VARDIR – Edip Cansever

EDİP CANSEVER VARDIR

İki kişi arasındaki bir gül meselesinden
Domates sularından, portakal gürültüsünden
Akşamın boyundan, sabahın eninden
Gündüzün inceliğine uyan çocuğun
Kırmızı bir elmayı dişlemesinden sanki
Soyulmuş gibi olmana ve
Parklarda uzun uzun taşıdığın el titremesine kadar
Vardır
Şuranda vardır, tam göğsünün üstünde
Dünden kalan bir şeyden değil bugünden
Bir kalebentlik sanrısından
Bir kurşun deliğinden
Duran, sızmayan kana kadar
Vardır.

Şuranda da vardır, şakaklarında
Zonklama değil, ağrı değil
Suyun gölgesi gibi gelip geçen
Ve yalnız kalmak endişesinden
Ve yalnız kalmamak endişesinden
Ve her şeyin bir endişe olması endişesinden
Vardır.

Kötü yerlerde açan iyi huylu çiçek
Çocuğun bin yaşından döndüğü yaprak
Kayayı birden ikiye bölen çürük
Bir kumsal çıkıyorsa bütün bu ikiye bölünmelerden
Niye olmasın, vardır.

Vardır ki, her şey varoluşun süsünden
Bir başka nedir
Ve kalbin sıcak ve buğday yenir
Eninde ve boyunda durursun kendi kendinin
enleminde ve boylamında durursun herkesin
Ki başka nedir
İyi şeyler söyleme vaktinden
Bir hüzünsüzlük vaktine kadar
Daha doğrusu hüznün
Dağlarda, bir kış akşamında, eski bir resimde ufalanmasına kadar
Yok mudur, vardır.

Ve vardır kullanılmamış saatlere benzeyen
Sapında adın
Ve sen istedikçe işleyen

Edip Cansever
-Sonrası Kalır-

bana gelirseniz şayet – Sohrab Sepehri

SOHRAB SEPEHRİ BANA GELİRSEN ŞAYET © Erokhin Evgeny

bana gelirseniz şayet
hiçistanın ardındayım!
hiçistanın ardında bir yer var.
hiçistanın ardında havanın damarları
toprağın en uzak yığınında açan çiçeklerden
haber getiren habercilerle doludur.

kumlar üzerinde,
şakayık miracı tepelerine yol alan
zarif atlıların toynaklarının izleri var.

hiçistanın arkasında istek şemsiyesi açıktır
susamışlık meltemi bir yaprağın dibine koşsun diye
yağmurun çanları çalınır

insan burada yalnızdır
ve bu yalnızlıkta
bir karaağacın gölgesi sonsuza dek akmakta.

bana gelirseniz şayet
yavaş ve yeğni gelin
yalnızlığımın ince çinisi
çatlamasın…

Sohrab Sepehri
-Yalnızlığımın Çinisi-
Çeviri: Haşim Hüsrevşahi-

© Erokhin Evgeny

KORKULU YALNIZLIK – Şükran Kurdakul

TURGUT UYAR BİTMEMİŞ ŞİİRLER VIII

Şimdi sen gideceksin, ben kalacağım
Her defasında yeniden kaybeder gibi
Ya bir iskele kahvesinde
Ya bir tramvay durağında
Uzaklaşan adımlarına bakacağım.

Tarzıevin ya da bir başka vapur
Üsküdar iskelesinde dururken
Seni deniz aşırı bir yolda
Bırakmak dediğim budur işte
Zamanlar geçer doğrudur
Ama bu vazgeçilmez çırpınışlar
Sana doğru sürüklerken beni
Yarı düşler içinde geçen her geceden sonra
Ellerim dalıp giderse karanlıklara
Ellerin karanlıklara dalıp gitmesi
Ne demek olur?…

Şimdi sen gideceksin
Şimdi ben kalacağım
Her defasında yeniden kaybeder gibi
Ya bir tramvay durağında
Uzaklaşan adımlarına bakacağım.

Şükran Kurdakul
-Nice Kaygılardan Sonra-