volta – Sennur Sezer

volta - Sennur Sezer

—Her insan tutsaktır kendi duvarlarına
ve ne yazık adımları orda tükenir

Bir adım üç adım beş adım
Beş adım üç adım bir adım
Bir sağda bir solda
Uzayan
Ayaklarda

Ceplerle büyüyen güvenci
Avuçların
Ve bitmeyişi bekleyişlerin
Hatt’a
Rüyalarda

Üç gün bir saat beş dakika
Dakikalara sığmaz bir korku
Omuz başında
Bir ıslık özlemi
Dudaklarda

Bir adım üç adım beş adım
Beş adım üç adım bir adım
Beş korku üç kıskançlık bir ürperti
Tutsak yürüyüşü
Volta

Sennur Sezer
-gecekondu-

©Christine Ellger ..

Öte Çağın Gülü – Yelda Karataş

60351941_2429655763711204_2648282894912454656_o

— Turgut Uyar’a saygımla

Ah bir tek hançerle açılır
Aşkın yarası
Kanamaz gül solmayınca tarih

Kalbe çizili ne varsa artık mor
Suskunluk çağındayız ey ömrüm
Yalan seni seviyorum sözü
Dedim kaç kez ay vahşi evren arsız
Umudu vuruyorlar gözyaşlarını saymadan

Bizi de yazacaklar uyaksız bir şiir gibi
Bir gönlün içine girmeden solacak ömrümüz
Yok mu göğü savunacak
Kalbimin sarkacına gül bağlayacak gül ağlayacak

Unut vuslatın müjgânını hayat taş üstüne taş
Yârin bahçesi solgun yüzümüz tarumar
Yeter artık kanayan su akmasın
Gül çağına kurban olsun Aşk

Yelda Karataş
-Şahdamar-

BİR HAZİRAN TÜKETİMİ ÜSTÜNE – Turgut Uyar

BİR HAZİRAN TÜKETİMİ ÜSTÜNE - Turgut Uyar

Nasıl hatırlamazdı birisi
Bir gün, bir yaprağı yaşadığını

Verimli bahçesinde mutsuzluğun
Okuyup eksildiğini, gazeteleri.

Haziran sancılı bir ülkedir kalbimize
kısa öğle vakitlerinde yaşadığımız
Bir kırmızı diye kullandığımız
ve ara sıra
öyle sandığımız.

Nasıl hatırlamazdı uğultuları ve
Zabıt kâtipleri arasında
Bir gün, bir yaprağı yaşadığını

ve kapıyı açınca çöp tenekesi
bir haziran tenekesi
yeşil salataların ve
kalkan düğmelerinin ve
deniz ölülerinin doldurduğu
ve
çekip içine en olumsuz sürekliliği
omuzsuz ve süreksiz bir adam
kemer yerine askı kullanan bir adam
ve ara sıra öyle sandığımız
cinsellik yerine acemilikle aşkı kullanan bir adam.

Nasıl hatırlamazdı gidip gelmeler ve
basımevlerinden ve limonatalardan ve
çarşambalardan ve limonata satanlardan ve
adliye saraylarından artan
bir günü,
bir yaprak gibi yaşadığını.

O güvercin bir at gibi bitirdi haziranı
büyük burun deliklerinde bir telâşı soluyarak
bizim özenle azar azar kullandığımız
kırmızı bir şey diye kullandığımız
bir delikanlının azar azar kullandığı ve
Güllerin limonların ve hastanelerin
reçetelerle, dolmuşlarla ve güzelliklerle ve
herkesin öyle sandığı.

Turgut Uyar
-Her Pazartesi-

Aylar, madenler – Murathan Mungan

Aylar, madenler - Murathan Mungan

Ağustos bakır olsun, kasım demir kessin
bu şiirde
tutunamamanın madeni aksın
şubatın kar tutmaz avuçlarından
açık denizlerden dönüp de
uğrayamadığı bir yazdan
açıkta kalsın bronz
rüzgârı koklayan bir geyiğin bakışlarıyla
nisan geçsin aramızdan
şaşkınlığımızı tabiattan bilelim

ekim devrim yapsın gene
ocak ayları gümüş yerine geçsin
değsin kelimelere mıkatısın dili
konuştukça altun
biz sükûtun madenlerine inelim

uçvermezliğin doğası, ödünç belirsizlik
yer değiştirmecelerle anlamlandırnamın

yapraklanmaz isimsizliğin ağacı
burcunu bilmez
içinden geçerken tutulduğu ayların
ad koymanın madeni yahut unutkanlığın

bu yılın olmayanı başka yıla gidelim

Murathan Mungan
-Gelecek-

Uykuya Çağrı – Şükran Kurdakul 

ŞÜKRAN KURDAKUL
Saat Onikileri geçiyor uyusana,
Uyusana gözbebeğim, uyusana düşüncem
Daha yitirmedik içimizdeki güzel şeyleri
Senin gözlerin görecek gözlerden
Sabah olsun gün ağarsın
Nasıl canı gönülden duyacaksın
Nasıl yeni adımlar gelecek adımlarına
Bırak kendi haline, kirpiklerin kapansın
Acısı, kaygısı bırak gitsin yoluna
Uyusana gözbebeğim, uyusana düşüncem
Saat Onikileri geçiyor uyusana.

Şükran Kurdakul
-Nice Kaygılardan Sonra-