BİLİYORUM SÖYLENMEYENİ – Bejan Matur

BEJAN MATUR BİLİYORUM SÖYLENMEYENİ

Şimdi ben
Bir dağa bağlayacağım umudumu
Çünkü karşılaşmadır o
İhtimaldir.
O dağda çocukluğun aklı
Şefkati gizlenmiş.

Bilmiyorum nerede bırakıldı gülüşün
Ve nerede yarım kalan bakışın.
Yarı gömülmüş bedenin
Anlatıyor bana
Sürmekte olanı.
Çünkü geriye bakmakla ben,
İncindim.
Bana geç verilmiş bir gerçek bu
Bir karşılaşmanın vereceği son şey.
Ekinleri hatırlıyorum.
Kesildiklerinde
Biz olmayı gösteren buğdayları.
Kavaklar kıpırdıyordu o gün
Bütün sevinçleri havalandıran
Bir bahardı.
Ne konuştuk bilmiyorum
Ama biliyorum söylenmeyeni.

Söylenmeyen
Kavakların hışırtısında kaybolup gidendi
Kanımızda kıpırdayandı söylenmeyen.
Ama öyle geç
Öyle geç ki,
Artık o dağı yürüsem de
Yok kimse.

Ne gece
Ne ateş
Beklemek de yok aramızda
Bir dağ var sadece.

Bejan Matur
-son dağ-

ikiye bölünmüştür dünya – Kemal Özer

 

stena-tekstura-fon-4350

Hemen tanıyorum nerede karşılaşsam,
bizim gibi takılıp kalmıyorlar dükkân camlarına,
durup da karşılıklı, yolun üstünde
arkadaşlarıyla konuşmuyorlar bizim gibi,
su içmiyorlar kırık bir sokak çeşmesinden
ya da gezgin suculardan bardağı on kuruşa.

Peynir ekmeğin yanına katıp yeşil soğanı
çökmüyorlar duvar gölgesine, ağaç altına.
Hele zamanı gelince, bizim gibi
dişlerinde deneyip dövüştürmüyorlar kırmızı yumurtaları.
Sıcaklar bastı mı, konu komşu bir olup
ne Gülhane Parkı’na koşuyorlar, ne Ahırkapı kıyılarına.

Hemen anlıyorum işitince seslerini,
zamanıdır deyip yollara düşmek gerekse
güvenleri yok iple sıkılmış tahta bavula,
gün ışığından korunmak için kaskete,
yemekleri götürüp getirsin diye sefertasına
iş tulumuna, şile bezinden gömleğe
güvenleri yok.

Bir tuhaf bakıyorlar nerede görseler
tavşanlara niyet çektiren birini,
bir parmağı ezilmiş, bir parmağı kıvrık kalmış birini,
iki polis arasında saçı kesik yürüyenlerden
camın kırık yerine kağıt yapıştırılmış evlerden
yazlık bahçelerdeki düğünlerden birini.

Duvar olsa yıkılırdı, diyorum, ara yerde
su olsa geçilirdi şimdiye kadar,
barışırdık bayramlardan birinde dargın olsak;
her şeyiyle ikiye bölünmüş demek ki dünya
bir yanında onlar yaşıyor günlük güneşlik
biz didiniyoruz öbür yanında, eli avucu boş.

Kemal Özer
-Sen de Katılmalısın Yaşamı Savunmaya (1975)-