bâkî’ye gazel – Attila İlhan

ATTİLA İLHAN BAKİYE GAZEL

bir yerde vahim bir yanlış yapılmıştır
ne yadsımaya dilim varır
ne düzeltmeye gücüm yeter

meyyus bir papağan gibi tenhada bırakılmış
harıl harıl
içimdeki bozgunla söyleşirim

bir yaş gelir ki kadınlar
çekilir ortalıktan
esmerler birden çekimser
sarışınlar uzak
kumrallar vefasızdır
artık ne uyku ne durak
bir âfet biçerim imgelem kumaşından
müstesna bir sevgili
onunla söyleşirim
fazlasıyla edâlı
iyice rahşân
bakışları ebrûlî

serviler boşalır boşluklardan
bir mehtap karanlığına
gazelhanlar susmuş
çalgıcılar perişan
bir ben ki sabahlara kadar böyle
münzevi bir kanûnla söyleşirim.

ne şair kalmış ülkede ne şiir
divanlar unutulmuş
mesneviler parça parça
ey şairlerin sultanı ey bâkî
inanılmaz kafiyeler düşürüp yıldızlardan
(mef’ûlü mefâilü)
ruhunla söyleşirim

Attila İlhan
elde var hüzün-

 

BEYAZ SAYFALAR – Adnan Yücel

ADNAN YÜCEL BEYAZ SAYFALAR

Kanatları özgürlük kokan kuşlar mıydı
Balyozlara çelikleşen taşlar mı
Kimi yağmur ezgisiyle söyler geleceği
Kimi rüzgâr diliyle besteler
Suskunluk senfonileşirken dudaklarında
Eğilmeyi hiç tanımamış başlar mıydı
Gözpınarlarında sevinçleşen yaşlar mı

Varsın karanlık saçlarda taransın düşler
Her düş teline bir ışık serilir
Ve öfkeleri
Sabrın keskin yanlarına çarparak bilenir
Denenir geceler boyu
Denenir ihanetin bütün çıkmaz sokakları
Kanlı sabahlar adına imzalar istenir
Ellerinde patlayan bir volkan olur yaşam
Sustukça yüreklerinde lavlar çiçeklenir

Bütün baharlar rengini onlardan alır
O korkunç gecelerden geriye
Tutanaklarda bembeyaz sayfalar kalır

Ey karanlıkları güneşleyen ışıkperestler
Boşuna çalınmadı doruklardaki yasak ateşler
Yılgınlık çoktan silinmişken bakışlarınızda
Bir papaz
Bir de cellat vardı yine karşınızda
İlkbaharlardan sürgün iki karakış
Buzlar biriktirdiler yürek atışlarınızda
Eridi parmakları dokunamadılar
Bir papaz bir cellat
Batmak üzere bir gemideydiler okyanus ortasında
Biri kaptan bir tayfa
Ellerinde pürköpük bir nice beyaz sayfa

Dağlar mı bilir en çok ağlayan karın dilini
Kardelen mi yoksa
Hangi dağda hangi karın en kolay delindiğini
Beyaz sayfaların her biri
Diğerlerinden habersiz çözdü yaşanan tarihte
Karakışta direnmenin kardelen geleneğini

Ey aşkı sonsuzlaştıran dirençperestler
Sabırdan söz ederken kanlı gölgeler
Sabırsızlık Zamanı’nı yudum yudum içenler
Gökyüzü çoktan kucakladı yeryüzünü
Düşlerin barikatları aşma zamanı şimdi
Bayrakların dallarda açma zamanı şimdi
Bütün ışıkları toplayıp gözlerinizden
Yeryüzünün her noktasına saçma zamanı

Adnan Yücel
-sular tanıktır aşkımıza-

 

KAR YANGINI – Ahmet Telli

Anılar yangın yeri anılar üşüyor
Ayrılık burcundasın ağrıyor anılar
Bitiyor bu kitap okunup bitiyor
Kalmıyor tek sayfa tek satır bile

Uçurumlar gibi susuyorsun yine
Üzgünsün belli ki bekliyor gibi
Sarıyor bir hüzün, gözlerin dalıyor
Gelmiyor bir mektup tek bir ses bile

Gülüşün güz solgunu gülüşün kırgın
Savrulup gidiyorsun düşlerin yeliyle
Bitiyor bu masal düşlerin bitiyor
Kalmıyor tek anı tek bakış bile

Gideceksin gibi bu şehirden yine
Düşlerin yanacak yollar boyunca
Kalıyor yine de birşeyler kalıyor
Kar yangını gibi kalıyor bir şey

Ahmet Telli
-Saklı Kalan-

-Saklı Kalan-