özet – Sennur Sezer

SENNUR SEZER ÖZET

Mor akşamlar ve deniz
Batan güneş
Son tiren
Hiç olmadı – ne gülünç –
Hiç olmadı – biz sevdik üşenmeden –

Hiç olmadı
Karides, kırmızı aptal huysuz
Masamızda ne gülünç
Az şekerli bir ölüm
“Az şekerli bir kahve” gibi rahat kaygusuz
Söylenmedi garsona

Belki gecikmiş bir kuş
Biraz yağmur
Ve ansızın bir çocuk

Yetti bize
Senin biten romanın
Benim bitmeyen borcum
Utanmalı mıyız hiç

Sennur Sezer
-Yasak-

 

Sennur Sezer (12 Haziran 1943 – 7 Ekim 2015) Anısına saygıyla ..

12 HAZİRAN 2019

diken ezgisi

Bozkır çağırır
Yalın ayaklarda diken yaralarından
Ağır bir sızıda
Bozkır
Kıraç alınlarda ter
Ter kokmıyan kızların
Ve ipek çamaşırların kentinden alır
Derinden bir masal
Bir masal ayrılır durur:

—Sevmek,
Usul denizleri serin rüzgârları çoğaltıp
Bey işi
Ve çobanların
Peynir tulumlarına kesip koyunları
Bir tutam tuz tattıkları akşam
Denizleri
Durulmaz —

Durulmaz
Kır çağırır
Yalın ayakların çağırır
Sevdaya uzayan bıyıklar
Çarşaflar çiçek kokan
Acemi ellerimi
İnce ayaklarımı çağırır
Erken uyanmalara
Çalı toplamaya
Ve elekten geçen un
Yorgun bir ekmek kokusu
Tarhana

—Otlar ve kadınlar
Kısacık duyarlar ilk yazı
Güneş uzar tepelerinde
Kızgın ve acımasız
Ve kar ansızın basar —

Ağar bir yıldız
Dipsiz geceden
Biz
Her akşam bir işçi kanını
Bir yudum şarap diye tatmadık
Dinmeli bu ağrı
Ağaran bozkır
Diken

Sennur Sezer
-Direnç-

 

Kırık Değirmen – Şükran Kurdakul

Kırık Değirmen - Şükran Kurdakul

Bir içimin alacakaranlığında dayanmak meselesi,
Bir bu fena İstanbul akşamını yaşamak
Nice odaların kapanmış penceresi
Gene bana iniyor yalnızlığıma sığınmak.

Gene benim, şimdi tek başına, sonra beraber.
Bir yanım mağrur sağlam, bir yanım gücüme gider.
Bir yanımda karşı koyma, bir yanımda ezilmeler.
İkili tutkular gibi canıma okuyacak.

Her şeyler devam eder bu bildiğim gidişte.
Evli evine giderken yolcu yoluna.
Ne rüzgârlar yapacağını yapmış ki bana
Kırık değirmenler gibiyim, dönemiyorum işte.

Şükran Kurdakul
-En Güzel Gerçek-

 

ŞAİR AKLI – Ümit Yaşar Oğuzcan

AİR AKLI - Ümit Yaşar Oğuzcan

Anam der ki: — Aylak gezme
Babam der ki: — Şiir yazma
Biri anam, biri babam
O da haklı, o da haklı
Benim aklım deli aklı

Karım der ki: — Evde otur
Bizi sinemaya götür
Kadınlar halden anlamaz
Bütün filmler acıklı
Benim aklım çocuk aklı

Şefik der ki: — Çalış biraz
Hep şiirle karın doymaz
Benim canım kahve ister
Şöyle ağır, bol köpüklü
Benim aklım sarhoş aklı

Uykuda beyit düzerim
Uyanır şiir yazarım
Günlerim gecemden farksız
Gecem gündüzüme ekli
Benim aklım şair aklı

Ümit Yaşar Oğuzcan
-Şiir Denizi 1-

 

ANA YÜREĞİ – Nihat Behram

NİHAT BEHRAM ANA YÜREĞİ

Bir sen dokunabilirsin ancak
öyle hafif, öyle eşsiz, öyle sıcak
ellerinle ağrısına bebeğin;
yalnız senin bakışındır
bebeği büyüleyen
ve değince yüreği yüreğine
ağrısı yalnız sende böyle bin kat fazlalaşır..

Bir senin kollarındır
en ateşli günlerin en dikensiz beşiği;
yalnız senin kucağında bebeğin ağrıları
kaçışır
ve alnın alnına onun
bir ufuk derinliği, bir deniz parıltısı taşır..

Yağmurun var, damla damla ışıldatır
gülleri,
dallara tomurcuklar bırakıp göğe doğru
uzatır;
kuşların var, gürleyince fırtına
yuvasına kanat gerip koruyan;
güneşin var, ısıtır
tutuşturur tohumu,
sürgünlerde, peteklerde, çiçeklerde
arılar uçuşturur;
yüreğin var, tavşanların, civcivlerin,
sincapların
binbir sıçrayışla dokuduğu yüreğin…

Sığınıp kollarında ısınır
gülümseyip ışıldar
ağrıları usul usul diner bebeğin..

Yıldızısın sen onun:
dağıtırsın geceleri içine dolan sisi;
boşluğusun: özlemeyi senin yokluğunda
öğrenir;
çimenisin: en uysal uykulara kucağında
uzanır;
tanımısın sen onun: takılır gözleri gözlerine
çözülür nefesinden ilk sözcüğün gizemi,
dudağına zümrüt bir parıltı ilişir;
bebek, başlar anlatmaya kendini..

Ah, öyle içten, öyle temiz,
öyle karşılıksız
bir senin yüreğin kaldı
bu zifir karanlıkta..

O yürek ki içimizden öksüzlüğü geçirir;
o yürek ki ölesiye sevmenin
halkın ve hayatın öğretmenidir…

Nihat Behram
-Hayatı Tutuşturan Acılar-

©İbrahim Balaban