibi ağzı zorlamak
Ve salmak öfkeyi, aklı bağlayarak

3.
Biz de yandık
Çünkü yandı halkımız
Boğulduk halkın boğulduğu sularda
Ve çocuklarımız
Onlar birer birer vurulduğunda
Can evinden yozudu binlerce

Gülten Akın
-Ağıtlar ve Türküler-

Görsel: Mustafa İlhan

Irmağa Karşı İlahi – Gülten Akın

GÜLTEN AKIN IRMAK KARŞI İLAHİ

Irmak sesinde gül büyür
Kesilme, türkünü sürdür
Kamu susarak öldürür
Ölümüne kast olanı

Eğer asa, eğer basa
Demir kafeslere kosa
Yoldan eyleyemez kimse
Deniziyle dost olanı

Ozan der ırmak değilim
Ama bendimi seçmişim
Irmak bulduğunu akar
Gider dolanı dolanı

Gülten Akın
-İlahiler/Ağıtlar ve Türküler-

Avlu – Gülten Akın

GÜLTEN AKIN AVLU

Avlu bir çığlıkla tamamlandı
Sanki eksikli kalırdı o çığlık olmasa
Uzun buzdan sarkıtlar biçiminde
Dondu çığlık

Dondu çığlık
Lacivert resimler çizerek üstümüze
– Ana o çığlığı nereden buldun?
Düşündü nöbetçi , sirenlerden mi
Martılardan belki
Ama nerde deniz? Deniz olmalı ki
Üstümüzde mavisi kesilmiş soğuk gökyüzü
Altımızda
Altımızda yanımızda ve her yerimizde
Avlu.

Avlu , o yedi günün birinde
Toplaşıp toplaşıp dağıldığımız
Yaşayan parçamız oldu.

Avlu
Kulübeler ve dikenli teller
Pembe ve çatık nöbetçi
Kalan altı günde birikir mi
Kurşuni damdaki deprem öncesi sessizliği
O çığlık olmasa yarım kalacaktı sanki
Üstümüze doğrultmaya tüfekler
Mekanizma sesleri
Geldi bütünledi
Çelenkti o , kara gövdesiyle devindi avluda
Dokusunda ilenç çiçekleri
Önünde durdukça her bir ananın
Büyüdü
Öyle ki
Onu kim görse dağ derdi
Şimdi biz
Yani biz analar
Artık o avluya nasıl sığarız

Gülten Akın
-Ağıtlar ve Türküler-

Hünkâr Ana Soruyor – Gülten Akın

Kimler
Kanayan bir ülkenin damarlarından
Yad değirmenlere su taşıyanlar
Kimler
Aşımızın içinde gözleri
Ekmeğimizi bölen eller
Kimler
Kuşatmış dört bir yanımızdan
Sözümüze engel, adımımıza kolcu
Kara gecelerde
Düşümüzü söküp çıkarmaya
Ve silah tepeden tırnağa
Korkuyu kuşkuyu aramıza
Aptal çaşıt gibi, sanırsın gizliden
Sokup savuşacak, hele şuna
Hele şuna.

Gülten Akın

Küçük Kızın Türküsü – Gülten Akın


Küçük, küçücük bir kızken
Unutacak mısın yüreğim
Bir kurdele bir pabuç yüzünden
Unutacak mısın yüreğim

Şimdi de onulmaz korkundur
Evde ekmeğin tükenmesi
Un biter, ekmek biter, gelsin ödünçler
Unutacak mısın yüreğim

Başın dönerdi sabahları
Her atılan bomba bir parça
Yiyecek alır giderdi
İkinci Dünya Savaşı sırtından geçti
Unutacam mısın yüreğim

Birçokları kahraman oldular
Büyük oldu adları
Kara binitleri sırtından geçti
Unutacak mısın yüreğim

Birçokları kahraman oldular
Büyük oldu adları
Kara binitleri sırtından geçti
Unutacak mısın yüreğim

Şimdi çocukları doyurup giydirdikçe
Parklara, çarşılara götürdüğünde
Kendini, kendi çocukluğunu
Unutacak mısın yüreğim

Dünya uçurtmayla balonken
Kırmızı ve mavi tayfın bütün renkleri
Sana zehir zindan edenleri
Bağışlayacak mısın

Sen, senin adına bağışlayabilirsin
O zaman
Ottan ve açlıktan ve bilcümle haşereden
Cümle dertten hastalıktan
Ölenler ve kalanlar seni bağışlamayacaklar
Duyuyor musun yüreğim

Unutma sakın unutma
Bağışlama sakın
Sakın düşmanını sevme, sakın susma
Bekle büyük kavgayı bekle
Anlıyor musun yüreğim.

Gülten Akın