KOLAY DEĞİL – Süreyya Berfe

SÜREYYA BERFE KOLAY DEĞİL

Bu masa mı o masa mı, bende mi sende mi?
Kırmızı mı roze mi, balık mı et mi?
Loş mu aydınlık mı, şimdi mi sonra mı?
Burda mı yatakta mı, şöyle mi böyle mi?
Araba mı arsa mı, yüzük mü kolye mi?
Kort mu koton mu, yerli mi yabancı mı?
Elbise mi tuvalet mi, çizme mi çanta mı?
Ucuz mu pahalı mı, Ege mi Akdeniz mi?
…mi, …mı, …mü,…mu?

Seviyor mu sevmiyor mu, mutlu mu mutsuz mu?
İstiyor mu istemiyor mu, beni mi onu mu?
Evlenecek mi evlenmeyecek mi, aldatıyor mu aldatmıyor mu?
Seviyor sevmiyor, seviyor sevmiyor, seviyor sevmi
yor, sev, sevi, seviy, sevmiy, sev, se, s…

Süreyya Berfe
-Hayat ile Şiir-

STEPÇE – Selma Özeşer

SELMA ÖZEŞER STEPÇE

kaç hâli var bu düzenin, bilmiyoruz
bilsek değiştirirdik tekleyenleri bir bir
rüyalar, eskiler ve gelecek
ve ben aklımın bir ucunu burada bırakıp
uzun bir uyku öncesi steplerinde uzağın
adını bilmiyorum
-beni bağışla

uçurum uçurmaktan müstesna idi ikimiz güzel ve çirkin
merdiven başında, tırabzan üstünde
hangi kelime hangisine gebeyse, sesin sesime telaş
öldüğünü gördüğümüz güne nasıl veda ederiz hiç
bilmiyorduk
sen sarışın bir gülüşle ben esmer bir kaçışın devamı
adını söylüyorum
-beni bağışla

şimdi öpsem uyanır kuzeyin uyuyan güzelleri
ölür içimde doğmamış binlerce cenin
dilimiz çekilsin -öyle ya da böyle- dosdoğru değilsek
ikinin iki kere dört hâli, kimin umuru
herkes bir kaosa dayamış burnunu
cam güzeli bir şeyler aramızda
dilimi tuttum, sustum son kez, adını
unutmadım. lehçemde yaralı sesler

sen söylemedindi ben de sormadım
adını bağışla beni öldür
örsele. böl. gölgeler acı çekmez
suret surat değildir zira
seni sevmiyorum hiç
-beni bağışla

Selma Özeşer
-Akatalpa, Mart 2017-

SABAHI BEKLERKEN – Bülent Güldal

BÜLENT GÜLDAL SABAHI BEKLERKEN

Yaşanmamış bir güne uyanıldığı sanılan sabahlarda
Yorgun sevişmelerdir hüznü avutan
Binlerce ağıtı sığdırmış da yüreğine
Onbinlerce ağıta davetkâr
Kalmış karanlıklarda

Bulutsuz bir gökyüzü
Çıkar mı düş maviliğinden
Neler umar ki insan ışımayan güneşten

Say ki yaşamamışız özlemlerin burgacında
Döne döne yağan karlar örneği
Savrulmamışız caddelere
İş peşinde sessizlikle dolaşıp
Kapıların önünde kuzu gibi söyleşip
Ölümcül yarışlara girdiğimiz olmamış say ki
Böyleyse nereden kaynaklanıyor yorgun sevişmeler
Gülistanlık iklimlerin sevdalı çağrısıdır anlayana
Ağaçların güzellemesi yapraklardan yükselen sesler

Umut taze bir bahar
Yüreğimin siyah gülü
Yıllardır besledi hüznü
Yıllardır büyüttü hüznü
Umutsuz da yaşanmaz diyeceksiniz
Sonsuz gibi görünen çıkmazlarda

Bahar nasıl harmanlarsa toprağı
Sıkışan bir yanardağ nasıl patlarsa
Zincir vurulabilir mi ışıklara
Dört bir yanı su ve ışık olan memleketimde
Hüzne karşı iz sürülüp varılacak aydınlığa

Farkına varılmadan türküler söyleniyor
Nakaratı bir dilden
Bir karmaşık nakışı örüyorlar hep birlikte
Caddeler dolusu yorgun insanlar
Böyleyse nereden kaynaklanıyor yabancılaşma
Bir yapışkan yönsüzlük içerisinde neresindeyiz hayatın

Gözlerinize bakarken ürkünün gölgesini görüyorum
Say ki ayrı dünyaların insanlarıyız
Sokak lambaları sönmemişken henüz
Kumrular dem çekerken dal uçlarında
Kaldırımları ilk günaydınlayan değiliz say ki

Dal aşıya yabancı boz çiçekleniyor
Yine de umutsuz yaşanmaz diyorsunuz.

Bülent Güldal
-Durgun Sis-

©Nusret Çolpan Minyatürleri..