AĞACINA KÜSEN YAPRAK – Mehmet Sadık Kırımlı

MEHMET SADIK KIRIMLI AĞACINA KÜSEN YAPRAK

uyandım
ki; ağaçlarda soyunan bir eylül var
kapısı aralık kasım yolda
yalnızlığına sığınmışken rüzgâr, kırık
bir pencere olduğumu anladım

yüreği avucunda olan kadınların bakışında
henüz anlaşılmayan güzdü odalar
pas içinde
saçak altları sokaklar elele tutuşan
yoksul ve kavruk yüzlü çocuklardı
parmağımın birini onlara bıraktım

salonlara sığmadı arsız ölüm
boşluğun ortasına düşerken
yüreğin avazı
oturup düşündüm kaç kış, kaç bahar
gelip geçmişti sırtımızdan
kim bilir kaç…
bir satrançtı hayat, şah vurulunca ayıldım
yıllar bana suskun kaldı hep

gözlerinin kıyısında hüzün biriktiren kuşlar
kanatlarımdı uçamadım. tel örgülerin arkasında
inip kalkarken ayakları olmayan taş
basamaklar öfke kustu. bu yüzden hiç kimse
ulaşamadı aşkın dudaklarına, yalnız kaldım

dudaksız aşkla uzaklarda bir ud
nohut büyüklünde parmaklarıyla
o telden bu tele sıçrayıp
dövünüyordu bir hicranı dövercesine
yeri geldi ağladım

balkonlara devrilen o derin “sükût”
bir kış eviydi sanki ayakları kırık
sandalya, yayları çıkık divan…
ikisinin de avuçlarından birer ırmak
akıyordu ıssızlığın koynuna

uysal bir kedi gibi kopmuştu dalından
ağacına küsen yaprak, savrulup gitti
rüzgârına somurtarak…

Mehmet Sadık Kırımlı
-ağacına küsen yaprak-

BAYRAKLARIMI ÇEKTİM – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT BAYRAKLARIMI ÇEKTİM

Bütün bayraklarımı çektim gönderlere,
Kanımın sıcak rengine boyadım kenti.
Taşlar döşedim öfkelere giden yola,
Elimin tersiyle düzledim kuleleri.
Sevgiyi dörde böldüm, doğu, batı, kuzey
Güney, sıçraman için bir uçtan bir uca,

İlk çekirgem kilidime göre anahtar.

Bahar güneşi gibi taze, tomurcuklu,
Dalında sevincimi taşıyan umutlar.
Ayrı bir aydınlık aydınlığın içinde.
Boşanın musluklarım, yağın yağmurlarım
Eskinin, karanlığın, korkunun üstüne!

Dağdan ovaya inen sellere merhaba!

Ben ortada duruyorum, günler, geceler,
Sokaklar, evler akıyor iki yanımdan.
Sivriyim, paslanmaz demirden ve gökten.
Topaç gibi çeviriyorum mevsimleri.
Bir fiskede devirdim sildim yalnızlığı,
Kendi sütümle büyüyorum ölmezliğe.

Toprakta otlar, ağaçlar, ıslak yarınlar.

Oktay Rifat
-Rüzgârlı/
Elleri Var Özgürlüğün-

7 TANE ERİK AĞACI – Bedri Rahmi Eyüboğlu

7 TANE ERİK AĞACI - Bedri Rahmi Eyüboğlu

Boş ver kafiyelere Reyis
Boş ver şiir yazmaya evlât
Otur da doğru dürüst
7 tane erik ağacının hikayesini anlat
Evimiz deniz kenarındadır Fındıklı’da
Ekmek paramız Beyoğlu’nda çıkar
Beyoğlu’na bir yokuştan çıkarız yirmi senedir
Yokuşun ortasında bir arsa
Arsanın ortasında yedi tane erik ağacı
Saydım yedi tanedir
Ne zaman yolum düşse
Erik ağaçlarını arar gözüm
Ya kedi yavruları gibi sırılsıklam
Ya buram buram bahar içredirler
Ya bütün dalları kırılıp dökülmüş
Her sene kırılır dallar âdettir
Bu yaz geleceğine alâmettir
Yaz geliyor demektir yokuştan paldır küldür
Yoğurtçusu, dondurmacısı, çavuşu, yapıncağı kütür kütür
Yaz geliyor demektir çok şükür
951 senesinin baharında
Kestiler yedi tane erik ağacının yedisini birden diplerinden
Henüz yeşermeğe başlamışlardı çıtır çıtır
Körpe bir salatalık yeşili inceden
Islak, nemli, ümitli
Yedisini birden kazımışlar köklerinden
Saçlarından tutup birer birer
Yedisinin de köklerini sökmüşler
Şimdi onların yerinde cascavlak
Ensesi ceketinden iki parmak dışarda
Üç katlı tombalak bir apartman kuruldu
Güzel bir yapı olsa içim yanmaz
Yapı değil mübarek hacıyatmaz
Yağlı bir çift tavla zarı
Bir yanı kumbara bir yanı kasa

Elveda benim her mevsim dalları kırılan
Sıska çelimsiz
Ama son yaprağına son eriğine kadar cömert erik ağaçlarım
Ne zaman yolum düşse
Gözlerimi yumup sizi hatırlayacağım.

Bedri Rahmi Eyüboğlu
-Tuz(1952)-

soğuk kadınlar balladı – Attila İlhan

ATTİLA İLHAN SOĞUK KADINLAR BALLADI

soğuk kadınlardı usulca geçtiler
koyu bir yalnızlığın kenarından
adımları ürkekti değişiktiler
kan mı sızıyordu dudaklarından
başka bir yalnızlığa gittiler

yosun yeşili aynalarda biriktiler
kıpkızıl buğusu karanlığa dağılan
tenha gözleri birer kilittiler
uyanmışlardı vampir uykularından
nasıl da ulaşılmaz fakat gündeliktiler

kimbilir kaç yalnızlık eskittiler
yoksa bir büyü mü baktığın zaman
hem bir çoktular hem bir tektiler
yorulmuş bir yanlışı yaşamaktan
epeyce kadın gizlice erkektiler

Attila İlhan
-yanlış balladlar/
ayrılık sevdaya dahil-