José Marti (28 Ocak 1853 -19 Mayıs 1895) Anısına ..

AKADEMİK 2020

AKADEMİK

Gel şöyle atım; kolan vurayım sana
İstemiyorlar bilge içgüdüsüne uyup yaşamın
Koşasın doğal çalımınla savaş alanında.
Adımların koşu pistine uymalı
Kırbacın dilini öğrenmeliymişsin
Ve bir eğer vurulmalıymış görkemli sırtına.
Gel şöyle atım, yürek için gerçek olan
Ne varsa onlara yalan gelir
Ve toprağın yumuşak mantosunu yırtarak
Binlerce sedef damlalar halinde saçılan
Berrak bir kaynağın suyu gibi
Yakıcı ve ruhun derinliklerinden fışkıran
Dizeler, onlara kalırsa söylenmemelidir
Cüppeli ukalaların vaz’ettiği
Küçük, zararsız kalıplar önerir onlar
Ve özgür bir adam görmesinler
kapısında tapınaklarının
“Hırsız var” diye koparırlar velveleyi.
Gel şöyle atım, taze ot ve çayır çiçeği kokan
Işık saçan toynaklarınla
Çiğne geç kolanları; ve züppelerin
Eski yapraklar, Roma gülleriyle
Ve donuk ışıklı Yunan mücevherleriyle
Bezenmiş şatafatlı gömleğini
Kuru, iyiliksever bir kütüğün üstüne fırlat ki
Güneş can versin yeniden ısıtıp da.
Ve dünyaya açılan aydınlık şafakta
Fırla yeni dünyaya doğru dörtnala.

José Marti
-Özgür Şiirler-

Çeviri: Ataol Behramoğlu – Aysel Özakın

O GECE – Özdemir Asaf

özdemir asaf o gece

O gece ben olmayacağım.
Utancımdan bakamadığım aynalarada
Güldüğünüzü görecek
Anlayacaksınız.

Her gece birinin olmadığı gecedir.
Gecelerinizi karıştıracak gitgide
Olmayanlarınızın çoğalması.
Benim olmadığımı duyduğunuz bir gece
Korkacaksınız.

Şimdiden düşünüyorum son kalanımızı
Son gidenimizin bu gecesinde.
Ama bir gece olacak, ortalarda bir gece..
İçinde siz de olmayacaksınız,
Ayrıca.

Özdemir Asaf
-Dünya Kaçtı Gözüme(1955)-

Özdemir Asaf (11 Haziran 1923 – 28 Ocak 1981), Anısına ..

11 06 2019

YOĞUN

Evler, ampûller, bardaklar olacağım.
Ben yaşayacağım neysem öyle kalarak.
Sen boyuna yanımda ağlayıp güleceksin..
Demek ben bakacağım.

Biliyorum, ben bu şişeleri bırakacağım..
Kırılmasın, tozlanmasın dediğim.
Biliyorum, hepsini kıracaklar, hepsini, hepinizi.
Bu raflar, bu kitaplar, bu kutular, sildiğim.

Sizler, şu siz, şu sen, şu o, şu kim..
Uyurken, uyanmışken, şu giden, şu gelen.
Unuttuğum, benzettiğim, bildiğim..
İnsanlar; o siz, bu sen, şu ben.

Kıranları da kıracaklar, ezecekler, bugün, yarın.
Tozlarını silmeyecek bir el, bir bez.
Olanca kapısını açık tutanların
Dışına bile hırsız girmez.

Bir fazla almak bir fazla olmak değil.
Kimler var, vermekle tam kalmışlar.
Üsdenlik dışından parlamak değil..
Yerlerden çok kaçmak toplamışlar.

Ne iyi kırık bir şişe olmak,
Yıkık bir ev, çatlak bir bardak.
Gene de bir şişe, bir ev, bir bardak.
Giderken de biraz daha kendi kalarak.

Evler, ampûller, bardaklar olacağım,
Oluşmak için neysem öyle kalarak.
Sen boyuna yanımda değişeceksin,
Boyuna öleceksin, ben bakacağım.

Özdemir Asaf
-Yumuşaklıklar Değil(1962)-

Eski Bir Albüm – Demet Duyuler Doğan

 

DEMET DUYULER DOĞAN ESKİ BİR ALBÜMGünler
günler ki çekip gidiyor
çekip gidiyor ya
şöyle bir bakayım dedim
nereye gidiyor

Eski bir albümün
solmuş resimlerinin
en sıcak yerlerine dokundurdum
donuk bakışlarımı

Kapıda gelin arabası
arabada fidan gibi damat
yanında telli duvaklı gelini
başlarında esen kavak yelleri
davullu zurnalı düğün gülüşleri

Bu sevinç paylaşılmaz mı
kadını erkeği genci yaşlısı
avuçlarında buğday para şeker
mutluluk dileyen dualarla
bereket serpmekteler
yüreklerinde imece kıvancı
yarınlara halay çeken yarenler

Bir başka resim
karakış ortasında
çiçekli sabah tazeliği
sepya rengi sessizlikte
mis kokulu bahar sevinci
yeniden dünyaya gelmiş gibi
mutluluğu oynatan çocukluk resimleri

İşte yine aynı mahalle
aynı evler aynı sokak
içinde sevgiler tütse de hâlâ
çoğu dönülmez akşamların
aysız yıldızsız derin uykusunda
alnı ak sözü ak komşularım
özlemle yüreğim paramparça

Eski bir albümün içinde
yitirirken çocukluğumun ayak izlerini
yetim dudağımdan döküldü dualar
saçaklarda içli bir şarkıyı söylerken
gözü yaşlı kumrular
gömütlükte yankılandı sesim

Günler
günler ki çekip gidiyor
çekip gidiyor ya
halbuki geceyle arasında bir arpa boyu yol var
yaşananlarsa ölümsüz anılarda

Demet Duyuler Doğan
-İçimdeki Çığlık Dışımdaki Sessizlik-

Suç ve gül – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN SUÇ VE GÜL

taşrada zaman
suç ve gül
kendini okutmayan
yılan yazı
emniyeti kapalı
göçebe ezber
bu kadar ıslık ve takı
ay çiçeğinin
mutlu sarısı
deseni bahçeye karışan basma entari
kirpikleri kapalı fener
çardaktaki masa
kareli örtüye kareli defter
acı kahve zamanı
konusu neşe olan
ikiz kirazlar ve
kuşluk rakısı
kayıtsız bir çocukluktan hatırlanan
hep aynı dayı
eksilmeyen bahçe
bir yazın belleğinde
hep aynı duran
mutluluk sancısı
bir dahası olmayan
mutluluk sancısı
bahçeye karışan akşam ve zaman
ne çardak be kiraz ne rakı
artık mutluluk
yalnızca sancı
dindirmiyor bir şiirle hatırlaması
hayatımda açık kalmış kareli defter
ömrümün en uzun yazı

Murathan Mungan
-Köşedeki Kahve /
Eteğimdeki Taşlar-

Sevgiyle Başlarız İşimize – Süreyya Berfe

SÜREYYA BERFE SEVGİYLE BAŞLARIZ İŞİMİZE DEMİRCİ

3.
Altı üstü bir demirciyim
içim başlayacak yangınlarla dolu.
Düşlerim bir gelincik ormanı
büyüdüğüm bahçelerden çıkagelmiş
utangaç bir gelincik ormanı.

Sevgiyle başlarım işime.
Ocak yanmış
korlar tutmuş her yanı
sıcağını yaymış.
Sevinçle başlarım işime
ateş ırmağı bir sevinçle.

Demir işlenmezden önce kan gibidir
benim emir erimdir.
İlkin ocağa sürülür
ordan örsün başına gelir
balozlar iner kalkar.
Bir ben bir o
yuvarlanır, yassılır
tavlanır demir.
Bir ben bir o
kaslarımız gerilir
vuruşlar yavaşlar
soğumaya başlar demir.
Nasıl unuturum:
Babam Halit
Kilis’te
hastalıklı bir ciğerle
geçmiş ocağın başına.
Duman, sıcak ve coşku…
Yalnız silah onarmış
silah yapmış
Emperyalizmi dağladığımız savaşta.

Ham demiri
gelecek için atarım ocağa
terim bir demir tomurcuğudur
parlar örsün üstünde.
Gün gelir, zorlar köyü, kenti
dağı, ormanı.

Bu günler bana göre değil.
Ereğli Demir-Çelik bana göre değil.
Ocak hiç sönmüyor.
Babamı ve o kutsal savaşı unutmuyorum
emekçi güneş unutmuyor
toprağı, suyu ve havayı sürüyor ileri
kara yarık ellerimle kollarımla
inip kalkan balyozlarla
üretilen demirle
zamanı ve insanları itiyor ileri.
Ben demirciyim inanırım bunlara
sevgiyle başlarım işime.

Süreyya Berfe
-Savrulan-

Şiir İyileştirir – Müesser Yeniay

SÜREYYA BERFE KISALARDAN

acıyla kavradım üzerimdeki toprağı
bedenimden kala kala
sözün külü kaldı

eridiğim suyu içti
bir devenin başı çıktı göğsümden
ağır mı ağır bir yolcu
indi

dağlar, öyle durarak
bir belik gibi yerin saçından

dindi
yağdığım
yağmur

Müesser Yeniay
-Yeniden Çizdim Göğü (2011)-