DÜNDEN YARINA – Sabahattin Kudret Aksal

 

5541539291476884982109

Bir hoşsohbet akşamımda
Varsam dizinin dibinde dursam
Yaşamış, sineye çekmiş
Ve galiba yıkılmamış insanlar olarak
Bir yeni varışa doğru koşar adım giderken
Ne topraktan ayrı,
Ne dönen devrandan uzak.

Uzak yakın yaşadığımız zamanların
Cümlesini alıp karşımıza
Şöyle bir defa daha baksak.
Nice zamandır insanoğlunu
Bir, başka dünyalara doğru çekip,
Bir kendi dünyasında içe dönük bırakan
O iç sıkıntılarına benzer şeyin adı saadettir.
Belki bahtiyar bir nefes almak zor değil ama
Bırakıp kaygısını geçmiş ve gelecek günlerin
Şu senin duyar yüreğini
Bu benim içimdeki insanı
Görmezlikten gelmek zor.

Bir bakar mısın pencerenden
Akan suyun parıltısı neler söylüyor..
Duyar mısın, geçip gidecek olan nedir bugünden,
Nedir ki geçip gideceğe benzemiyor.

Sabahattin Kudret Aksal
– Bir Yürekten Bir Yaşamdan-

Eski – Arife Kalender

ARİFE KALENDER ESKİ BEDİRHAN GÖKÇE UMARSIZ

Gardaki trenlere yağmur yağarken
Haydarpaşa’ya uğrardı vapur
koşmaların eskittiği peronda
gurbeti ezbere okurdu mermer

mendirekte korkuyla bekleyen martı
çığlığında sesini taşır hayatların
kule saatlerinin yelkovanı akrebi
çevirir zamanın pervanesini

diyeceksin ki… deme Muharrem
insan da eskirmiş bildikleri de
bugün sis var her taraf duman
inan yalnızca ben değilim kaybolan
allahı bile eskittiler

anımsa! bul resmini kafanda
kırların rüzgârı bizimdi çayır çimen
ne güzel sokak çocuklarıydık
ilkin sesimizi topladılar yollardan
durmadan içeriye, durmadan teller

diyorum ki Muharrem,
ne desem yanıyor dudağımdan çıkınca
demiyorum. Boşver!

Arife Kalender
-Yağmur Sandım Kendimi-

Bir Çimdik Sevinç, Bir Tutam Huzur – Buket Düzgen

BUKET DÜZGEN BİR ÇİMDİK SEVİNÇ, BİR TUTAM HUZUR

Hızın fazlaca toz kaldırıyor hayattan ve bu toz duman
içinde, korkup kaçışıyor kelebeklerin.

Tekrar yatıştığında ve gece oturduğunda göz kapaklarına,
çıkageliyorlar saklandıkları yerden birer birer. Biliyorlar
çünkü, zirvesevenlerden kendilerine kalan bir geceyle
avunacaklarını.
Sen de şunu biliyorsun: “Kelebek kanatlarıyla zirveye eremezsin…”

‘Hayatın büyük bir sınav olduğunu’ söylüyor zirveseverler.
‘Bugün ne aldın hayattan; ne koparabildin?’ Koparabildiğin
elmalar ve armutlarla ölçüyorlar yaşanmışlığı. Oysa ara
sıra, acelesiz, rüyalarında kıpraşan kelebeklerden de söz
etmek istediğin oluyor. Ama tozun dumana karıştığı bir
hayat, izin vermez kelebek titrekliğine… Dilin dışarda elma
sevenlere elma, armut sevenlere armut yetiştiriyorsun
sen de.

Bir çimdik sevinç ya da bir tutam huzursa alabildiğin
hayattan, ne kadar naif ve romantiksin de… “işimize yaramaz ki bunlar!” diyorlar.

Toz kaldırmaya devam ediyorsun, ne istediğini düşünmeden
… Evet, koskoca bir düzlükte zirve arayanların en yaman
savaşanısın sen. Başarının, gözünü en yükseğe
koymakla, koparmakla, ilgili olduğunu öğrettiler ya!

Ne dersen de, ödediğin bedeller değil, dizlerini kanatarak
oturduğun zirve konuşuluyor nihayetinde!

Öyleyse sen de konuşmamalısın, bir çimdik sevinç, bir
tutam huzur
için neleri vereceğini, tekrar yola çıksan.

Buket Düzgen
-Hüznüm Çok Çalışkandı-