SULARA KARIŞTIM – Engin Turgut

ENGİN TURGUT SULARA KARIŞTIM

Susamış güneş, yamaçlarda gezinir, erken
Bir şehrin gövdesi, kırılmış saksılar ve ben
Ürpertiyle insan öpüp, sarstığımdan yüreğimi
Ve ben öldüm öyle küçük şeyler yüzünden

Aldanmayı, her yeni buluşmayı
Hüzün sayıyorum çiçek öpmeyi, kuş koklamayı
Yaşamak anlıyorum duygularımın terlemesini
Denizi ve göğü aşkla içime katmayı

Sesim çıkmaz okşadığım kedileri alıp götürseler
Anıları çoğaltmaktan başka ne işe yarar bu
Azıyor ülserim, öyle yorgunum, öyle yitik
Bir mavi kalır aşklardan, onu alır giderim

Gece olunca akmak, sabah olunca susmak öğleye
Acemi olmak, öyle sanılmak, şehvetle sevişmek
Kendimizi eskitmek, bir bir hatırlamak kendimizi
Yanlışlarımızın acı tadı kıvranır içimizde

Ben öldüm, direnmekten, sesimi tutmaktan
Mutsuzluğumu seviyorum, konuşkan alkolü de, bırakılmış
Ne varsa, dul ağaçlar, dul kadınlar, acıyan herşey
Yalnızlığım, yalnızlığım benim, yok mu arttıran

Her giden günün kokusu yıpratır beni
Ürkek düş, alıngan aşk, savrulmuş şarkılar
Kendi boynumuzla kalırız orda, tenhalarda
Ve ben çok öldüm, çoktan karıştım sulara.

Engin Turgut
-Kışkırtıcı Erguvan-
©Rosario Portella

ürperti – Mehmet Sadık Kırımlı

MEHMET SADIK KIRIMLI ÜRPERTİ ©Cihan

sabah ve sessiz bir yalnızlık

öpüyordu suları
hayatı ve köpüklü kıyıları

içimde bir keman sesi var
bana Vivaldi çalıyor
sonsuzluk gibi uzuyor önümde Akdeniz
çiçeklerin yüzünü okşayan el sanki
tenimde oynaşan rüzgâr

eski duvar üstüme yıkılan yaz sonu
nasıl kalkacağım altından

özlemi unutarak el sallamak var ya giden yolcuya
zaman kopar, yalnızlık başlar ya
işte öyle
okşayıp gidiyor yüreğimi bu güzel havalar

sevmiştik seni Akdeniz
öpmüştük kiraz tadı bırakan dudaklarından
soluğumuz hâlâ kıpkırmızı alev
yangının tam ortasında sularla sevişmiştik
düşlerimizin durağıydı gözlerindeki
derin mavilik

içimde
ipliği kolay çözülemeyen ürpertisin
belki de çilesin uzun yol yürümüş, sanki
bozulacak büyüsün adını anmasam

anlatamam onu sana konuşamam
ama birkaç yerde daha beni gördü bu güzellik

bu ayrılıktan hüzün olsun gözlerin
ağlasın hep seni bana

Mehmet Sadık Kırımlı
-aşk da yorulur-

©Cihan/wow-Turkey

Kanaviçede Gül Sarması – Demet Duyuler Doğan

000

Birbirlerinin eprimiş ruhuna
teyelleyerek ipekten sözcükleri
yeniden dokuyacaklardı aşkı
sanki kanaviçede gül sarması

Kendini gizleyen geçmiş
iğnesini değdirince geleceğin kasnağına
ebruli yürekte düş kırıklığı
döküldü ruhların
iplik iplik kaçamak buluşması

Yüreğim durma yetiş
yaşam karartan bir ağıt olmasın
bir başına yaşamak bu aşkı
bilirsin yalnızlık yaması örtmez aşkın yanıklarını
yaslan maviye bir türküye dönüştür

Yamamız umut olsun
iğnesi senden
cemre gibi düşen
benden pembe ipliği
aşk kadar büyüleyen
göz nurumuzla dokunsun

Bunu saklasın bir genç kız
biraz mihnet çokça minnet duygusuyla
çeyiz sandığının naftalinli dibinde
bizim yaşayamayacağımız geleceğin yerine

Demet Duyuler Doğan
-Kırılgan Bakışlar-