AKŞAMI ÇAĞIR BANA ÇOCUK – Ahmet Günbaş

AHMET GÜNBAŞ AKŞAMI ÇAĞIR BANA ÇOCUK

Geniş bahçeleri vardı ömrümün
Gülümü en uzağa fırlatırdım
Belki bir çakıl taşıydı mahzunluğum
Suların coşkusuna kapıldım
Aşk olup savruldum
şiir olup yağdım
Hep kendimi yaraladı uzaklığım

Akşamı çağır bana çocuk
epey seyreldim
Dalımdan düşen bin parça
Sana kalsın delidolu sevmelerim
Mavi bir düş büyüsü buruk
Gözlerimin saydam mürekkebi

Yorgunluğum şiirimden okunuyor
Güz burcuna çıkıyor bütün yollar
Kuşkuyla sevişmek bir hayli zor
Gayrı her seferimde isyan var
Kalbim son gemiyi terk ediyor

Bırak kızarıp bozarsın ufuk
Sen kal kıyıda ateşi çoğalt
Bir masal uydur gidişime
yalanı ve ihaneti kollayarak
Yak bütün ışıklarını salkımsaçak
yüzdür ıslığını alabildiğine

Akşamı çağır bana çocuk
epey geciktim
Şekere bandırdığım hüznümden al
Sen de köpürt o tadı bir süre oyalan
Benimse dumanım başımda
terim boncuk boncuk
Hayır yok bu gecenin sabahından

Ahmet Günbaş
-Çağlaçakır(2004)-

GELEMEYEN – Egemen Berköz

GÜLTEN AKIN RÜZGAR SAATİ

Serçe gölgeleri komşu duvardan
Kanat çırpıyor ikindime

Bir yaşam yürüyüşü çınlıyor
Keman konçertosundan Çaykovski’nin

Lodos güneşinde İstanbul’un
Uyku fısıldıyor Salkım, Ayşe ve Sim

Düşler arasında dalgalana
Dalgalana sözcük avında kalemim

Gelemese de, ilkyaz mevsim

Egemen Berköz
-Sözcükler D. Eylül-Ekim 2019-

KAYA – Ahmet Telli

AHMET TELLİ KAYA ©Elena Pakhalyuk

Yol ortasında bir kaya
Nasılsa yuvarlanıp yahut sıçrayıp
Gelip mıhlanmış oraya

Sıcak, pürüzlü, tozlu ve muamma
Eşikte bütün gün birini bekleyen kadın gibi terli

Geceleri yıldız şavkları, ateşböcekleri
Gündüzleri kök salarak derine, en derine
Zamanı unutmuş kaya

Yol geçit vermiyor
Kaya ise umursamıyor geleni geçeni

Rivâyet o ki
Kopmuştur büyük kayalardan
Bir maceraya kaptırıp kendini

Yol mu yolcusunu bulmuş
Muamma mı dönmüş yurduna

Tuhaf bir soruydu galiba
Garip bir mülteci

Yapayalnızlığa sürgün

Ahmet Telli
-Sözcükler D. Eylül-Ekim 2019-

©Elena Pakhalyuk

bir yaz günü için şiir – Hilmi Yavuz

HİLMİ YAVUZ BİR YAZ GÜNÜ İÇİN ŞİİR

bu yaz da dağlara bakmakla geçti
tenin yaz göğüydü, karardı;
artık hiç bir şey seçilmiyor

şimdi olgunlaşmasını bekle,
geçen günlerin

ne kadar da büyümüş yaz günleri,
hangisi dağ o günlerin, hangisi gölge?
artık hiç bir şey seçilmiyor

alacakaranlık bir çoban
çeşmelerden turunç
ve yeşil mısırlar sağıyor
yalağına akşam saatlerinin

deniz kıyısı! seni sevenler
bugüne bir ad vermeli;
toprağa, sıcak, seriliyor
yolların köpüğü

kırık cam, yollar,
sıradan şeyler,
sizi seviyorum.

artık hiç bir şey seçilmiyor…

Hilmi Yavuz
-batıya yolculuk/
Yolculuk Şiirleri (2001)-