NAHİT HANIM – Gülten Akın

GÜLTEN AKIN NAHİT HANIM

Kürsüsünün yüksek duruşu
nedendi? Ürksün diye mi
bir sınıf dolusu kara önlüklü çocuk
ondan çekinmezdik, örtük kapıdan
duvargeçen gibi sessiz girerdi
usulca yürürdü kürsü susardı
ufalırdı. Genişçe solurduk biz kızlar
düz ve kumral dökülürdü yüzüne saçları
ve yüzü solgun bir azizenin yüzüydü
maskeydi kimileri için değişmezdi
bilen bir ben miydim
keyifli ya da kederli

ağır mı duyardı? Yoksa dünyanın
sözleri onu yaralamasındı.
kapanır mıydı
ince bedenini eski eprimiş
önlüğüyle gizlerdi

görünmez zırhı içinden
anlattığı ne eksik ne fazla
havada kapılan üç beş sözcükle
dersin dışına çıkılmıştı

Balzac, Dostoyevski, Kafka
evinden taşırdı Silone
yüksek duvarlarla çevirili taş avluda
güneşe uzanmış kediler gibi
keyifle dünyayı seyrana çıkardım.

Ekmek ve Şarap’tı, Karamazof’lardı
belki Vadideki Zambak
düşlerim artardı
kimdi küçük çaresiz bir kızı
böyle güneşle dolduran

“Rakı şişesinde balık” mıydı
söylentiler. Onlar nasıl insanlardı
akşamlar nasıldı bilmek isterdim
sanki gündüzü kaplayan gecelerdi
ders biter, o uzun leylek bacaklı
“bir garip Orhan Veli”
eski pardösüsü, yakası kalkık
gelir, alır giderdi

Onu belki bu yüzden suçladım

Gülten Akın
-Uzak Bir Kıyıda-