Bi Çare – Yelda Karataş

YELDA KARATAŞ Bİ ÇARE

Nereden baksam
ay kırık penceremde beyazlanıyorum
tenimde yaralar çocukluğumdan kalma
eski şarkıları ezbere söyleyemem unuturum
yeni bir gözyaşı düşmedikçe avuçlarıma
ben aşkı çok sensiz bulurum

zamanla ilgili nesi varsa tüm dokunuşların
masada elin yamuk duruşu bir ateşin yüzünde
ve arsız hüznü bütün suskun ay’ların
susmuyor tenim

bu eğik gecenin üstüne bir çizik atsam
yerçekimi hızlanır ve gül yakamdan düşer acıyorum
bir kalbimi görsen ah!

kime dokunsam bir aşka kanıyorum.

Yelda Karataş
-Şahdamar-

Ona Doğru Koşmak İçin – Nihat Behram

NİHAT BEHRAM

Sana ufku anlatmak istiyorum

Yüreğini
avuçlarında bir güvercinin
yüreğiyle yatıştıran çocuğun
bileklerinde çözüp
göğsüne doldurduğu şeyi
sana anlatmalıyım

Binlerce insan dökülmüş duraklara
asfalttan, yapılardan, seslerden;
binlerce saattir oradalar
ve durağan bir beyin
ve kıpırtısız bir yürekle
düşmanca bir şeyler biriktiriyorlar karşılıklı
ve herkes birbirine benziyor
ve herkes yabancı birbirine üstelik

Sana ufku anlatmak istiyorum

Yalnayak
ve aşağlara koşarken çaylarda,
çakıltaşları, çağlayanlar
ve kayaların oyuklarında köpüren suyun
düşündürdüğü şeyi
sana anlatmalıyım

Vapurda, otobüste, odalarda unutulmuş gibiler
sıralar halinde gerneşmek için;
durgun, bulanık, bezgin..
zaman: tek yaşama biçimi;
ve bankalar, sigortalar, belediye
meydanlara saatler koyuyorlar onlar için;
ve unutsun diye gökyüzünü şehrin üstünde
oğlunu nefretle azarlayan bir kadın
kimseyi şaşırtmadan geçiyor o saatin dibinden;
ve bonolar, çekler, borçlanışlarla
birbirine bulaşan kaypak ilişkiler
dişlemeye başlıyor çocukları bile;
inzibatlar, polisler, mübaşirler
ve bin katlı elbiseler içinde bir takım insanlar
buyurmuş teftiş ediyor şehri

Sana ufku anlatmak istiyorum

Bir ağacın kökleri ve dallarıyla
uzanıp uzanıp vardığı şeyi
sana anlatmalıyım

İçinde duvarlar uğulduyor ilişkilerin,
ilanlar, rutubet, çıkar..
ve söz namusun simgesi değil;
duygular öyle lekelenmiş,
içtenlik öyle hesap işi ki:
kimin öpüşleri bir papatya kadar temiz,
kim kime kıstırıldığı anda omuz verebilir?
Ve aşk: çarparak başlatan yeni şeyleri
o sevinç nerede şimdi?

Yine de güzel bazı duygular
aşkla kendini onarıyor;
fakat rüzgârı, yağmuru ve sabahları
bir sinir birikintisi olarak karşılamaktan
bakışları gizlice köreliyor onun da
ve hatta sağnağı bir nehir gibi
yabani bir hayvanmış gibi düşünüp
ürküyor
ve giderek âciz,
Sinirli, habis insanlar dolduruyor caddeleri;
oysa şehirden
yabani bir hayvan kadar uzakta nehir
öpüşüyor uçsuz bucaksız bir çalkantıyla
ve yüzlerce çocuk tanıyorum
kaçak bir duygu taşıyan sinemalarda
ona doğru koşmak için

Sana ufku anlatmak istiyorum.

Bağrına bayraklarla varılan
ve hayatın
yoldaşlık duygusu kadar katışıksız,
birlikte söylenen şarkılar kadar
ödünsüz olduğu yerde
başlayan şeyi
sana anlatmalıyım

Son mavisi gözlerinde kaldı gökyüzünün
bu şehirde
anlatmak istediğim…

Nihat Behram
1975
-Dövüşe Dövüşe Yürünecek-