Yarına Selâm – Kemal Özer

KEMAL ÖZER SEVDALI BULUŞMA

Bir gün – oradaydık diyelim bu dünya konuşulursa
ışığını bizden de aldı, bizim birbirimize uyanan bakışımızdan

Bir soluk – diriltti diyelim solgun bir yazgıya dokununca
bizden de geçti, bizi tanımayan o alev titreşimli hızdan

Bir mektup – yazılmış diyelim prangalar eskitmenin soğuğunda
bizden de bir damla, her satırında bir damla direnen sabrımızdan

El ele tutuştuk sevgilim, bizi de sınadı bilenmiş orağıyla
emek kardeşliğinin rüzgârı bir daha eskimedi alnımızdan

El ele yükseltilen bir doruk – tekili taşırmak için çoğula
yeryüzü kalabalığına varmak için kabuğunu kıran yalnızdan

yeni bir renk katmak için her yağmur sonrası gökkuşağına
kıvılcımlar saçan çeliğe su vermek için gözyaşımızdan

yaşamı düğüne dönüştürmek, hak edilmiş mutluluğa
bir gelin ışıltısı devşirmek için yüreği aşılı kızdan

Hepsini bizde bir araya getirdi bu sevdalı buluşma
yarına bir selâm, kızıllığı yıllar sonra da ışıyacak yıldızdan

Kemal Özer
-Sevdalı Buluşma (2005)-

Yüz Aşk Sonesi LXIV – Pablo Neruda

95149919_3166928559983917_3843709925616254976_o

LXIV.
Bu aşk deryasında menekşelerden aldım rengimi,
gittim kör kuşlar gibi hep aynı yönde
ta pencere kadar, arkadaşım benim:
Cılız bir feryat duydum kırık bir kalpten

ve o karanlıklar içinden çıktım göğsüne,
bilmeksizin kimim, neyim, gittim buğdayın kulesine,
belirdim yaşamak için ellerinin arasında,
denizden çıktım, denizden, senin mutluluğuna.

Kimse anlatamaz sana ihtiyacımı, doldurmaz
hiçbir şey senin yerini, aşkım, ana kökü gibi
Şili Çamı’nın sana olan ihtiyacım, sevdiğim.

Kuşkusuz yıldız olup çaktı sana hasretim,
dipsiz bir kuyu gibi yaban yıldız kuşağından
zamanın sonsuz şimşeklerle koruduğu yerde.

Pablo Neruda
-Yüz Aşk Sonesi-
Çeviri: Adnan Özer

SEVDA GÜNLERİ – Ahmet Ada

SEVDA GÜNLERİ - Ahmet Ada

Pırr diye uçuyorsa sakallarımdan birkaç kuş
Yaz penceresine konuyorsa
Pencereye uzanan kiraz çiçekleri uyanıyorsa
Sevda günleridir
Sen yine saçını ör, sonbahar giysilerini giyin
Eteklerinin zili içindeki sireni selamlasın
Rüzgârdan şapkan selamlamıyorsa

Kimler gidiyorsa dünyaya kırgın
Beyazlar giyin, gözlerinin hercai ışığını onlara ver
Gizlice öğrensinler diye gülümsemeyi
Sessizce öğrensinler diye yıkılmamayı
Birileri teneke kutularda çiçek yetiştirirken
daracık sokaklara bakan balkonlarda
Birileri küçük odalarda, belki de küçücük kızlar,
anısız kapatırken kitaplarını
Sen yine umuda çalış, sarpa sarıyorsa özgürlük koşusu
at yarışlarına koş
Koşunun yağmurlu sabahı ol.
Rüzgârda şapkan selamlasın gözaltındaki kayıpları
Birileri yok sayıp selamlamıyorsa

Pırr diye uçuyorsa başımın üstünden birkaç kuş
Yaşıyorum demektir bu kardeşim
Sonsuz yaz, aynalar takvimlere yazılıyorsa
Günlerce
Bir kuğunun ömrü kanıyorsa sokak ortasında
Sevdadandır diyor yaşlı çınar
Eski denizler onaylıyorsa sevda dizelerini
Sen yeni dizeler yaz, içindeki fırtınayı düzenle
Birileri hançerle dolaşırken, güle çalışırken
birileri
Güle çalışanları selamla kimseler selamlamıyorsa

Ahmet Ada
-Küçük Bir Anmalık-

Aheste – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN AHESTE

Gazap sözcükleri var mıdır? Üzümler gibi tanelenen, rüzgârına karşı geçmiş bağların, kıyıların? Bir ada seç kendine, sen söylemeden kımıldamasın. Şarabını kendin yap gençliğinin kanından, bütün hatırladıklarından. Teninden yanığı geçmemiş olsun eski yazların. Ay işte!

Sonra uğurla kendini bu sahilin şiirinden

Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın!

Murathan Mungan
2007
-bazı yazlar uzaktan geçer-

SALACAK – Engin Turgut

Yüzbaşı Mehmed ALİ

“Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer
Ömrüm oldukça gönül tahtına kurul
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.”
Yahya Kemal Beyatlı

Denizin kıyısından koşarak geldiler
Masaya tüneyip birer çay istediler
Kimler mi dediniz
Menekşeler…

Eskiler seni iyi bilirler
Çok efendi bir güneşin var senin.

Salacak işi bu belli olmaz
Herkes merhabasını tokuşturur
Biraz hüzün ikram edilir
Kimse almaz!

Ah Salacak ah!
Şerbetten elbiseni giymişsin
Al şiirimi sana çok yakışacak

Nedir Salacak
“Merhaba” kahvesinin gıdığına konan serçe.

Salacak denilince
Kayaları da delip geçen düşler gelir aklıma.

Ağaçları, bulutları, martıları
Göğü, denizi, yalnızlığı susmaz!

Kalbimizin ötüşü hiç susmaz Salacak’ta.

Vanilya kokar Salacak
Tarçın, kestane, tütün.

Şarap kokar Salacak
Deniz, şarkı, yağmur, umut.

Ensemizden tutar bizi firuze mavisi
Deli otlar gibi oluruz, sevgi kokar
Aşk konuşuruz.

Kalbimizi gösterir kalkarız masadan
Bahar veririz isteyen herkese.

Nedir Salacak?
Çılgın köpük, anılar hışırtısı
Balıkçı tekneleri, vapur düdükleri
Kolu kanadı kırık bir iskele
Ve kahvenin önünden geçip giden
Küf yüzlü bir kedi.

Gökyüzü kaçmış gözümüze, kiminse alsın
Biri gene hüznünü düşürmüş yere.

Kimdir Salacak?
Biraz da İhsan Yüce!

Engin Turgut
-Rengârengin-

©Yüzbaşı Mehmet Ali, 1900’ler.. Salacak…

İstersen – Demet Duyuler Doğan

DEMET DUYULER DOĞAN İSTERSEN
“yüreğime”

İstersen yakınlaştıralım şu bulutu toprağa
kurak duygulara çiçekler açtıralım
ırmak ırmak oluşup denizlere ulaşırken
sabaha çevirelim yakamozsuz karanlığı
yüreğimizi de maviliklere yükseltelim

İstersen bir orman evimiz olsun
çam köknar meşe koksun odaları
kapısını ay ışığıyla açalım
yıldızlardan yapalım çatısını
sevdamız yolunu oradan bulsun

İstersen bir urgan bulalım
bağlayıp kavuşturalım dağları
karlı doruklarını eritirken aşkın ateşi
dere değil şiir koyalım
çağıldayıp coşan sevdaların adını

İstersen adımız
yan yana anılsın dağlarda
yankılansız sevgi sözcüklerimiz
ya da
şiirimiz çok çocuklu bir aile olsun
biz sormazsak
onlar sorsun hatırımızı
akıp giden ömür içinde
saklasın gizimizin anlamını

Demet Duyuler Doğan
-Kırılgan Bakışlar

Charles Baudelaire (9 Nisan 1821 – 31 Ağustos 1867) Anısına …

DÜŞMAN CHARLES BAUDELAIRE 2020

DÜŞMAN

Gençliğim karanlık bir fırtına, boran oldu,
Ara sıra ve yer yer parlak güneşler açan;
Bahçemde birkaç tane kızarmış meyve kaldı,
Yıldırımla yağmurun getirdiği yıkımdan.

İşte sonbaharına vardım düşüncelerin,
Kullanmak gerek artık küreği ve tırmığı
Taşkın görmüş toprağa bir düzen vermek için,
Suyun mezarlar kadar büyük çukur açtığı.

Kim bilir düşlediğim yeni çiçekler burda
Bulacak mı sellerin yıkadığı toprakta
O gizemli besini güç kuvvet kazandıran?

– Ey acı! Ey acılar! Zaman hayatı yiyor,
Ve yüreği kemiren göze görünmez Düşman
Yitirdiğimiz kanla büyüyüp güçleniyor!

Charles Beaudelaire
-Beaudelaire’den günümüze
Fransız Şiiri Antolojisi-
Çeviri ve Derleyen : Ahmet Necdet

aşk acemidir – Sennur Sezer

SENNUR SEZER AŞK ACEMİDİR

Bir zamanlar
gece yağmurlarının öptüğü gül yaprakları selamlardı beni.
Yağmurlar ağrılar gibi dindi.
Bir eksik şarkı esip duruyor bahçelerde şimdi:
Ölüm kibirlidir… aşk acemi.

Güneşi hiç görmemiş çiçeklerin kokusu çağırır geceyi.
Orada, uzak güneyde, bu kokuyla sarsılır karanlık. Sevgiliyi
öven şarkılar ışıldar ufukta: Ya leyl, ya habibi, elbi elbi…
Ne gecenin umurundadır, ne sevgilinin… Yalnızların incinir
yüreği:
Ölüm kibirlidir… Aşk acemi.

Altın parçaları gibi sarkar da dallardan iğde, kokusu
anımsamaz çiçeğini. Söyle hangisinden yanasın… Hangisi
daha sevgili. Dudağında dilinde dolaşan buruk tat mı, baş
döndüren koku mu? Söyle özlediğin hangisi? Aşk mı acemi
yoksa … Ölüm mü kibirli?

Bir zamanlar gece yağmurları öperdi gülleri…

Sennur Sezer
-Akşam Haberleri (2006)-