BİR KIYI BOYUNCA – Oktay Rifat

BİR KIYI BOYUNCA - Oktay Rifat

Saçlarında ayırdın günlerimizi
Ortadan samanyolunda ikiye
Sonradan acımasız döktün
Tel tel taranmış gündüzü ikiye

Küller kalıyordu cıgarandan uzun
Tabaktaki ölüm yarısına yazın
Varılmaz düşlerdeydi öbür yarısı
Bir kilise kalıntısı dikenler hüzün

Seni sevdik o kıyı boyunca
Bulanık da olsa ucunda mevsimin
Hani erinci verecektin aşkı

Mavi bir martı ölüsü kumsalda
Bulutlarıyla beyazdı yaz
Deniziyle yollarıyla beyaz.

Oktay Rifat
-Bir Cıgara İçimi-

O Rüzgârlı Islak – Oktay Rifat

O Rüzgârlı Islak - Oktay Rifat

Sade ses ve yankı kesildiğim
O rüzgârlı, ıslak gecelerde
Gökyüzü bir değirmen gibidir.
Umut, sevinç, aydınlık özlemi,
Dişine ne düşerse öğütür.
Bir saban, gömerek demirini
Yüreğimize, ağır ve hoyrat
Sürer tarlamızı, söker atar
Ota, çiçeğe benzer ne varsa.
Devrilir iki yana etimiz,
Gömülür çılgınlığın tohumu.

Sade ses ve yankı kesildiğim
O rüzgârlı, ıslak gecelerde
Gökyüzü dev bir şilep gibidir.
Boşaltır ambarlarından, döker
Yapışkan, çürük yükünü kente.
Artık ne çit, ne kapı, ne duvar!
Emerler milyon dille, damakla,
Emerler parmak uçlarımızdan
Kara sülükler gibi bulutlar
Son kalan gündüzü kanımızdan.

Oktay Rifat
-Sen Yalnızlığında-

Oktay Rifat (10 Haziran 1914 – 18 Nisan 1988) Anısına saygıyla…

OKTAY RİFAT 2

Elleri Var Özgürlüğün – Oktay Rifat


Köpürerek koşuyordu atlarımız
Durgun denize doğru.

2
Bu uçuş, güvercindeki,
Özgürlük sevinci mi ne!

3
Öpüşmek yasaktı, bilir misiniz,
Düşünmek yasak,
İşgücünü savunmak yasak!

4
Ürünü ayırmışlar ağacından,
Tutturabildiğine,
Satıyorlar pazarda;
Emeğin dalları kırılmış, yerde.

5
Işık kör edicidir, diyorlar,
Özgürlük patlayıcı.
Lambamızı bozan da,
Özgürlüğe kundak sokan da onlar.

Uzandık mı patlasın istiyorlar,
Yaktık mı tutuşalım.
Mayın tarlaları var,
Karanlıkta duruyor ekmekle su.

6
Elleri var özgürlüğün,
Gözleri, ayakları;
Silmek için kanlı teri,
Bakmak için yarınlara,
Eşitliğe doğru giden.

7
Ben kafes, sen sarmaşık;
Dolan dolanabildiğin kadar!

8
Özgürlük sevgisi bu,
İnsan kapılmaya görsün bir kez;
Bir urba ki eskimez,
Bir düş ki gerçekten daha doğru.

9
Yiğit sürücüleri tarihsel akışın,
İşçiler, evren kovanının arıları;
Bir kara somunun çevresinde döndükçe
Dünyamıza özgürlük getiren kardeşler.
O somunla doğrulur uykusundan akıl,
Ağarır o somunla bitmeyen gecemiz;
O güneşle bağımsızlığa erer kişi.

10
Bu umut özgür olmanın kapısı;
Mutlu günlere insanca aralık.
Bu sevinç mutlu günlerin ışığı;
Vurur üstümüze usulca ürkek.

Gel yurdumun insanı görün artık,
Özgürlüğün kapısında dal gibi;
Ardında gökyüzü kardeşçe mavi!

Oktay Rifat
-Elleri Var Özgürlüğün-

Boğaz Gezintisi – Özdemir Asaf

ÖZDEMİR ASAF BOĞAZ GEZİNTİSİ

Ne günlermiş, ne günlermiş
Yıldızlar, mehtab, çamlar altında.
Yıldızlar, mehtab, çamlar altında
Ne günlermiş, ne günlermiş
Gelip geçmiş!

Vapurlar değil, Boğaz’dan geçen:
Boğaz’dan yalılar geçiyor.
Toplamış sulardan eteklerini,
Odasına çekilen bir saraylı gibi
Yalılar gelmeyen âlemlerine gidiyor
Bırakıp bu sessiz gecelerini.

Çekip almış kuşların kanadlarından rüzgârını
Asırlık rüyalarında yalılar.
Uykuların mahmurluğu saçaklarını sarmış.
Saz sesleri gelmeyor kıyılarından.
Ne geçen yazlardan haber var,
Ne gelecek baharlardan.
Kimbilir kaç deniz geçmiş uykularından…

Başbaşa kalmış iki Hisar
Beklemekte sönük sahilleri.
Artık eski savaşları anlatır taş duvarlar
Kıyılarından geçen balıklara.
O balıklar ki, dedeleri
Şarkılarla beslenmişti geceleri.
Şimdi sulara düşen çürümüş tahtalar
Dalgalarda son oltanın yemleri..

Bir zamanlar şen yaşamış yalılar
Işıklı bir ziyafet sofrasında.
Renklerini deniz almış götürmüş,
Küllerini alev alıp savurmuş.
Deniz kenarında denizsiz kalmışlar.
Ortaklığı ayrılmış kıt’aların.
Anadolu günden güne Rumeliye küsmüş

Bugün biz değiliz bakan yalılara;
Yalılar boynu eğik bize bakıyor.
Biz değiliz sarkan hatıralara
Göğüs gererek dalgalara.
Yalılar bir hayâl için denize sarkıyor
Yalılar bize bakıyor, denize bakıyor.

Ne günlermiş, ne günlermiş
Yıldızlar, mehtab, çamlar altında.
Yıldızlar, mehtab, çamlar altında
Ne günlermiş, ne günlermiş
Geçip gitmiş!

Özdemir Asaf
-Dünya Kaçtı Gözüme-

Özdemir Asaf (11 Haziran 1923 – 28 Ocak 1981) Anısına saygıyla

11 06 2019

DAAVAA – Özdemir Asaf

Ya çok sevdiğimden,
Ya da sen inandıramayınca
Bir dava açtım.

Yargılama aşk katında sürdü
Ve savunma hakkını
Sonsuza sınırladım.

Duruşmada yalnız gözlerdir tanık,
Eller, kollar bağlanmamıştır..
Yolunda karar aldım.

Sevide de, kinde de
— Bir üstü olmadığından —
Temyiz yolunu kapadım.

Taraflardan sen, özgür ceza’ya..
Ben, ağır-ceza’ya çarptırılmıştır..
Cezayı onayladım.

Bu davalısız, davacısız yargılamada
Seni bensizliğe, beni sensizliğe bırakma kararı alınmıştır,
Duruşma kapanmıştır.

Ne kağıt yırttım,
Ne kalem kırdım…
Aldım kalemi elime,
Bu dava dosyasını yazdım.

Özdemir Asaf
-Taşlamalar/
Benden Sonra Mutluluk-

SİSLER İÇİNDE İNSANLAR – Behçet Necatigil

SİSLER İÇİNDE İNSANLAR - Behçet Necatigil

Bir büyük kır bu dünya:
Gece vakti ıssız kır cin peri.
Bir baş uzanır gibi karanlıktan, 
Gün ortası biri selâm verip geçer,
Düşünürüm kimdi.

Tenha sokaklarda giderken yalnız,
Durdurur bir başkası beni dalgınlığımda;
Sallanır iki el, anlatır bir ağız,
Kırık dökük sözler kalır aklımda:
— Görüşelim, siz şimdi nerdesiniz?

Sisler içinde insanlar, çoğu yakınken uzak;
Bir yerden tanıyorum, ama nerden?
Ardından bakarım, köşeyi döndü mü yok:
Bir yarım rüzgâr değer gider yüzüme
Eski bahçelerden.

Uykuların eşiğinde aynı şey:
Yılların ötesinden biri
Sisler içinde seslenir: — Hatırla!
Gölgeler gibi erir uzatsam ellerimi,
Buğularda.

Sisler içinde insanlar, gün ortası, geceleyin;
Hangisi gerçek, hangisi düş, şaşırdım.
Daha demin vardı, şimdi birdenbire yok
Issız bir kır akşamı
Bu benim yaşadığım.

Behçet Necatigil
-Eski Toprak-