YAZ – Ülkü Tamer

SAMSUNG DIGITAL CAMERA

Yazı deniz kıyısında geçirmek güzel şey,
Yeniden okunan bir kitabın dostluğunu taşır dalgalar,
yosunlar, tanıdık satırlar olur.
Rüzgârın yönünü çevirmek elindedir,
düğmesine basarsın, susar.
Güneşi başlatmak ise bütün gün elindedir.

Bir kayığı vardı adamın,
adını “Hanoi” koymuştu.
Özenerek kırmızı boyayla yazmıştı harfleri, kendi eliyle,
tam iki saatini vermişti bu iş için,
sabahleyin başlamıştı yazmaya, çaydan sonra,
biradan önce bitirmişti,
o kadar dalmıştı ki işine,
akşamleyin anlattığına bakılırsa
sabah denizini bile unutmuştu.

Sonra bütün hafta balığa çıktı,
izmaritler, istavritler yakaladı,
akşamları evinin bahçesinde pişirdi onları,
tanıdıklarını çağırıp buzlu rakılar içti,
işçi yürüyüşlerinin önemini belirmekten kaçınmadı,
toplatılan dergilerdeki yazıları savundu,
bazı kızları kendine hayran bıraktı,
ortaklarını kırar gibi oldu,
güzel fıkralar anlattı,
ay ışığında herkesi geçti yüzmede,
gece yarısına doğru midye topladı.

Evet, güzel şey yazı kıyılarda geçirmek,
deniz, batık kalyonların kokusunu getirir,
konuşacak konular verir insana
deniz kestanelerinin dikenleri.

Kayıklarımıza “Hanoi” adını koyup
balığa çıkmaktan başa ne yapıyoruz ki?

Ülkü Tamer
-Sıragöller-

Can Baş Üstüne – Aziz Nesin

61629_cc32073998e17917389939460f970588_large

Yüzlerce İzmir’den süzülmüşsün
Gökle denizin seviştiği yerde
O güneş kanlarına doğmuşsun
Eskil Ege’ler damıtılmış gülüşünde

Ben kırkıraç yok yoksulluğun insanı
Yüreğimde bozkırın uzak Asya’lardanberi sönmeyen cehennemi
O buzul gecelerini atamam ikibin yıldanberi içimden
Sonsuz karanlıklarım ısınır saçlarının güneşinde

Tenini yüzlerce yıldanberi imbatlar okşamış senin
Benimse yakmış kavurmuş kuşaklar boyu içimi karayel
Ben kahır destanlarının büyümeyen çocuğu bin yıldır ölüp ölüp dirilen
Sen çocukluğu mitologya tanrıçalarının dizi dibinde geçen

Sen bir palmiyesin kum kumsalda yumuşaktan süzüp alırsın suyunu
Ben bir meşe ağacıyım ki İsa’dan çok daha yaşlı
Özsuyumu binlerce kılcıl parmaklarımla
Ta derinlerden taşı kayayı sökerek emen

Seni öpen salt ben değilim
Yaylalarımca bozkırlarımca tarihimle öpüyorum
Öptüğüm salt sen değilsin
Ege’yi öpüyorum dudaklarında en yepyenisi ikibin yıl süren

Bu Istanbul’u bizim için yaptılar
İki karşıt tarihle iki karşıt coğrafya
En uzaklardan gelip sevişsinler diye bu dişil kentte
Caanım üste and içerim ki en büyük mutluluğumsun
Beni sana kimler gönderdi biliyor musun
O insana en yakın Uzakdoğu tanrıları
Mağara ressamları dansçılar ve en eskil atam büyücüler
Ya seni bana gönderenler
O insana en uzak ve kendilerine daha da uzak
Kendilerinden başka tanrı tanımaz “La ilâhe” göksel tanrılar

Tüm tanrıların yalnızlıklarından
Ve tüm peygamberlerin acılarından
Çok daha çoğunu armağan ettin bana
Değil mi ki senden geldi Üçgül’üm
Sunduğun keyif kadar acılar da kabulüm
Senden gelen mutlulukları öptüm yüzüme sürdüm
Senden gelen acıları öptüm can baş üste kodum

Aziz Nesin
Karşıyaka/İzmir
24 Şubat 1984
-Bütün Şiirleri 1-

Rüzgâra Mektuplar Bırakıyorum – Gülsüm Cengiz

Yasak-Sevda-Sozcukleri_14537_1GÜLSÜM CENGİZ

Yaşama söz kestiğimden beri
gidiyorum ardından bir yıldızın
devrime nişanlı yüreğimin
çağrısına uyarak.
Serüven değil aradığım
bir gençlik hevesi hiç değil.
Kimsenin kimseyi sömürmediği
ve insanların sokaklarda kıvrılıp
açlıktan, soğuktan ölmediği
bir dünya istiyorum.

Yaşama söz kestiğimden beri
ardından gidiyorum bir sevdanın
devrime nişanlı yüreğimin
çağrısına uyarak.
Geleceğe umudunu, insana inancını
yitirmiş yüreklerin yere attığı
bir yıldızı parlatıyorum
her gün, her gün yeniden;
resmine bakıp gülümsüyorum.
Ah, ne güzel gülüyorsun…

Yaşama söz kestiğimden beri
ardından gidiyorum bu sevdanın
devrime nişanlı yüreğimin
çağrısına uyarak.
İğneyle kuyu kazıp
söcüklerin büyüsünü arıyorum;
yağmurun her damlasında
her çiçeğin renginde,
her çocuğun, her kadının yüzünde…

Her acıda kanayıp
sarılarak her umuda
yaşamdan şiirler damıtıyorum;
ve her sabah yeniden
“Günaydın!” deyip güneşe
rüzgâra mektuplar bırakıyorum,
değiştirsin diye yazgısını insanlar
birleşen elleriyle.

Gülsüm Cengiz
-Yasak Sevda Sözcükleri (2013)-

NOKTA – Nihat Behram

NİHAT BEHRAM NOKTA

İşte bir şehir daha bitti benim için,
biten bir şiir gibi…
İşsizim,
yalnız
ve parasız,
üstelik uzağında ülkemin
Ve kekremsi tadıyla otuz beş yaşın..

İşte bir şehir daha bitti benim için,
bilmiyorum
nasıl bir hayatın eşiğindeyim şimdi?
Her şeye yeniden başlamam gerek
tıpkı bir çocuk gibi..

İşte bir şehir daha bitti benim için
hüzünleri, sevinçleri, serüvenleriyle
hayata olan tutkum içimde tek dayanak
bir de bir tren bileti cebimde.

Nihat Behram
Şubat 1982, Zürih
-Savrulmuş Bir Ömrün Günlerinden-

SESLENİŞLER – Nihat Behram

NİHAT BEHRAM SESLENİŞLER II A

II
A

Kar aydınlığıdır,
sakin gece yarılarında
onun dudağına çarpıp yansıyan
kar aydınlığıdır

Kar aydınlığında
güpegündüz yıldızları tanıyan da
sustukça azdıran da bir teni
aynı dudaktır

Mahzun bir ceylânda dost kıldığı bakışı
hülyalıdır, uysaldır ama
gözevlerini besleyen yabanıllık ki
bazen volkanları ansıtır

Dalgınsa:
eğilip ikindi seslerine
yorgun düşmüştür acıyla işlenmekten;
şense:
coşkun bir kıpırtı iletmiştir
katılıp
gizlice
sefer günlerine

Haklı mıdır, haklı mıdır damarlarını geren
zonklatan duyguları?
(O ki ömrünü
ruhunun asla bastırılamaz
fırtınalarına adamıştır)

Korkaklık özüne nasıl ihanetse hayatın,
dünyayı merakla dinlerken gürültülerden
ona yılgın sokulmak
onu yanıltmak da aynı soydandır

Koşar (sekerek koşar),
koşuşu sevinçlerden yadigârdır;
gülerken oynaşır gibidir kirazlarla

Kar aydınlığında
boynunu göğe açarsa eğer
o zaman bilirim ki
karın altı bahardır

Nihat Behram
-Fırtınayla Borayla
Denenmiş Arkadaşlıklar-

gidişat – Yaşar Miraç

¸YAŞAR MİRAÇ GİDİŞAT Zverev Anatoly

ben geçmişe giderim
sen geleceğe
(aramızda ince bir kiraz dalı)

ben düşmeye giderim
sen yükselmeye
(uçurumda sessiz bir kuş olmalı)

ben yaşmağa giderim
sen gencelmeye
(değirmende ağartılırmış saçlar)

ben ölmeye doğruyum
sen doğurmaya
(serviler arası bir yarış başlar)

ben yazmaya doğruyum
sen yaşamaya
(su kumları siler yel kâğıtları)

ben sönmeye doğruyum
sense yanmaya
(güneş dağa vurur ilk ışıkları)

durağı niyeti bu iki yolun
yok kesişmeye
(yolculukmuş bizim yakınlığımız)

Yaşar Miraç
-Sözcükler D.Eylül-Ekim 2019-

© Zverev Anatoly