Lirik Serseri – Ahmet Günbaş

AHMET GÜ NBAŞ LİRİK SERSERİ

I.
Bütün eskilerim kaldı üzerimde
Melodikam
ve titrek soluğum
Akıp gitti son çağıltı

Çekip aldım çocukluğumu
mızıklanmış oyunlardan
Yoksun diye

Yanıtsız mektuplara söz yetiştiriyorum
Bir şiir kapımı çalıyor durmadan

Yoksulluk
o yitik gençlik
ömrümü dişlese de
beni aşk kanatırdı
çıktığım her seferde
Körfezine aşina karasevdalı sarhoşluğumu
s ı ğ d ı r a m a z d ı m
hiçbir limana

II.
Bütün eskilerim kaldı üzerimde
Arar oldum kalbime değen ilk kurşunu
Kırgın düş izleriyle o lirik serseri
Yol kesen karanfil / Gülümseyen eşkıya
Herkese bir fotoğraf çıkaran albümünden

Bütün eskiler kaldı üzerimde
Bir yandan yağmur bir yandan gece
İnceden inceye günlerden beri

Ahmet Günbaş
-Aşk Boyu Sürgün(2001)

YALNIZLIĞA ÇAĞRI – Ümit Yaşar Oğuzcan

ÜMİT YAŞAR YALNIZLIĞA ÇAĞRI

Namusum üzerine yemin ederim
Bu şehri, bu evleri, bu sokakları sevmiyorum
Tiksiniyorum bu iğrenç kalabalıktan
Yalnızlığı özlüyorum

Yalnızlıkta sen varsın
Dilediğim gibi düşünebiliyorum seni
Bir ayna karşısında soyunuyorsun çırılçıplak
Dudaklarından öpüyorum

Kapatıyorum gözlerimi yağmur yağıyor
Bir bulut görüyorum sana benzeyen
Sevinçten ürperiyorum

Yalnızlıkta, bütün teselliler yalnızlıkta
Hoşça kalın sokaklar, caddeler, insanlar
İşte başımı aldım gidiyorum.

Ümit Yaşar Oğuzcan
-Arayış/Şiir Denizi 1-

ÇOCUKLUĞUMUN RESMİ GİBİ İKİSİ DE… – Refik Durbaş

REFİK DURBAŞ ÇOCUKLUĞUMUN RESMİ GİBİ İKİSİ DE

Yolun ucu Haliç’e bakmakta.
Bu duvar yıllardır kendi yalnızlığında. Bir yanı yola bakıyor,
bir yanı yılların duldasındaki mezarlığa.
Bir yanı sessizlik, bir yanı soğuk
Bir yanı sevinç, öte yanı hüzün.
Şimdi bıraksan kara kanatlarını rüzgârın, bir eline sevinci alsan,
bir eline hüznü, çıkıp otursan Piyer Loti kahvesine.
Demli bir çay söylesen. Bir sevinç söylesen geleceğine,
bir başlangıç umuduna…
Bir şiir, Ziya Osman Saba’dan:
“Çocukluğum, çocukluğum
Bir çekmecede unutulmuş
Senelerle rengi solmuş
Bir tek resim çocukluğum.”
Çocukluğumun resmi gibi durmakta her ikisi de yolun ucunda.
Erkeğin adı: Tarık
Kızınki; Elif.
Ellerinde Piyer Loti kahvesinde iki dalgın aşığın bir masada
unuttuğu kasımpatılar.
Çiçeklerin kokusuna salmışlar umutlarını, gülüşlerini her sabah
kapılarından eksik olmayan rüzgâra…
Düşleri, çocuklarının düşleri…
Sevinçleri, kendi yaşlarındaki bütün çocukların sevincini…
Bir şiir, Cahit Külebi’den
“Şimdi bir rüzgâr geçti buradan
Koştum ama yetişemedim.
Nerelerde gezmiş tozmuş
Öğrenemedim.”
Bir rüzgâr, Tarık’ın gülen gözlerinin bebeğine sinmiş, bir
rüzgâr Elif’in saçlarının kınasında anayurdunu aramakta…
Kış güneşinde üşümüş ellerinde çiçekler.
Çiçek değil bunlar çocuklukları..
Çocuk olmalarının güzelliği…
O yol, hangi zamanın şiirini söylemede şimdi? Yolcu, hangi
zamanın?
O ağaçlar, hangi iklimin bilinmez duldasında?
O duvar, hangi serinliğin uçurumunda unutmuş gölgesini?
Yolun ucu Haliç’e bakmakta.
Tarık ile Elif, çocukluklarının anayurduna…
Ve şairin sesi, geçerek bu fotografinin üzerinden diyor ki:
“Şimdi bir rüzgâr geçti buradan.
Koştum ama yetişemedim.”
Ben Tarık ve Elif, öylece duruyoruz bu fotografinin şiirinde…
Yolun ucunda Haliç…

Refik Durbaş
-İki Sevda Arasında
Karasevda (1994)-

alıp başını gitmek oluyor şiir – A.Hicri İzgören

A HİCRİ İZGÖREN ALIP BAŞINI GİTMEK OLUOR ŞİİR En Son Ne Zaman Gülmüştük Biz Böyle - Gökçenur Ç.

Ne yapsam
O esrik saatler çıkmıyor anılardan
Kırılıp dökülmüş bir şeyler var hep
Sebepli sebepsiz geliyor nöbet
Alıp başını gitmek oluyor şiir
Apansız dalıyorum
Gözlerimde yankısı kalmış
Bu kentin bungun sokaklarına
Sırılsıklam bir yağmur arıyorum

A.Hicri İzgören
-Sessizliğin Sağnağı-