GÖK GÜRÜLTÜSÜ – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU GÖK GÜRÜLTÜSÜ

dün gece kimsesizlik
gök gürültüsüyle indi odama
ansızın
vurulup yüreğinden
yere düştü bir geyik
söndü ateşleri dağ başlarının

dün gece bir yağmur yağmur
çakan şimşek öyle deli
sonra gök gürültüsü gelip
kuyu gibi oydu içiçi

kamçıladıkça sesler dalları
kafamın içinde kocaman bir arı
alıp götürdü fırtına
sığındığım kuytuları

dün gece gök gürültüsü
ta iliklerimi ıslattı
öylesine uzaktı bilincim yüreğimden

derken
bir türkü derinden
tutup çaresizliği
böldü orta yerinden

boşanırken gökyüzünden sağnak sağnak umutlar
yağmura saldım korkularımı

Ayten Mutlu
-Dayan Ey Sevdam-

yaz! sevgilim! – Hilmi Yavuz

HİLMİ YAVUZ YAZ! SEVGİLİM!

kuş uzuyor dizelerde
kalbimdir,
üretir
dinleyin:

bir zamanlardı, dağlar
ve onların ardı
ve yabanıl bir akarsu
gibi dadandın kalbime…
yaz! sevgilim!
yürürken kekiktin boydanboya
ve yüzün ne kadar gürdü

âh hiçliğe solan gülüm!

işte sürüp bulutlar
ve elmas
ağzından ölüm sözleri
üşürdün kalbime…
yaz! sevgilim!
ve sevda günleri ürettin boydanboya
gözlerin kimbilir ne kadar sürdü?

âh hiçliğe solan gülüm!

Hilmi Yavuz
-Yaz Şiirleri-

sus – Sennur Sezer

SENNUR SEZER SUS

Sus
Kaldır at şu yıpranmış sözcükleri
Ellerimde ellerinle büyüsün düşündüklerin
İlk yaratıldığın güne dön

Sus
Ne bulduk iki yüzlülüğünde seslerin
Sus büyüsün bu derinlik
Büyüsün öğreneceklerim

Sus
Bu gürültü yıkacak evreni günün biri
Sus tükeniyoruz soluk soluğa
Buğu gibi

Sennur Sezer
-kitaplarına girmemiş şiirleri-

ELİMİ UZATIRKEN – Oktay Rifat

ELİMİ UZATIRKEN - Oktay Rifat

Elimi uzatırken var gibiydi. Sesle,
Işıkla tüketti ömrünü. Bir silinti,
Bir gölge kaldı uzun süre sonra bitti.
Baktığım yüzler vardı sevdiğim anlamlar,
Yaş gibi titrer kirpiklerinde düşleri,
Durgun göllerini çizerler bir gülüşle,
İnce yağmurlarını serperler, ay büyür,
Sıcak bir yaz kokusu yükselir topraktan,
Işırdı anlımız, gecemiz serinlerdi.
Göçtüler yılların ardına bahçemizden,
Düşen yapraklarla kapattılar mevsimi.

Sevdiğim görünümler vardı, taş ve güneş
Karışımı : akşam göklerine benzerler,
Bir anda bozarlar bir anda kurdukları
Yapıyı, akılıp ağlarına uçuşan
Bulutların giderler, giderken bizi de
Götürürler eski günlerin artık uzak
Ve gidilmez zamanına. Yanar kubbeler,
Minareler günbatısında, turuncu, mor,
Sonra birdenbire silkinerek geçmişten
Düşerler aynalaşmış sulara balrengi,
Oynaşırlar yüze vurmuş balıklar gibi.

Yakınlıklar, yaklaşmalar vardı usulca,
Yanan idare lambaları bütün gece,
Bir dönüşü beklerler eşiklerde. Tüter
Gibidirler, oysa biterler için için,
Kopçaları çözük gencecik göğüslerde.
Bir kitap alsalar ellerine, bir şamdan
Tutsalar çiçek demetlerine dönüşür,
Yediverendi gülleri dört mevsim taze,
Tığlarla ve şişlerle mavili yeşilli.

Onlar mı kocadı çabucak, yoksa biz mi!

Oktay Rifat
-Yeni Şiirler (1973)-

galiba ölüyorum – Attila İlhan

ATTİLA İLHAN GALİBA ÖLÜYORUM

bir namlu kımıldadı kurşun su gibi aktı
trafik lambaları yeşilden sarıya geçtiler
birden nasıl düştüm farkına varamadım
ayaklarımdan tutup sanki yere çektiler
meğerse vurulmuşum seni görünce anladım
yüzün cam yeşili gözlerin bütün ıslaktı

sevim senden başka bir kızla çıkmadım
ışıklar nereye saklandılar bilemiyorum
dudakların gölgeli gittikçe gölgeli
gittikçe yalnızım galiba ölüyorum
kurşunun fena bir yerime değdiği belli
ağzım kurumuş kan içinde bıyıklarım
uzandığım kaldırım gündüzden sımsıcaktı

sağa sola savrulmuş ders kitaplarım
bunlar benim miydi bunlar benim miydi
ölümün yaklaşması hayatı değiştiriyor
tuhaf şey dünyaya nasıl yabancılaştım
oysa sevişmek güzel çalışabilmek iyi
fakültede boykot yarın sona eriyor
sınavlar belki de öbürgün başlayacaktı

sevim senden başka bir kızla çıkmadım
sevim seni sevdim yeri geldi söylüyorum
şöyle bir dokunman insanı dinlendiriyor
kimde var bu soyulmuş muz güzelliği
bu gece derini gözler içinden çıkamadığım
belleğime işlenmiş bu başak inceliği
biraz daha sokulsana galiba ölüyorum
içimde ağır ağır bir çınar devriliyor
yoksulum mutluluğum seninle yaşamaktı

karanlık bir tren sonra ansızın kalktı

Attila İlhan
-böyle bir sevmek(1977)-