KIZIM/LAR – Metin Altıok

KIZIM LAR ŞİİRİ 2019

Her şeyin üstünde sulu sepken bir kar;
Bir aşkı delik deşik ediyordu/lar
Bense inatla susuyordum
Ve kızımı seviyordum ekmek kadar

O zamanlar on iki mart falan/lar;
Kendimi her gün pencereden atıyordum.
Çevremde ipsiz sapsız konuşmalar
Bir tek kızımla avunuyordum

Büyüdü artık genç kız oldu kızım/lar
Gelinlik birer kızdı şimdi onlar.
Ben kendime bir oğul oluyorum;
Yüreğimde deli dolu coşkular

Beni de katın oyunlarınıza çocuklar!
Dizlerimde izi kalmış eski yaralar.
Unutmuş olmasam da çabuk hatırlarım,
Yabancım değil oynadığınız oyunlar.

Metin Altıok
-Son Çeyrek Yüzyıl Şiir
Antolojisi-

DAĞ – Serdar Ünver

serdar ünver dağ © Alexander Udovichenko

Yankısı yok dağlar’ım,
İçim dışım yalnızlık;
Belki bazen bulutlar
-Ki hepsi eski, yoluk-

Geçerler yakınımdan
Aranıp kuşlarımı…
Gün döner, iner gece;
İki yıldız atımı

Uzaktadır usancım.
Dayanırım, dağım ya;
Yitirmem düşlerimi
Bir dumansı aynada…

Ama sızlar yine de
Bağrımdaki onca iz;
Bürünür de kendime
Çoğalırım kimsesiz.

Serdar Ünver
-Kuşlar Kanadı-

© Alexander Udovichenko..

 

GİDİŞLER GELİŞLER – Bilgin Adalı

BİLGİN ADALI GİDİŞLER GELİŞLER
Aç kapını.
Ellerimde yağmur
tuz.
Gövdende sağalan yaralar.
Aç gözlerini
tam karşıda
deniz –
yeri değişmiş biraz.

Tam da alıştığın gün,
işte bundan,
güneşi sevmeye geldim.
Kimse kaldı mı o fırtınadan?

Bilgin Adalı
-Çavlan/Umarlı-

© Nikolay Shahmantsir

 

sessiz dost – Hakan Savlı

HAKAN SAVLI SESSİZ DOST © Magov Marat

unutma dedi ilkyaz gecesi ilkyaz sabahına
güneş karışıyor ayışığının çekildiği sulara unutma
sabit kalır tahtaya konulan taş oynatılmaz.
yaşamda yapılan büyük yanlışlar gibi.
tüm taşların değeri aynıdır doğadaki tüm varlıklar gibi
go karelerinin içinde değil kesişim noktaları üzerinde
oynanır

kim bulabilir geçmiş zamandan daha büyük bir ülke
bir şairden daha sessiz bir dost
dostluğun şiirinden daha uzun bir dere

Hakan Savlı
-Go Dersleri-

© Magov Marat

Hakkâri’de Bir Mevsim – Ferit Edgü

FERİT EDGÜ

Ön ve Sonsöz

A / Hak. kenti

Hak. kentim
çileli gözlerin,
cüzzamlı derin
ve – kar ile devam eder adın.
İrtifa bin altı yüz metre.
Nüfus on bin
yarısı asker.
Ne yolun var, ne suyun—
yarlar arasından akan ve yaza doğru dağlardan eriyen karlarla birlikte taşan Zap’ını saymazsak.
Adın gibi garip bir kentsin Hak.
Sende yaşayanlar
ne tanrılar, ne insanlar
hiçbir iz bırakmamış gibidirler.
Ola ki tanrılar hiçbir zaman uğramadılar semtine
ama insanlar
yüzıllar boyu gelip sende yerleşenler, kaçanlar, korkanlar, yalçın kayalarında bir korunak bulup, çoraklığına, dayanılmaz iklimine karşın sende karar kılanlar, seni barınak bilenler, sende yerleşenler
niçin bir iz bırakmadılar arkalarında
o kaçan, durmadan kaçan halklar
kovalanan ve kovalayanlar?

Kafka, karabasanlarında gördü belki seni, ama adlandırmadı. ( Ya da hiç girmedin onun düşlerine.)
Bilseydi, senin gibi bir yer var yeryüzünde
en korkunç kitabının konusu sen olurdun.
Tolstoy bilseydi seni
soyluluğundan bin beter utanırdı.
Ve kim bilir belki yazarlığından
– şimdi benim utandığım gibi -.
Avvakum bilseydi yakınında senin gibi bir kent olduğunu,
Kafkasları aşıp çile çekmeye sana gelir,
senin mağaralarında yaşardı.
Dostoyevski sürülseydi sana
Yer Üstünden Notlar’ yazardı
ya da Suç ve Suç’u.

Kentim Hak.
umudunla umutsuzluğun
güneşinle karın
insanlarıla hayvanların
kurtlarınla köpeklerin
bil ki
bir inilti gibi sürüyor daha bende.

Her kim ki seni gerçekten yaşamıştır
bu inilti sürüp gider yaşamında, düşünde.
Örneğin;
Senden ayrıldıkan sonra
sana hiç benzemeyen
gerçek kentlere gittim.
Uygarlığın büyük kentlerine.
O kentlerde de insanlarla konuştum
yabancı, ama bildiğim dillerden.
( Sen benden, ben senden olduğum halde, garip, yüzyıllar boyu hiç öğrenememişiz birbirimizin dilini.)

../..

İşte o zaman geçmişimi ve sende geçirdiğim günleri ansıyıp, oturuyorum masamın başına,bir insanın başından geçenleri anlatmak için
başka insanlara.

Ferit Edgü
-Hakkâri’de
Bir Mevsim-