Yüz Aşk Sonesi – Pablo Neruda

PABLO NERUDA YÜZ AŞK SONESİ IV

IV

Hep anacaksın o nazlı dere yatağını,
yamaçlarında titreşen ıtırlarla,
bir kuş geçerdi ara sıra, giyinmiş
yağmuru ve yavaşlığı: Bürünmüş kış giysilerini.

Anacaksın nimetlerini toprağın:
O delişmen hoş kokuyu, altın çamuru,
otlarını çalılığın, deli kökleri,
kılıca benzer büyülü dikenleri.

Arayacaksın getirdiğin çiçek demetlerini,
gölge ve sudan derlenmiş sessizlik içre,
köpük bezeli taşa benzer demetleri.

Ya hep ya hiçti o günler:
Şimdiyse gidişimiz hiçbir şey umulmayan diyara,
bulmaya her ne bekliyorsa bizi.

Pablo Neruda
-Yüz Aşk Sonesi-
Çeviri: Adnan Özer

AFFETMEDİM – Murathan Mungan

MURATHAN MUNGAN AFFERMEDEİM

Herkese kapattım artık kapılarımı
yılları affetmedim
el falına baktığım karanlık
yalnızca gündüzleri saklar
içime düştü eski rüya
bir ben görmedim bir ben görmedim
gözlerimde saklı olanı
bağımlı zaman
ellerim kollarım yollarım bağlı
belki beni de onlar affetmemiştir
ardımda kalanlar
hayat burada değil
başka konular
dünyaya söylenmiş başka sözler gerek
zaman ağrıtır başka zamanları
çabuk eskitir insan hayatını
bazı karşılaşmalar
belki ölüm kurtuluş sahiden
belki başka yarınlar
çok yazdım çok söyledim
benden bu kadar
gelecek vakte kadar
benden bu kadar
önce kendinizi affedin ve sonra
hoşça kalın çocuklar

Murathan Mungan
-Elli Parça-

TAŞ – Gülten Akın

SERDAR ÜNVER BÖYLE DEDİ BADEM DALI

Dar günlerde usulca seslenişe
usul bir yankı arayan
umutsuz susarsa
taş kesilir dünya da

büyürüz
silahlar ölçmese boyumuzu
büyürüz erik
büyürüz badem
büyürüz akasya
elbet büyürüz
geç olmadan, sonsuz geceye girmeden
herkes döktüğü kederi toplasa

Sezen’in sesinden fado dinlesek
hangi dala düşer güneş
çiçeği söylese
bir gün konuşmadan bile bir
anlaşsak
ölüm o pervasız zalim
senin de odanda konukken
sen neyin zalimisin?

Gülten Akın
-kuş uçsa gölge kalır-

KAKTÜSLER Kİ… – Can Yücel

CAN YÜCEL KAKTÜSLER Kİ

Kaktüsler ki o azman çöl bitkileri…
Marmaristen bildiğimiz sabırların kat kat büyükleri…
Bitkiden çok, tükenip bittiği yerde yeşilin
Dikili taşlardır onlar rahmetli yağmur için…
Yakılan ağıtlardan zaar kararmış böyle bâzısı,
Okunmuyor ki şeytan örümceklerinden üstündeki diken yazısı;
Yoksa nasıl ateş püskürüyorlardır kim bilir o ateş püsküren güneşe,
Ve cızz ediyordur içleri, düşlerine bir bulut düşse…
Bir kurtuluş söylentisidir sanki, bekleşirler akşam serinliğini
Salmak için toprağın derinlerine özlemlerinin son köstebeğini…
Kutlu olsun onlara ki o gece, suya erer ayakları kökleri,
Mevlût gibi bir sevince donanır o kademsiz ve kısır firenk inciri…
Bir top ışık patlar dikenlerin arasından, bir arayıcı fişeği,
Aydınlatır karanlık kum saatlerini o mutsuz bitkinin o umutlu çiçeği…

Bu kızmış taşlar, demirler ve dikenli teller arasında, sevgilim,
Böylesine bir umut çiçeği çorak gözlerimde açan hayalin.

Can Yücel
-Bir Siyasinin Şiirleri-