Doğum Tarihi 5.11.1926 – John Berger

90497810_3071866186156822_5336699231254085632_o

Her gün daha kırmızı
armut ağaçlarının yaprakları.
Söyle nedir kanayan.
Yaz olamaz
yaz erken bitti.
Köy olamaz
köy yolda giderken sarhoş olsa bile
yere düşmedi.
Kalbim olamaz
çünkü kalbim öküzgözü çiçeğinden
fazla kanamıyor artık.

Kimse ölmedi bu ay
ne de şanslıydı kimse yabancı bir ülkede
çalışma izni alacak kadar.
Çorbayla doyuruyoruz karnımızı
samanlıkta yatıyoruz.
Kasımda olağan sayma dışında
intiharı düşünen yok.
Söyle bana kanayan ne
sen, gözleri karanlıkta gören.

Kâr uğruna
kolu bacağı kesilen dünya
kanıyor
kan deryası sokaklarda.

John Berger
1983
-Tarih/ Toplu Şiirleri-

YAŞAMI SEVMEK DİYE BİR ŞEY – Ahmet Ümit

AHMET ÜMİT YAŞAMI SEVMEK DİYE BİR İEY

Bir uçarı sevda dolanır başımızda.
Çeperlerine kadar zorlayarak,
Deli deli akar kan damarlarımızda,
Hoş kokulu baharı da severiz
Sarı sıcağında.
Sararmış günlerde, yağmurlar fısıldar
Sevda türküleri.
Bitmeyen gecelerde, karlar düşlerimize yağar.
İstemedik, istemiyoruz.
Acının uğursuz gölgesi düşmesin üzerimize,
Ne fidan boylarımızı toprağa verecek çağımızdı,
Ne yosun tutmuş taşların ardında çürüyecek yaşımız.
Ama vurulmuşuz bir kere,
O rüzgâr güzeli gözlere.
Öyle garip garip bakmayın yüzümüze,
İçiniz kaldırırsa eğer,
Yüreğimizde eriyen yağlı kurşunları
Çıkartın birer birer.
Çözün boynumuzda çürüyen sabunlu ilmikleri.
Sıcak nefesimizin nemlendirdiği
Kalın duvarlara bir dokunun,
Bir dokunun ve anlayın bizi.
Bırakın ılık rüzgârlar okşasın
Zulmün soldurduğu yüzümüzü,
Başak renkli ışıklar ısıtsın
Donmuş tenimizi,
Dağ pınarlarında yıkansın yaralarımız.
Ve ne olur bağışlayın çaresizliğimizi
Çocuk ellerinde cıvıl cıvıl çiçekler yerine
Kendi kanımızı sunduğumuz için yeryüzüne.

Ahmet Ümit
-Sokağın Zulası-

Görsel: “Ayazma Pınarı Tabiat Parkı”, Bayramiç/Çanakkale…

bomboş bir sayfaya fahriye – Turgut Uyar

TURGUT UYAR BOMBOŞ SAYFAYA FAHRİYE ABLA

bu sayfaya her şeyi yazdım her şeyi söyledim
kırmızı kiremitleri evcil domuzları bir bir elledim

bitmez bir uzun hava sanrısı verdiler bana
o eski havayı aldım kendimce tazeledim

atılmış bir ok oldu bendeki bu dağ tutkusu
durdum en olumsuz şeyleri en güzel ezberledim

ne sulardan geçtim boğulmadan, nerelerden, hatırlanmaz
hatırlanırsa eğer şuralarda buralarda şöyle dedim:

“ben akar suya neden tutkunum çünkü akardır durmaz
bir suyu seslendirenin terli gözyaşı akardır durmaz

her şeyim tamamdı şöyle ki bir mataram eksik gibi
ama ellerim silâhı sever korkarım sakardır durmaz

kırmızı kiremitlerin çamurunu ben kardım, ben incelttim
bir toprağı hayvanlarım, hayvanlarım ekerdir durmaz

canını alırım en yüce gömlekçinin bir dalışta
o usta sanır ayışığında kendini oysa sekerdir durmaz

o kimse kendisini sansın ayışığında kapılar kapalıyken
benim kanım, tutar sözünü bereketlidir akardır durmaz

evleri kapıları pencereleri oyları oymaları derken
derken ayrıkları eski saatleri soluğum yakardır durmaz”

hatırlanır elbet şuralarda buralarda böyle dedim
ben çok uzak güneylerin geçmişinden geldim

senin geçmişin uzun, elini hemen elime ver geç kalma
çoktan beri beklediğin o diri gülümseyiş işte bendim

Turgut Uyar
-Divan-

Çalgılı ırmaklar – Ahmet Ada

AHMET ADA ÇALGILI IRMAKLAR

Nisan’ın geldiğini söylüyor çayır, kuşlar kalkıp kayısı dalına konuyor. Çiçekler sulara düşüyor, sular alıp götürüyor başka çiçeklere. Bahçedeki kaplumbağanın yaşını soruyorlar, sular kadar vardır yaşı diyorum. Suların yaşı sınırları aşıyor. Tiranlar boş yere duvarlar örüyorlar. Yeryüzünün en dip kıyısına dek uzanıyor kalbim. Şarabî denizler, derin göller kalbimdir. Birbirine kişneyen atlar benim kibirsiz özgürlüğümdür dörtnal giden ve geçen çalgılı ırmakları.

Gene gündüz, gene zarif Nisan çözük saçlarıyla geliyor. Deniz kıyısında Naz’dan ayrılıp karşılayamaya gidiyorum. Kaçmış barbar tiranlardan, selamını getirmiş nilüferlerin.

Yağmur başlamadan eve dönelim.
Ahmet Ada
-Yağmur Başlamadan Eve Dönelim-