Boşuna Değil – Ümit Yaşar Oğuzcan

ÜMİT YAŞAR BOŞUNA DEĞİL

Boşuna değil
Her dakika seni hatırlayışım
Boşuna değil her akşam
İçime bir garipliğin çökmesi
Bu şehrin bütün sokaklarında
Yana yıkıla seni aramam boşuna değil

Boşuna değil pazarları sevmeyişim
Durup durup içimin kararması
Gözlerimin dolması apansız
Boşuna değil
İnan boşuna değil sevdiğim
Bu dalıp dalıp gitmeler
Bu dayanılmaz özlem
Bu sevda boşuna değil

Kolu kanadı kırık bir serçeyim
Senden uzakta
Suyu kesilmiş bir çeşmeyim
Bir gece lambasıyım kırılmış, sönük
Biliyorum
Her şey seninle güzel
Her şey seninle büyük
İnan sevdiğim inan
Yıllardır aradığımsın
Ömür boyu beklediğimsin
Ben bir martıyım yalnız, küçük
Sen dalga dalga denizimsin

Koşmak sana doğru
Yaşamak senin için
Ve katlanmak her şeye seninle
Tek başına değil.
İnan, sevdiğim inan
Seni bunca sevmem
Boşuna değil

Ümit Yaşar Oğuzcan
-Şiir Denizi 2-

ONULMAZLIK – Sait Maden

SAİT MADEN ONULMAZLIK

Kapat gözlerini
çocuğum
öyle sessiz kal.
Bir yangına düştük. Dört yandan
alevin dili yalıyor
çatal dili
yaprak gibi ince tenini.
Kapat gözlerini çocuğum
öyle sessiz kal.
Koruyacağım seni bitinceye dek
bütün gücüm.
Dalga dalga yükseliyor lav,
alev perde perde yürüyor,
bir hafif kül yığını şimdi
biriktirdiğin ne varsa
dünden bugüne.
Bütün geçitleri tuttu kor,
sınırsız bir yanardağ çöktü
dört yanımıza.
Vuruk güvercinler gibi düşüyor
dakikalar, saatler bir bir
ve bıraktı kırık silahlarını
yaşam
içimizin kül olmuş bir yerine.

Sait Maden
-Hiçlemeler/
Bütün Kitapları 3-

ELLERİNİZE VE YALANA DAİR – Nazım Hikmet

NAZIM HİKMET ELLERİNİZ VE YALANA DAİR

Bütün taşlar gibi vakarlı,
hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli,
bütün yük hayvanları gibi battal,
ağır
ve aç çocukların dargın yüzlerine benziyen elleriniz.

Arılar gibi hünerli, hafif,
sütlü memeler gibi yüklü,
tabiat gibi cesur
ve dost yumuşaklıklarını haşin derilerinin altında gizliyen elleriniz.

Bu dünya öküzün boynuzunda değil,
bu dünya ellerinizin üstünde duruyor.

Ve insanlar,
ah, benim insanlarım,
yalanla besliyorlar sizi,
halbuki açsınız,
etle, ekmekle beslenmeğe muhtaçsınız.
Ve beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya,
göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan.

İnsanlar, ah, benim insanlarım,
hele Asyadakiler, Afrikadakiler,
Yakın Doğu, Orta Doğu, Pasifik Adaları
ve benim memleketlilerim,
yani bütün insanların yüzde yetmişinden çoğu,
elleriniz gibi ihtiyar ve dalgınsınız,
elleriniz gibi meraklı, hayran ve gençsiniz.

İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
Avrupalım, Amerikalım benim,
uyanık, atak ve unutkansın ellerin gibi,
ellerin gibi tez kandırılır,
kolay atlatılırsın…

İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
antenler yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa rotatifler,
kitaplar yalan söylüyorsa,
duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa,
beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,
dua yalan söylüyorsa,
ninni yalan söylüyorsa,
rüya yalan söylüyorsa,
meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı,
söz yalan söylüyorsa,
renk yalan söylüyorsa,
ses yalan söylüyorsa,
ellerinizden geçinen
ve ellerinizden başka herşey
herkes yalan söylüyorsa,
elleriniz balçık gibi itaatli,
elleriniz karanlık gibi kör,
elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,
elleriniz isyan etmesin diyedir.
Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız
bu ölümlü, bu yaşanası dünyada
bu bezirgân saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.

Nazım Hikmet
1949
-Yatar Bursa Kalesinde-

‘ÜÇ KIZ BİR ANA’ – Zerrin Taşpınar

ZERRİN TAŞPINAR ÜÇ KIZ BİR ANA

Anneme dedimdi ki : Sakın korkma!
ayıplarımı kendim taşırım
kendi çarmıhımla
alnıma bakır tellerden bir taç
renkli ampuller…
Bendderesi kadınlarının yanında
kanar da dimdik bakarım anne
dimdik… hüzünlü ve öfkesi gözpınarlarında

Anneme dedim di ki : Bir lokma ekmek yemem
bilmelisin, emeğimi sofraya sermedikçe
çatılarda serçeleri doyurmadıkça
bir lokma ekmek çiğnemem ağzımda,
bedenimle yakarım ocağımı
kirpiklerimle üfleye üfleye

Annem dedim di ki . Kimseye emanet edemek aşkı
Atlas’da alırım sırtma… Atlas’ı da
üstüne çarpılar atsam da bütün fotoğraflar benim
benim gökyüzünde salınan bu uçurtma

Annem, bir yazgıya boyun eğer gibi eğdi başını

kızları karışıp kalabalığın arasına
her göçüğün altından sağ salim
hiçbiri kötü yola düşmeden
korkulan olmadan yani
yani dul bir kadının evhamlarını yıkarak
hiçbiri telef olup gitmedi annemin sözlüğünde

biri yasak bir şiire imzasını attı yalnızca

Zerrin Taşpınar
-Asi Bir İmge-

©Nazmi Ziya Güran ..

 

BİR MASALDA TÜRKÜ – Afşar Timuçin

 

Gözlerini kapasan hafifçe
Süzülür bakışların aralıktan
Bir savaşı sürdürür kendince
Bir savaş ki yalnızca güzellikten
Bir savaş ki aşar gider usulca

Kaç akşama dayandı yüzyıllarca
Sevindi gün boyu gündüzden
Ne büyük savaşçılar geldi geçti
Her akşam bir umuttan sessizce
Her akşam bir direnç yaratabilen

Her şey nasıl sevebilir birbirini
Öyle kesin ve öyle karşılıksız
Önce sardunyalar solar arkasından fesleğen
Sonra umudu örter karlar
Sonra bir yaz başlar ki gözlerinden

Bir bilsen her şey her şeyi
Sevebilir hiçbir şey düşünmeden
En güzel yıldızlar gelir denizlerden
En güzel denizler yıldıza durur
Sen bir sabah vazgeçilmez bir gülüşle gülerken

Afşar Timuçin
-Böye Söylenmeli Bizim Türkümüz-