BAŞKA PENCERE – Ahmet Ada

AHMET ADA BAŞKA PENCERE

Bu kez trenle girdin şehre kar altındaydı
Buzdan şapkasını giymişti saat kulesi
İstayon tenha yalnızlığındaydı
Saçaklarda buzların uzayan gölgeleri
Benziyordu ayaza kesen ağaç gövdelerine

Onların yeşime dönüşen hallerini de gördün sen
Yaz ortası Hisarcık yolunda
Yürüdüklerini bir de bağlar arasında şarkı söyleyerek
Basit yalın sade
Nasıl söylenirse bir aşk şarkısı, öyle

Onlardan birisin sen de
Bu kış gününde yürüyorsun şehrin alanına doğru
Omuzunda yazdan kalma elmacık kuşları
Alnında solgun patikaların rüzgârı
Şehre yeni girdin bu kez trenle
Bir fıskiye sevinciyle, sessizce

Ah, kimseler yok sevincini anlayan
Rüzgârda uçuşan bir eşarbın
Ne kadınlar ne ihtiyarlar ne çocuklar
Kimseler kalmamış çın çın bir sessizlik
Perdeler örtük sokaklar tenha
Heykeller kar altında
Başka pencereler arıyorsun göz ucuyla
İçinde mekiğini işleten bir türkü
Rumelili

Kuşlu bir ağaç arıyorsun eski mahallede
Annen öleliberi.

Ahmet Ada
-Küçük Bir Anmalık-

KALABALIKTA YATMAK – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOL KALABALIKTA YATMAK

kalabalık: dağınık yüzlü yatak
kendini usulca sokağın akışına bırak
amaçlı amaçsız yürüyen insanlarla.
kimi bir dükkânın vitrinine tutsak
kimi yürüyor yalnızca aşktan
kimi kendine bir cevap kadar uzak.

üşüyorum, diyorsun bu boş cennette
başağrısıyla uyanıyorsun her sabah
ağzında binlerce sigara yanığı
tiksintiyle bakıyorsun aynadaki yabancıya
yılların neşesi nasıl da acıyla oturmuş oraya.

yağmurun sesi usulca düşüyor yatağına
bir bulut gibi örtülen o gizli kalabalığa
bırak kendini, git onların gittiği yere
bir amaca ulaşamasan da

biraz yürümüş olursun.

Tuğrul Tanyol
-her şey bir mevsim-

SUALİMDİR – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU SUALLİMDİR

al şafağı alda alazlandıran
ala günde gülhatmiyi güldüren
güzellikle yüreğinin arası
kaç adım a sevdiğim?

rüzgârda salınan başaklarını
ak una adayan akça buğdayın
onuruyla yüreğinin arası
kaç adım a sevdiğim?

gökçe çeç üstünde alıcı kuşlar
gömütlerde selvilenirken açlar
kavga ile yüreğinin arası
kaç adım a sevdiğim?

ceren hayat ensiz kılıç üstünde
sınanırken direnç gönül destinde
sevda ile yüreğinin arası
kaç adım a sevdiğim?

Ayten Mutlu
-vaktolur-

SOKAĞIN ZULASI – Ahmet Ümit

AHMET ÜMİT SOKAĞIN ZULASI

Gün gelir anımsar bizi bu sokaklar.
Dar kaldırımların gölgelerimizi özleyeceği tutar.
Ağaçların gövdelerindeki o eski yara depreşir.
Lambaların ölgün ışıkları biraz daha kederlenir.

Bir kız yürür yanıbaşımda
seke seke bulutların üzerinden.
Bir serçelerde vardır bu telaş,
Bir de onun küçücük ellerinde,
Bizim işimiz deniz mavisi çakıp,
karanlık yakmak.
Kirpiklerimizin kavrulmasına aldırmadan
ateşin gözünün içine bakmak.
Bunun için alnımız böyle bakır kırmızısı,
yüreklerimiz serin.
Bunun için bu damarlarımızdaki dayanılmaz sıcaklık.

Bir kız yürür yanıbaşımda,
Dizginsiz koşuşturur güneş ışıkları
saçlarının kıvrımlarında,
gençlik taze bir ateştir burcu burcu tüter
gönlünün kıyısında.
Bu kaçıncı görüşme?
İlk ne zaman nerede?
Anımsamıyorum. Sanki onu doğduğumdan
beri tanıyorum.
O, adımı bilmez benim,
ama en yakınlarından biriyim onun için.
Bir de bu sokaklar var, yaşadıklarımızın hissesiz ortağı.

Bir kız yürür yanıbaşımda.
Geçtiğimiz parklar gülümser,
Hınzırca göz kırpar hercai menekşeler,
usulca selamlanırken ağaçlardaki yapraklarca
yiter gider ayaklarımızın altındaki kaldırımlar.
Bu sokaklar var ya bu sokaklar.
Hani o eylül sabahı,
bizi bir sevgili gibi bağrına basan.
Direnişlerle güzelleştirdiğimiz,
yokluğumuzla öksüzleşen.
Kaç kez kurtardı bizi pusulardan,
Kaç kez ele verdi.
Her bir taşında adımlarımızın izi
Her köşesinde anılarımız saklı.
Ey eylem kararlarımızın üçüncü şahsı,
kıyamet mi kopardı, bir de dilin olsaydı,
anlatsaydın gelecek kuşaklara yaşadıklarımızı.

Bir kız yürür yanıbaşımda
Gözleri sevda çalar,
Soluğu türkü kokar.
Teni toprağımın rengi
Özgürlüğü kar beyazı gelinlikler, düşler dokuyan,
kızlarımızdan biri.

Ahmet Ümit
-Sokağın Zulası-