YAKSANA BİR SİGARA – Ahmet Ada

AHMET ADA YAKSANA BİR SİGARA

Malta kahvesinde akşam oldu
İstanbul koktu çay, simit, mor menekşe
Yaksana bir sigara, aşksızlık öldürür adamı
Yaz nedir ki yoksa, yaralı bir aşk belki
Salınarak yürüyen öfkeli bir karanfil
Sevda belki yeşeren saksıdaki
Sokaklar gül yası, çocuklar ağlamaklı
Bir yağmur yağsa dağılır elbet bu sıkıntı
İşçi kahvesinde rüzgârsız akşam oldu

Yaksana bir sigara, işsizlik öldürür adamı
Çocuklar çiçekler vapur saatleri
Ayın kandili güzelim kardeşim
Ekmeğin buğusu suyun öyküsü
Aşka benziyordu aşka benziyordu

İşsiz umarsız birine akşam oldu
Aşklar bitti atlar denize indi
Deniz ki açıldık ay saatleriydi
Paylaşmak için balıkçıların mutsuzluğunu
Yaksana bir sigara, düzelirse aşkla düzelir dünya
Yalnız aşkla, paylaşılınca güzel olan

Ahmet Ada
-Aşk Her Yerde (1990)-

Susanlar İçin İlahi – Gülten Akın

MELİSA GÜRPINAR GÜZEL ACILAR ÜLKESİ 26

Ağudan halk’olmuş bunların hepsi
Alınlarında yatay üç çift elif
Dudakları kanadını koyvermiş kırlangıç gibi
Hangi dar’da kalmışlar açılmamış
Yabancım değiller, ansıyorum
Ohri’de bir eski manastırda
Miroslav ustayı dinlerken görüyordum
Duvardaydılar
İsa kanlı çarmıhıyla ortalarında
Bir de devrimlerin, savaşların
Suçlayan fotoğraflarında
Korkan, kendi korkusundan korkan
Korkudan isyana geçecek insanın hali

Ağudan halk’olmuş bunların hepsi
Gül insana nece nece yakışırken
Ve ılık ebrusunu bağışlarken nisan
O tarihsel yükü yıkıp bazı çocuklarının omzuna
Kamu susuyorken
Hepsi hepsi birkaç ağaç birkaç çingene
Dar o dar
Gibi gelir amma
Öyle mi acaba

Onlar, ağuyla kardaş olanlar
Hep öyle
Hep alınlarında üç çifte elif
Ağızlarında o kötürüm kırlangıç
la mı kalacaklar
la mı kalacaklar

Gülten Akın
-İlahiler (1983)-

ölüm ve zaman – Hilmi Yavuz

HİLMİ YAVUZ ÖLÜM VE ZAMAN
yollar belli belirsiz yükseliyor

yollar yakut uzaklıklardır
ve onlara ulaşmak, kimbilir
ne kadar, ne kadar zor…
yunus yana yana yürüdüydü
mevlânâ döne döne
bense kana kana yürürdüm
bir şair, neydi adı, * şöyle diyor:

bir gülün biraz daha gül,
bir hüznün biraz daha hüzün
oluşu gibiydik
ayrıyken de, birlikteyken de…
yaşadık: bir kayboluşun kayboluşu…

şiir belli belirsiz yükseliyor

şiir ne? sonbahar içinde sonbahar
hoca** kesik kesik yürüyordu
bir sur, bir sûret, bir sûre
çelebiyse*** uça uça yürümüştü
gökyüzü boydan boya tennûre…
seviştik: bir gövde, bir karşı-gövde
sevişmek kendini erguvan
diye bilse de olur, bilmese de…

aşklar belli belirsiz yükseliyor

aşkları kendimle bezedim
ben aldım şiirin yılkısını
ben ürettim…
ve ‘bir yazın kendi içine doğuşu…’
(ya da, ona benzer birşeyler!)
diyebilmek…
yürüdüm: dile gelmek-
le gelmemek arası bildiğim yerde
ölüm! Söz’ün alçalan kışı
ölüm! toplananın dağılışı:
kitap, hüzün ve gövde…

ölüm belli belirsiz yükseliyor

Hilmi Yavuz
-yarın/Zaman Şiirleri-

* Hilmi Yavuz
** Behçet Necatigil
*** Asaf Halet Çelebi