Yağmur Kuşunun Türküsü – Bülent Güldal

49397934_291115808256363_1708916388221972194_n-tile

Her eve biraz Nazım verelim. Atlas bulutlarda harmanlanmış altın sarısından aşkın. Nasıl kafa tutulurmuş zehirli otlara, dip sularda nasıl yüzülürmüş anlaşılsın.

Karadeniz’i verelim size.’Papa XII. Pie gibi önü açık yatar: Bir eski zaman orospusudur sanki. Sarkık memeli. Huysuz. Yatalak. ‘ İlhan Berk’in penceresinde yanlış öten bir kuşum. Bilmem siz nasıl düşünürsünüz.

‘Ya sus-git, ya konuş-gel, ortalarda kalma’. Söylemini getirdim kapınıza Özdemir Asaf’ın. Irmakları tersine akıtmak isteyenlere duyurulur. Kavgalar en az iki kişilikse aşk bire nasıl indirgenir? Sarmalda incecik bir lifiz unutuyorsunuz.

‘Işıklarla oynamayın’ diyordu Hasan Hüseyin. Kurşun eritiyordu sağır kulaklara. Şarabını yudumlarken çevresinde pervaneydiniz. Ölümün eli değdi alnına. Arabesk dediniz. Gömütünde açan güller soruyor: Işıklar kararırken nerelerdeydiniz?

Küçük evlerin düşlerini isterseniz Behçet Necatigil verelim biraz. Karabiber, kâfuru ya da fesleğen. Hırçın sevgilerinize serpersiniz. Hayatın kenar süsüdür yorgun yaşamak. Kimseleri ilgilendirmiyor küsmeleriniz. Anlaşılmak için daha çok beklersiniz.

Sınıfta bırakılıp azarlandıkça başkaldıran ‘Adiloş Bebe’nin hakkını verelim. Çılgınla mazlum arasına hakem olsun Ahmet Arif. Dicle’nin kıvrımlarından dinleyelim harami masalını. Çıplak krallar utanır mı acaba?

Üsküp Koruluğu’nu verelim size. Şiirin öldürüldüğü meşelik ormanı. Yüreğinizde saklayın ömrünüz boyu. Dar sokaklardan sıyrılıp gökyüzüne çevirin gözlerinizi. Kul kim, efendi kim anlayacaksınız. Kimler için kurban olmuş Sabahattin Ali?

Yolcu yolun özgürlüğeyse kapını açık tut şair sözüne. Kartalın görkemine olduğu kadar yağmur kuşuna da pay ver aşkından. Ummana bakarken zerreyi anımsa. Sana ait değil mi başında dönen dünya?

Her eve biraz şair verelim. Bir kurşun gibi ağır. ‘Üvercinka’ gibi ince. Trajedyalardan süzüp hayatı otur aşkın sofrasına. Verilenle eksildiğini anlayıp almaları öğreneceksin. Yolcu yolun özgürlüğe …

Bülent Güldal
-Yağmurkuşunun Türküsü-

yazdan ev – Hilmi Yavuz

HİLMİ YAVUZ YAZDAN EV © Yusupov Alexander

yazdan ev! siz imgelemsiniz
ey kendinden sonrasının
tarihi olmayan yapı!
yazdan ev, hüzünler satrapı !
zamanı, yabanıl zamanlar
olan bir denizde sürdüğümüz
iz, bizi yazlara açılan
içleri arı sesi bir gülün
önüne çıkardı, yazdan ev,

……………siz gizemsiniz

yazdan ev! sizde eksik olan
sessiz bir söylemin
benzersiz uğultusuydu
bir bakın, göreceksiniz:
tepelerde yorgun boşluklar
açan ağaçlarla birlik olup
daha derine gömülen
yolları seyrederken, ver elini
suların battığı yer, yazdan ev,

……………siz depremsiniz

yazdan ev! acıların andı
sizde içildiydi, sular ve artemis
sizde kargışlandı; aşklardan,
kendini üreten aşklardan
kurtarılmış bir hüzündünüz
ve ordan çekip almak’çin beni
çok üzüldünüz, gelgelelim,
daha baştan biliyordum, ilk
sözümdünüz, yazdan ev,

……………siz imgelemdiniz

Hilmi Yavuz
-Gizemli Şiirler-

© Yusupov Alexander