Efsane – Veysel Çolak

VEYSEL ÇOLAK EFSANE OYA UYSAL SÜRGÜN

Bir çiçek, açması yasaklanmış
bir gül ama kokusu yok,
bir ceylan uzak tutulmuş suya
bir soru, yanıtını arayan.

Bir dağ aşınarak yaşadı, o kadın
yırtık bir masaldan doğurdu seni
yoruldu aşkın atı, kan işe koyuldu
şimdi bir efsane yontuyordur
yüzünü gömüyordur halkına.

Anılar, mektupların solgun pulu
bir kapı, unutulmuş aralık bırakıldığı
ayaklanmış, yağmur olmuş bozkıra
ateşle korkutulmuş ormanı
orada insan, dünyanın korkuluğu.

Veysel Çolak
-Terin Yaktığı Bir Yaradan(1978)-

Gönlümü Temize Çektim Şiir Diye – Müesser Yeniay

MÜESSER YENİAY GÖNLÜMÜ TEMİZE ÇEKTİM ŞİİR DİYE
 
gözlerime yeni köyler gösterdim
sevindirdim
 
daha iyi anladım yeryüzünü
elimle koyduğum gibi buldum
her yerde kendimi
 
yağmura adını sordum
-şıp- dedi
 
uyudum, karanlık bir su gibi
döküldü üzerime
 
seni büyük hanlarda sordum
 
Müesser Yeniay
-Yeniden Çizdim Göğü(2011)-

SELÂNİK DİZELERİ – Şükran Kurdakul

ŞÜKRAN KURDAKL SELANİK DİZELERİ SELANİK KAVALA

I
Karşı kıyıları aradım bir sabah vakti
Selânik kordonunda rüzgârları içerken.
Takıldım martılarla gemilerin peşine
Şimdiden özlemeye başladım memleketi.

II
Hiç yaşamamış gibiydiler o günleri
Dağların yüreğinde kanayarak
Arkadan vurulanları
Kurşuna dizilenleri
Türkülere gömmüş gibiydiler.

III
Duyduk, oyun havalarından taşıyordu
Gördük, eski hapislerin gözlerinde
Sustuk yaralı dağlarından geçerken
Susadık kara sıcağında sürgün adalarının
Yaşarız bir daha Lambrakis’in anılarını,
Ağlarız bir daha gecenin bir vaktinde.

Şükran Kurdakul
-Ökselerin Yöresinde-

Görsel: Kavala / Selanik

Turuncu Mavi – Demet Duyuler Doğan

DEMET DUYULER DOĞAN TURUNCU MAVİ

Çukurova’da
turuncu portakal bahçesi
Akdeniz’de bir Rodos sarmaşığı
kokusu mavi
sevdiğim gizimde güneş
öper alevi

Gün batımı dönerken kıyamete
ruhu kararmış bir deniz
yükseltir sesini
düşer gücümün dipsizliğine
izbelere koyar yüreğimi

Ayrılık acı
Özlem sancılı
durma uzaklarda
ay yüzlü can
bastır karanlıkları
yanaklarında gelin duvağı
sardunya kokusu ellerinde
sarılarak gel ak dalgalara
nasıl burcu burcu kokutulur köpükler
göster şu beceriksiz denize

Nazlı duruşunun gölgesinde
turuncu maviye keserken deniz
durularak dinsin özlemim
teninin tuzlu serinliğinde

Demet Duyuler Doğan
-Sarı Sıcak Deli Mavi(2013)-

ARZUYLA BAKAMADIM – Ahmet Oktay

AHMET OKTAY ARZUYLA BAKAMADIM

“Kuşbaşı” diyor annem: “Hayırlara olsun,
yıllardır görülmedi böyle kar”. Arkada,
mutfak kapısının önündeyim,
önlüğümü çıkarıyorum bir yandan, bir
yandan da yakalamaya çalışıyorum taneleri. Çocuğa
bir bağış bu: günde beklenmedik mucize. Birden
yan komşunun girişinde bir hayalet
kahverengi elbisesiyle mahalle bekçisi;
beslemeyi sürüklüyor; pos bıyık ve alabros;
ben de ürküyorum sesinden: “İyilik
yaramaz yoksul takımına, uyuklar
içindeki hırsız”. Kızın yüzünde
iki humma çukuru. Sanki tutuşmuş
yanıyor bir koruluk.

Bir beslemenin
yağmurlu ve ay batmış gözleriyleydi
benim ilk çarpışmam.

Kaç yıl yağdı arka bahçede,
dinmedi o iniltili kar:
Arzuyla bakamadım hiçbir kadına
Yirmilerime gelinceye kadar.

Ahmet Oktay
-Kitaplarında Yer Almayan
Şiirleri / söz acıda sınandı-

bütün kıyılar uzak – Ayten Mutlu

AYTEN MUTLU BÜTÜN KIYILAR UZAK

ağaca sarın beni
kar altında uyuklayan gül ağacına
seke seke ip atlayan avluda

ışığa sarın beni, ninemin lambasında
cebimde o ergenlik çakısı
ve kuşlu ayna

karanlığa sarın, kör karanlığa
akrepsiz yelkovansız bir saat gibi
eski pişmanlıklar kalsın duvarda

sarın beni sulara
işlenmemiş günahlar gibi inleyip duran
başucumda hiç susmayan zamanın
o yaralı timsahın gözyaşlarına

hovarda bir deniz dibiyim şimdi
batırdığım gemiler dursun ruhumda
yosuna sarın beni

yitik titreşmlerin mirasyedisi
gibi savrulup dursun yüreğimin külleri
beni sarın rüzgâra

sarın beni dağlara, dağların köpüğüne
dalgalar sürüklesin bu kırık yelkenliyi
zamansız bir kedere

ah bütün tayfalar ölü
bütün kıyılar uzak

Ayten Mutlu
-Çocuk ve Akşam(1999)-