Sait Faik Abasıyanık ( 18 Kasım 1906 – 11 Mayıs 1954) Anısına saygıyla…

SAİT FAİK DENİZ

DENİZ

Neler söylemek istiyorum güneş batarken
Bir hitam, bir nihayet, bir ölüm şarkısı
Düşünüyorum sonra orda
Güneşin battığını
Sabah oluyordur.
Sabah
Çocuklar uyanıyordur uykularından
Aziz, harika, latif, sarı, esmer, siyah çocuklar
Anneler görüyorum, kesik saçlı, mavi gözlü
Kocası ölmüş analar
Babalar görüyorum babalar, müthiş kâbuslu uykularından uyanmış.
Allahım ben neler görüyorum güneşin battığı yerde
Güneşin battığı yerde yenilik
Hiç eskimiyor bu nizam
Her zaman uyanıyoruz buluğ çağında şeytan gizli uykulardan
—Samanlıklar, tarlalar, koşmaca ve saklambaçlar—
İçimde bir bilgiç lise talebesi ruhu
hayyarelere biniyor
Saatte 3600 kilometre yapan tayyareler
Ve güneşin battığını görmüyorum
Ne de doğduğunu
Güneş var gurup tulû yok
Bana göre tulû sana guruptur
Senin gurubun benim tulûum.
Çocuklar güneş doğuyor
Çocuklar güneş batıyor

Sait Faik Abasıyanık
-şimdi sevişme vakti-

ALIR MAVİ ATLAR DÜŞLERE GÖTÜRÜR – Gülten Akın

GÜLTEN AKIN ALIR MAVİ ATLAR DÜŞLERE GÖTÜRÜR

O camlardı mavi atlarını gökyüzünün
Ürkütüp kaçıran dal uçlarına
O atlardı en güzel yerlerinde
-Sağrılarında, yelelerinde- sabahı getiren

Onlardı okşayan atlarını gökyüzünün
Uykulu ve beyaz, uykulu ve beyaz
Düzgün ve iyi görülen her şeydi
Uyanmanın ilk serinliğinden

Ve çayla başlanırdı -Asıl güçlük bunda-
Kırmızı ve güzel sonra sıcağı getiren
Yürümeyi ve binmeyi getiren asfaltı, taşıtı
Yelin mavi atlarını ürküten.

Üstümüze çöken o kusursuz ağırlıktı
Buyurmaya buyruk tutmaya gereken ağırlık
Başımızda bir gürültü koskocaman
İsteksiz uyuyan çocuklar gibi
Saklanmaya götürülen sözcüklerden

O küt adamlardı kızgın ve yan yana
Kış atları sanki kendi karanlıklarında
Yaşamanın olumsuz kapısını bekleyen

O söylemediğimiz sözcüklerdi
Yürütüp gemilerini bilinçaltlarının
Azgın sularından düşlere iten

Tatlı saatlerdi, kurtuluştu onlar
Yemekler yenmiş çocuklar uyumuş
Gazeteler ardında dinlenilen

Isırmayan kurtlardı yılanlardı
Şuydu buydu ama gerçek başka
Bendim korkudan terleyen terleyen

Denizlerin gelir, sonra dağlarında
Olmadık bir güçle yürürüm geçerim
-Ne mi istedin al – Beyaz atınla
Sen düş, sen.

Gülten Akın
-Kestim Kara Saçlarımı-