GÜLÜN ADI NE – Refik Durbaş

REFİK DUBBAŞ GÜLÜN ADI NE

Yazdı. Bahardı. Gül verdim
yağmurun kamçısı yüzümde parladı
gece dişlerini geçirdi etlerime
yoksul sabahlar adına
ezilmiş geceler adına
yağmalanmış bir şafak adına
gün doğdu
budadım karanlığı gül verdim

— Gülün adı ne

İlk ışık demeti kuşlara düştü
gürledi toprak
suyun hasreti dindi
ağaçlar ellerini çözdü aydınlığın
gök gürültüsünün, ulu şimşeğin
mavi gözlü gül şurubunun
elma ve gül şurubunun
barış ve kardeşlik şurubunun
hasadını devşirdim
harmanını kaldırdım
gün doğdu
dirildi ölüleri şafağın

— Gülün adı ne

Kalçası geni dağlar uyandı
kalın kürklü ovalar
ihtiyar su
zulum üzre bir şarkı
bir yoksulluk ağıtı
umudun güvercinleri uyandı
gün doğdu
kalbim

— Gülün adı ne

Bir muştudur bu :
geceden artan gündüze
samandan artan buğdaya
yazdan artan bahara
buluttan artan yağmura
işten artan alınterine
gülden artan umuda

Bir muştudur bu :
kızların kirletilmiş anısına
balkonlardan düşen çocuklara
anne zamanına
baba takvimine

Bir muştudur bu :
şafaktan artan ölülere

— Gülün adı ne

Sabahtır, sevgilim
bir şahin yavrusu
kuş kesimi
yaprak dökümü
ses birikimidir
kalbim
güneşe serilmiş salça
iste kurutulmuş patlıcan
ipe dizili bamya
tarhana
ve tandır ekmeğindeki alınteridir
kalbim
yoksul sabaha umut
direnen geceye alevdir

Sabahtır, sevgilim
vuslat üzre bir şarkıdan
bir eli Hınıs’ta gül devşirir
bir eli saçlarının arasında
her akşamüstü pencerededir
her gece bahçelerin koynunda
yoksulluğun kadirbilir koynunda
yalnızlığın acımasız koynunda
kuş besler, gül emzirir

Sabahtır, sevgilim
bende kalır bedeni
uykusu Dicle’den, Fırat’tan gelir
hicran üzre bir şarkıdan
gün vurmuştur dağlara
uyanırım
evlerin saçını tarayan rüzgâr
serinliğimi tazeler ve kaybolur ufukta
bende kalır dikeni
kokusu Van’dan, Suvaz’dan gelir

— Gülün adı ne

Öğleyin
Ardahan’la Kars arasındadır

İkindileyin
can ile canan arasındadır

Akşamleyin
cennetle cehennem arasındadır

Geceleyin
toprağın sesini yontmaktadır

Ey tabutunu gökten indiren
zar tutmayan öfke
bilenmiş hınç
yaşlı hüzün
gün doğdu, uyandım
yüzümde bir yıldız yağmuru
kıyamet sûresi kuşlar
ve sevgili bahardır
ey zamansız geçilen hayat
hileli su
hayın rüzgâr
zalım dağ
durmadan tırnaklarını kemiren
ve sınıfta kalmış ey çılgın ayışığı
gün doğdu
kıblem, gül sesidir artık
kâbem, gül bahçesi

Bir muştudur bu :
atmaca başlı çocuklara
günah biçen babalara
yalnızlığı küllenmiş kızların
annelerden geçen mezarlarına

Bir muştudur bu :
habersiz gelen konuğa
onurlu alınterine
bedeli ödenmiş yoksulluğa
sevda üzre bir şarkıdır
aydınlığına inancın
belâsına karanlığın
can ile ödenen rüşvete
zulum üzre bir şarkıdır
dağlarda gürleyen sese
yürekte çağlayan suya
can ile beslenen canana
umut üzre bir şarkıdır

Bir muştudur bu :
şafakta açan rüzgâra

— Gülün adı ne

Gün doğdu. Uyandım
acının hançerini biledim
umudun kazmasını biledim
hayınlığın tırpanını biledim
zulmun kılıncını
aşkın hızarını
sevdanın bıçağını
öfkenin baltasını yeniden biledim
dikensiz aydınlığım uyandı
toprak, memelerini dayadı ağzıma
yüzümde bir gül demeti
ağaçlar
ve kuşlar

— Gülün adı ne

Yazdı, Bahardı. Gül verdim
yağmura da gül verdim. Kar altında
umudunu toprağa ekenlere de
çilenin buğdayını biçenlere de
acının şerbetini içenlere de
ol esrar-ı aşk üzre berdûş
bir uslanmaz sevda için hû çekenlere de
uyudum uyandım gül verdim

Gün doğdu. Kalbim
artık mahkûm değil yalnızlığa

Refik Durbaş
– Kalbim Artık Mahkûm Değil Yalnızlığına / Hücremde Ayışığı-