Yüreklendirme – Hölderlin

HÖLDERLİN

Göğün yankısı, kutsal yürek, neden
Neden susarsın yaşayanlar arasında;
Neden uyursun, ey özgür, tanrısızlar eliyle
Sonrasızca sürülüp gecenin derinliklerine?

Uyanık değil mi, eskisi gibi, Esîr’in ışığı?
Çiçeklenmez mi eskil Ana, Toprak?
Ruh ve gülümseyen sevgi kullanmaz mı
Haklarını her zaman olduğu gibi?

Sen el çekmişsin ancak! Göklüler uyarsa da
Ve çıplak bir tarla gibi geçse de üzerinden
Doğanın sessizce kuran soluğu, o
Her şeyi aydınlatan ruh yüklü soluk.

Ey umut! Yakında, yakında yalnızca korular
Türkülemeyecek yaşamın övgüsünü, çünkü vakit geldi,
İnsanların ağzından o, daha güzel ruh,
Yeniden açıklayacak kendini;

Derken daha severek, ölümlülerle birlik olup,
Biçimlenecek unsurlar; ve derken zenginleşecek
İnançlı çocuklarının şükranıyla Toprağın
Bağrı, sonsuzluk kendini açacak;

Ve çiçekler gibi olacak günlerimiz yeniden,
Dörtbir yanda sessizce bölüşüldüğünü
Görecek göğün güneşi; ve kıvançlı ışık
Yeniden kıvanç içre bulacak kendini.

Ve O, sözsüz yöneten ve bilinmeden
Hazırlayan geleceği, Tanrı, insan sözündeki
Ru, bir güzel günde bir daha
Açıklayacak kendini yaklaşan yıllara.

Hölderlin
-Seçme Şiirler-

Çeviri: A.Turan Oflazoğlu

Ağaçlar – Hermann Hesse

0001788667001-1

“Üzgün olduğumuzda ve hayata katlanamadığımızda bir ağaç şöyle konuşabilir bizimle: Sus! Bak bana! Yaşamak kolay değil, yaşamak zor değil. Bunlar çocuksu düşünceler. Bırak konuşsun içindeki Tanrı, o zaman susacaklar. Yolun seni anandan ve yurdundan uzaklaştırdığı için endişelisin. Ama attığın her adım, her yeni gün seni anana yaklaştırır. Orası ya da şurası değildir yurdun. Yurt ya içindedir ya da hiçbir yerde.

Yollara düşme özlemiyle kederlenir yüreğim, akşamları rüzgârda uğuldayan ağaçları duyduğumda. Sessizce, uzun uzun dinlerseniz, bu özlemin esası da anlamı da çıkar ortaya. Sanıldığı gibi acıdan kaçıp gitme arzusu değildir bu. Yurda, ananın belleğine, hayatın yeni kıssalarına duyulan özlemdir. Eve götürür insanı. Her yol eve götürür, her adım doğumdur, her adım ölümdür, her mezar anadır.

Böyle uğuldar ağaç, çocuksu düşüncelerimizden ürktüğümüz akşam vakitlerinde. […] Ağaçları dinlemeyi öğrenen, ağaç olmayı arzulamaz artık. Kendisi dışında başka bir şey olmayı arzulamaz. Yurt budur. Mutluluk budur.”

(Tanıtım Bülteninden)

Çeviri: Zehra Aksu Yılmazer