BİR MASALDI KİRAZ AYI – Neriman Calap

NERİMAN CALAP BİR MASALDI KİRAZ AYI

Hüznümü toplardı bulutlar
– günaydının zemheri
giyinirken günün karasını
meltemler eserdi ansızın
– gülüşün kiraz ayı

Serseri bir ağrı adımlarımda
avuçlarımda kınalı bir aydınlık
dinlerdim tılsımlı baladlarını
tanımsız bir yanılgıda
uzaklığın bir meteor rüzgârı
göçmen kuşların gidişini
uykulu gözlerle anlattığın sabah
yüreğimin uçurumlarından
kehribar karlar düşüyordu sokaklara.

Kehanetler bildirirdi çocuksu yüzün
günlerin hüznüne açılan her ayrılıkta
gücenik yağmurlar yağardı dizelerime.

Usul usul dönerken kendi dünyana
güvercinler uçururdum sen görmesen de
esrimiş yüreğimden ardın sıra.

Yalnızlığımın dört mevsimine yazdım seni
saklı sesimin mor çığlığıyla
kimliksiz birikiyorum özlemin burçlarına
kiraz ayım / gülüşünün sıcaklı içimde.

Neriman Calap
-Akşamdı Dökülen(1996)-

YAZ GEÇTİ – Tuğrul Tanyol

TUĞRUL TANYOL YAZ GEÇTİ

perde indi, toz uçuştu, gözyaşı yağmur oldu
ağaç çiçek dökerken geldi yaz
geçti, ben onu görmedim, yalnızca bir ses
orada duruyordu, deniz yüzeye vuruyordu
ve sen uyuyordun

ah! öyle güzel uyuyordun ve yaz
uykunu bozmamak için senin
ayakuçlarıyla bir kapıdan
ötekine kadar koşmuş olmalı.
toz henüz yere inmemişti
çiçek dökülmemişti
ve ben, büyülenmiş gibi yalnızca sana bakan

bütün bir yaz!

Tuğrul Tanyol
-büyü bitti-

ÖNCESİ Mİ – Ahmet Telli

AHMET TELLİ ÖNCESİ

Düşüşüp durmaktasın zihnin tökezliyor
Yırtık zamanın en ucundasın, uçurum
mu diyorlardı ne; işte orayı seçmişsin
Hırpalandıkça solan kelimeye ne denir
Uzak çok uzak kalbinle kurduğun söz

Yolcu unutmuş menzili ufuk bungundur
Çürüyen otlar çılgına çevirir börtüböceği
Başın dönüyor eprimiş hâtıralar ortasında
Söyleseler inanmazdın mekânsızdır aşk
Okunaksız bir elyazısı diyorsun hayata

Hayat bir kez doğrulasaydı seni

Kalbim mi diyorsun daha sormamışken
Hiç gitmemişken kaybettiğin kendine
Kendini gölge sanıyor her hatırlayış
Unut gitsin mi, unut gitsin öyleyse
Yol yakınken dönen hikayeler biriksin

Biriksin unufak ettiğin dar zamanlar
Haritanın denizde ıslanmış parçası
Bir şiire siktir çekip firar eden mısra
Keder yahut şehirden kovulma duygusu
Biriksin uçurumda ürperen her söz

Söz muammadır dilinde senin

Bir de ne yazıyor allahaşkına
Kâtipler, romancılar ve tanrı
Okumadığın, inanmadığın ne varsa
Biriktir ki tökezletsin seni
Seni bir kalbin dehlizinde unutsun

Yine de son günler vuruyor kapını
Israrla, inatla, kanırtarak bir şeyleri
Haysiyeti yağmur olan bir dağ düşün
Ufalanan zaman mıdır hâtıralar mı
Hadi yüzleş hiç beklemediğin yüzlerle

Omzuna yaslan ki bir karanlığın
Adına yakışan bir geçmiş bağışlansın

Ahmet Telli
-Bakışın Senin-

ŞAHDAMAR – Ülkü Tamer

ÜLKÜ TAMER ŞAHDAMAR

——Ey sevgilim gülüm yârim
Can içinde şahdamarsın
Fermansın sen bu dünyaya
Neye baksam sen varsın

Yola düştüm ay batarken
Derelerde buldum seni
Ötelerde sanır iken
Berilerde buldum seni

Kanatları gümüş seyran
Sürülerde buldum seni
Çiçeklere gün taşıyan
Arlarda buldum seni

Ekmeğimi dörde böldüm
Yarılarda buldum seni
Ölülerden haber aldım
Dirilerde buldum seni

İçimdeki çıralarda
Dışımdaki törelerde
Bilemezsin nerelerde
Nerelerde buldum seni

Ülkü Tamer
-Antep Neresi-

NESLİ’YLE KONUŞMALAR – Ülkü Tamer

ÜLKÜ TAMER

Avlu. İkindinin anayurdu.
Önce avluya gelirdi ikindi,
Sonra çatıya çekilirdi
Gölgelerin sessizliğine takılarak.
Kumru kuşlarım akşama hazırlardı.

Denizi düşünürdüm zerdali ağacının altında,
Dergilerde resimlerini gördüğüm denizi.

İkindi nasıl sarmalardı o büyük suyu?

Ya okyanusu?

Sökün ederdi sorular
Okuduğum sözcüklerden süzülerek:

Denizin tuzu nereden gelir,
Gözyaşlarından mı denizkızlarının?

Yakamoz
Anıları mıdır balıkların?

Dere okyanusun ipekböceği midir?

Güneşin oğlu kime kılıç sallar gündüzleri,
Kızı geceleri kime gülümser?

Ayın ardında da uçar mı kartal?

Ağaçkakan kimin şiirini yazar ağacın defterine?

Neden toprağın altında arar
Yıldızları salkımsöğüt?

Cırcırböceği
Neden yaprağın sesine sarmaz uykusunu?

Bütün bu soruların yanıtlarını
Yıllar sonra sende buldum. Nesli.

Sende buldum
Dergilerde resimlerini gördüğüm denizi.

Ülkü Tamer
-bir adın yolculuktu-