Bahar İkindisi – Arife Kalender

ARİFE KALENDER BAHAR İKİNDİSİ

Yabancı dilde şarkı söylüyor kadın,
“gelmesen de olur artık, gelme
böyle de mutluyum,” diyor sanki
ses inatçı, sesi kanatlı
sözcükler dudağına vurdukça
ağzını kanatıyor

akasyalar çiçek açmış ötelerde
akasya bir kadının hüzünlü salkımı
şarkıda kokusu var
akasya kokuyor şarkı

tahta bir iskemleye gövdesini yüklemiş
dibini eşeliyor denizlerin dalgası
bir çığlığa bin atlı binebilir
gökler yere düşer, yıldırım iner
ateş alır birisiyle ötekinin arası

nisan ikindisi yüreğe ağır su
çarpar damarlar savrulur döner
başlar birazdan taç yaprakların uykusu
hüzünler de bulaşır
gelincik ömrü kadar kırmızı ve kısaydı
o kadının şarkısı

Arife Kalender
-Yağmur Sandım Kendimi(2018)-

Yangın Yer Yer Devam Ediyordu – Haydar Ergülen

HAYDAR ERGÜLEN YANGIN DEVAM EDİYORDU

bırak sevgilim yol senden geçsin
önce davranan, sevgilim, bu kez bağışla
kalanları, biz gidenleri kutlamak için
alkış arıyoruz kimin elinde kaldıysa

bırak sevgilim bu yangını sen bağışlama
bunca iz, işaret bağışladın dünyaya
Dikkat Çocuklar! bıraktın, biz geçtik
biz geçip gitmek için bırakılanlar
kimsem çok, gidenim yok! demek içindik
sevinmek içindik; göç gidiyordu işte,
sır kalıyordu, kurtulan kurtulana gibiydik
birbirimize katılıyorduk ama: -yangın bizden
kurtuldu! diyenimiz de yoktu, ateşin tersine
dönmesinden korkan en duyarlımız bile:
-yangından ben kurtuldum, ruhum kül oldu!
çaprazında tutuşmuştu: -hangi yangını seçsem
iki ateşin arasındayım, ruh ve ten!
yangın yer yer devam ediyordu…

bırak sevgilim şimdi yangın şehirdir
sana bıraktığım sessizlikten birkaç kelime
kalmıştır hâlâ yangından konuşmak için,
şimdi erdem herkesle sır olmakta değil,
hangi kışa rastlasan konuk olmakta!
kuşlar gördüm ne kuşu ne kış konuğu
kuşlar gördüm bir dalı bir dal için kırıyorlardı
öyle üşüdüm ki kafesimde onlardan çok…

şimdi kuş ateşe düşmemiş olmaz
ateş beslemeli ağzında, kanat düşürmeli
yangına, altın tüy dökülmeli, kuş oluşmalı,
bu kuş olabilir misin, sır böyle taşınır
sevgilim, sır arayan sende ateşiyle tanışır!

bırak sevgilim yol senden geçsin
kayıkta göl var, kuşta gökyüzü
ama kimse beklemiyor kimseyi
hem gidince ne olacak bir şeyi

vardın, oldun, kayboldun
şimdi ortasındasın
ne kayık göle dahildir artık
ne kuş gökyüzünde seferi
yangının içi şehir
yol senin içindedir

ya yol senden geçmeli, ya yol senden geçmeli!
sen dönmelisin geri, sen dönmelisin geri!

Haydar Ergülen
-Eskiden Terzi(1995)-

Biliyor Musun – Turgut Uyar

ADNAN YÜCEL SEN YOLCULUKLARA YENİDEN BAŞLA

biliyor musun
aşk şiiri yazmaktan bıktım
bir gün şöyle bir baktım
yazdığım bütün şiirler öyle
bir sarsılma, nedir bu
bir otuz aşk şiiri daha
kendimi hiç suçlamadım

peki o zaman ben neden
dereceler sokayım koltuğumun altına
ateşim varsa zaten
ey gözleri maden
çünkü aşk bir suçlamadır
sonuna kadar yaşanmamışsa
bir bardak birada yeni bir deniz
ve yağmur
eski bir denizde yeni bir ada
yaşanmamışsa

sözgelimi Galata’dan Afrika’ya gidiyordum
korsanları kralları ve bazı ülkeleri
ve bütün madenleri
ve kendi sonumu
iyi görmüyordum sonunda
her türlü madeni
elimde bir sürü kağıtla
hazırladım kendimi

Turgut Uyar
-Kayayı Delen İncir(1994)-

AKŞAM SEZİLEN DÜNYA – Afşar Timuçin

AFŞAR TİMUÇİN İÇEDÖNÜŞ

Yürek eski bir araba atına benzer nasıl olsa dayanır
Kaygan yollarda zor dönemeçlerde ve her yerde
Bilinç kendi yabancılıklarına uzun uzun katlanır
Kendine sığınaklar arayarak bir köşede

Öldürücü bir çarkın dişlilerinden kaçmak için
Sokağa mı çıkmalı alkole mi sığınmalı ya da
Her yenilgide kendini bir daha aramalı mı
O arada yanmalı mı yalnızca geçip gitmişliğine

Elbette altın değerindeydi gülüp söylediklerimiz
Hele kış geceleri hele soba başlarında
Neden kalmadık oralarda neden geçip gittik
Diye bir sevdaya yanar gibi insan kendine yanmalı mı

Uzun sürecek bu yırtıcı akşamlar
Hep korkulu engeller getirecek karşımıza
Her gün biraz daha üstümüze bastıracak damlar
Bitmez bir ölüm sessizliği ekleyecek yalnızlığımıza

Afşar Timuçin
-Akşam Türküleri-