SİZ – Zeynep Uzunbay

ZEYNEP UZUNBAY SİZ

bir aşk başka bir aşk içindir
bilemediniz
dilinizin dutuna
kirazına gülüşünüzün
korkuluklar dikilmiş
işte gördünüz

yanımlı aşkları yansılıyor
kaçamak bir yağmurla
azcık ıslanıyor sesiniz gülüşünüz
bu bir çağrı değil
tut ki geldiniz
susamış bir düşü kandırabilir misiniz

insan boşluğu bu düştüğüm
belki umarsız, ama yalnızca siz
denizimin üstünde
unutmayı ansıtan
tek bir gemi gibisiniz

Zeynep Uzunbay
-Sabahçı Su Kıyıları-

bülbüle sitem – Sennur Sezer

SENNUR SEZER BÜLBÜLE SİTEM
 
Şakıyıp bütün gece
Güllerin açtığı saatte
Düşermiş uykuya bülbül.
 
Öyle anlatırdı annem
 
O eski bahçelerde
Yaprağı yere düşmeden
Güneşle toplanırmış
Yalvaç terinden doğan
Derde deva kokulu gül.
 
Gözlerini silerdi ninem
 
Hangi dileği gömerdi
Çömleklerle Hıdrellezde
Gül dibine kızlar bilmem
Maniler de söylemezdi
 
Gül derenler duymadı
Güllere vurgun sesini
Kuytulara uğramadın
Güller dallarında soldu
Küçük bahçeler kurudu.
 
Şimdi yol kenarında
Tozlu sepetlerde
Müşteri bekliyor güller
Kanarya zillerde tutsak
Türkülere uyak sümbül
 
Artık ne övünürsün bülbül.
 
Sennur Sezer
-sesimi arıyorum-

Gün yaralanmaları – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN GÜN YARALANMALARI

Sabah gözünü açtığın an başlar gün yaralanmaları
Yatağından kalktığın an
Çayını içtiğin, gazeteye göz attığın, telefona baktığın, sokağa çıktığın
Çarşıda biriyle selamlaştığın ya da suskunluğa saklandığın
Hayatın saydamına dokunduğun an başlar.

Var olmanın yabanıl çağrısı uğuldar içinin sarp yerinde:
Beyaz kağıt in, odanın vakumlanmış uzayı, yerçekimi yok sana
uçuşan sözler sayfalar imgeler, sessizlikten yapılma gelecek kabininde
Gün günden demlenen yalnızlığın dostluğu
kayıplarından güç kazandıkça
yerinde sayan yaralar artık acı vermez sana

Günün yaralamadıkları anlam veremez
neşe ve canlılık dolu gündeliğin
içini sızdırmayan fotoğraflarına

Ne kadarı okuyanın elinin altında
olsa da sayfaları dolduran
buzlu camdan kitabın

Murathan Mungan
-Solak Defterler-

USULCA – Bejan Matur

BEJAN MATUR USULCA

‘Usulca akıyor Themes’
Götürüyor anıları uzaklara.
Artık kendimden başlıyorum
Dağları saymaya.
Baharda
Omzuna kırlangıç konan bir çocuk
Büyüyor rüyamda.
Kötülük bilmeyen
Mezarların arasına uzanmış bir çocuk.
Bu gidiş dağlaradır
Annenin sayıklamasınadır bu gidiş
Ve düşen her çiçekte
Bahar diyen çocuklara.

Bejan Matur
2011, Londra
-Son Dağ-

YİTİK CENNET – Aziz Nesin

AZİZ NESİN YİTİK CENNET
 
O altıncağ cennetini yitirdik mi çoktan
Adresini bile unutmuşuz
Bir dumansı bir buğumsu bir bulutsu anılar
Yoksa hiç yaşamamış mıydık o cenneti
Yoksa sen hiç mi olmamıştın
Ben hiç yaşamamıştım belki de
Yoksa uydurduğum öykülerden
Biri miydi yaşamım
 
Gözlerim görmüyor şimdiyi
Ama geçmişi görüyorum bütün ayrıntılarıyla
Tıpkı bir teleskopla seyreder gibi bir yıldızı
Görüyorum yıllar önceki halimizi
Bak bak ikimiz de sarhoşuz belli.
Önce sen düşüyorsun sonra ben
Görüyorum o gülün altında öpüştüğümüzü
 
Sen gerçekten var mıydın sevgilim
Ben gerçekten yaşamış mıydım seni
Bir altıncağ cenneti var mıydı yaşadığımız
Yoksa ne sen vardın ne ben yaşadım
Bu da bir öykü müydü uydurduğum
 
Aziz Nesin
-Bütün Şiirleri 1-