UYKUYA DOĞRU – Oktay Rifat

OKTAY RİFAT UYKUYA DOĞRU

Evdedir artık gözlerini yumunca
Dutun altındaki evde. Cam açık, yaz,
Bir serçe asma dalında, kıpırdamaz,
Tulumbanın dibinde arılar, yonca.

Bulutlarla çamaşırlar ip boyunca,
Alçak duvarı ikiye böler çapraz
Gölge, yarısı kara yarısı beyaz,
Durgun bir ikindiye yürür karınca.

Geceyi testisinden doldurup tasa
İçse çiy, ayaz, yalınayak dolaşsa
Yıkanmış, serin çimentosunda yazın!

Birden adıyla çağrılan çocukluğu,
Yeşil fistanlı komşu kızı gündüzün,
Uçan martı, süren yaprak, tüten buğu.

Oktat Rifat
-Bir Cigara İçimi-

YOKSA BİZ – Şükran Kurdakul

ŞÜKRAN KURDAKUL YOKSA BİZ

Yoksa biz
Masalın esiri mi sandık kendimizi
Zincirinden boşalmış dünyamıza yürürken
Neler götürdük beraberimizde
O yıkımları biz gördük
O savaşlardan biz geçtik.

Yoksa biz
Masalın yiğidi mi sandık kendimizi
Bir solukta meydan okuyan bulutlara,
Elleri var ellerimize benzer
Gözleri bizimkiler gibi
Bir gülüşü dünya kadar umut
Bir gülüşü ölümsüz ve insan.

Yoksa biz
Masalın çocuğu mu sandık kendimizi
Yalnızlığımızda, korkulamızda
Bir yanı kurtulmak ister kucaktan
Bir yanı göğüslere gömülü
Düşleri var düşlerimize benzer
Ne darağacı görmüş, ne zindan.

Şükran Kurdakul
-Bir Yürekten Bir Yaşamdan-

FİKR-İ SABİT – Cahit Sıtkı Tarancı

cahit sıtkı TARANCI FİKRİ SABİT

Ne bileyim ben
Kimdi Amerika’yı keşfeden
Ne eder beş kere beş
Güneyden mi kuzeyden mi doğardı güneş
Kaçıncı padişahtı Yavuz
Aylardan Nisan mı yoksa Temmuz
Ne bileyim nereye gider turnalar
Şeftali ne zaman çıkar
Bahçemde gül açmış ya karanfil
Umurumda değil
Sabahlara dek kadeh elde
Aklım fikrim o güzelde…

Cahit Sıtkı Tarancı
-Otuz Beş Yaş-

KIRIK MERDİVEN – Bülent Güldal

BÜLENT GÜLDAL KIRIK MERDİVEN GOETHE SEVGİ YAKINLIĞI
 
Ey gülüşünden sakınarak öptüğüm
çiçekler bu kadar güzel mi açar
gamzelerinin sır uçurumunda
 
Teninden savrulan ıtır ve huzur
yolum oldu şen bahçelere doğru
onardı kendini kırık merdiven
dört mevsimde yaşadım bir ömrü
 
Dağlara ve denizlere aşıktım
sen girince araya konuştu evren
ıssız güzelliğime sözden bir küpe
gümüş pınarıma mor köpük oldun
ölüm ne ki, gölgen düştükçe üstüme
 
Bir yanım uçurum diğer yanım sen
hangisine baksam ipekten bir sema
şarapla dolu mataram, su ne yapar
ateş ne, kendisi uçurum olan
doğuştan bir sarhoşun derin atlasına
 
Ey gülüşünden sakınarak öptüğüm
gün doğuyor kasvetli odalara
ay buluttan çıkıyor sana baktıkça
 
Bülent Güldal
-Şakayık Şelalesi-