BİR KANAT SESİYLE – Sabahattin Kudret Aksal

SABAHATTİN KUDRET AKSAL BİR KANAT SESİYLE ©Hüdai

Bir kanat sesiyle oluşan öğle,
Güzün artığı mutfakta,
Kiler, tel dolap küfüydü çocukluğun,
Boşluğa atılmış bir taş karşıdaki ev.

Gökleri vardı İstanbul’un mahalleler arası,
İki sokak arası,
Gözlerimiz vardı bostanlara uzar gider,
Bir kuyuda bekler akşama dek.
Her evin bir dilsizi,
Bir sarı kedisi damlarda yürüyen
Sıksan su gibi akacak hüznü,
Sundurma altları yağmurumuzdan korunduğumuz.

Bir kadının yüzüyle koştuğumuz
Çarşılara, dut tablaları, mumlar,
Köşebaşları, ev evden öte, ağaçtan ötede ağaç, bulut öte
Buluttan.

Sabahattin Kudret Aksal
-Buluşma-

©Hüdai

MESELEDİR – Bedri Rahmi Eyüboğlu

BEDRİ RAHMİ EYÜBOĞLU MESELEDİR

Aşk gelicek cümle eksikler biter
Gül gülistan olur virâne
Samanlık seyran kabul.
Halü keyfiyet bu merkezdeyken
Sevmek bu dünyayı çerden çöpten
Sevmek bir zerresin ziyan etmeden
Sevmek durup dinlenmeden sevmek
Mümkünmüdür ey dost mümkünmüdür.
Sevmek bu dünyayı çerden çöpten
Sevmek bu dünyayı kiriyle, pasiyle
Severek çekmek şu nefesi oğlu
Severek üflemek
Sevmek durup dinlenmeden sevmek
Seve seve yağma etmek bu canı
Mümkünmüdür oğul mümkünmüdür.

Bedri Rahmi Eyüboğlu
-Karadut-

İNSAN KASİDESİ – Bedri Rahmi Eyüboğlu

ÜLKÜ TAMER YAZMASINDA

—Yaradana Mektuplar’a Cevaptır

Oğul oğul
Şair olmasına şairsin
Amma velâkin itiraf eyle ki
Hep kadınlara ve meyvalara dairsin.
Kabahatin hepsi senin değil
Böyle doğmuşsun
İnsan olmadan önce erkek olmuşsun
Sen de farkındasın ki bu dünyanın
Ağacına ağaç, taşına taş,
Bulutuna bulut dediğin gün;
Minaresini uzarken, balığını yüzerken,
Fidanını büyürken sevdiğin gün
İtiraf eyle ki henüz sâbi,
İtiraf eyle ki henüz toydun.
Gözlerin ot kokardı
Ağzın süt.
İnsanlar o yanda sürü sepet mahşer
Sen bu yanda
Zata mahsus kişilik dünyanda
Nesli azizinle ilâ maşallah
Al takke ver külâh!…

Evvelâ gökyüzü alıp başını çekip gitti
O gökyüzü ki gözünün bebeğinde mihenk taşı
Kırk yıllık dost, çocukluk arkadaşı
Derisi derine bitişikti
Evvelâ gökyüzü alıp başını çekip gitti
Sonra göç eyledi çınar dalları
Arkasından yola düzüldüler
Martılar, çakıl taşları, güvercinler.
Velhasıl yüzünü güldüren cümle incik boncuk
Bir başka diyara göç ettiler aziz çocuk
Bir de baktım ki dikilivermiş karşına,
Bir endam aynası misillû
Bütün heybetiyle insanoğlu.
Ama gösterdiğin suret senin suretin değil,
İnsanoğlu bu;
Sadece meyvelerden ve hazlardan ibaret değil.
Bir dilimi zehir zıkkım,
Bir dilimi candan tatlı
İnsanın tarifi bu oğul, sevdanın değil.

Bir de baktım ki etrafını insanlar almış
Halka halka, dizi dizi, arşa kadar
Bir yapı içresin ki insandan kurulmuş
Duvarları insandan örülmüş,
Harcı insan, tuğlası insan,
Tavanı döşemesi insan,
Acısıyla, sızısıyla
Alnının kara yazısıyla
Korkudan tutulmuş dilleri,
İç içe çapraşık yolları
Bin türlü acaip halleriyle insan.
Bir de gördüm ki insanmış her ne var âlemde
Meğer her şeyin aslı astarı insanmış
İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe değil,
Aziiiiz şair,
İnsanları sevdiği kadar yaşarmış.
İnsanları seven mis
Sevmeyen bir hoş kokarmış,
Bundan ötesi yalan
Allı yalan, pullu yalan
Yalan oğlu yalanmış.
1950 senesinde Mernuş
Bu şiiri böyle söylemiş.

Bedri Rahmi Eyüboğlu
-Tuz-

Görsel: Bedri Rahmi Eyüboğlu