GERİYE KALAN… – Mehmet Sadık Kırımlı

F5243.tif

yığınla itiş kakış arasında gelip
oturdu karşıma sonbahar
saçları ıslak bakışları buğulu kış
bu yıl kapıda iyice silkeledi
hayatın tozunu toprağını rüzgâr

şaşkınım, kalkıp sarıyı sevsem
Van Gogh bana küser
alınır bundan bahçem; kuşlar
ağaçlar, çiçekler beni sorguya çeker…

vurursa kurşun toprak kanı emer
tuhaf bir iç güdüyle susar içimdeki zaman
gece ağlar, ince ve cılız sesiyle
açılan her kapı şimdi nükleer Hiroşima
bana kendi türküsünü söyler

bu soğukta aşka benzer duyguyla
zehiir gibi çöker içime o suzinak
şarkı… içim olanca sesiyle
çıplak ve yaralı bir ceylan gibi titrer
dudağımda şimdi sakalımdan utanarak

içimdeki ırmak gençliğini arıyor
hangi çocuk ağlamaz ki yoksulluğuna
bu yıl dağlara kar yağacak, çabuk
kurumayacak anaların gözyaşı, çünkü
oğulları savaşta…

gölgesi olmayan ağacım, bir orman
değilim ama, dalımdan yere düştü elma
hüzünlü bir annedir şimdi yüreğim
bütün ağlak kapılar ona kapalıysa
buralardan çekip gitmek düşer bana

elbette ki benden ne kaldıysa geriye.

Mehmet Sadık Kırımlı
-Akatalpa Mart 2018-

küller ve zaman – Hilmi Yavuz

HİLMİ YAVUZ KÜLLER VE ZAMAN

Zaman, dilsiz çocuk, Zaman…
bana neler söylemek istedin?
sözcüklere yağan kar’dın
izini yitirdim bakışlarda
bir külün içinden okuyuşlarda
kar’dın, kendini küredin

Zaman, dilsiz çocuk, Zaman…
ince aşklarla yırtılan
sendin, yollarla erguvan
sunulmuş lânetli kışlardan
aldığım belirsiz dokunuşlardan
kopan tenini dinledin

Zaman, dilsiz çocuk, Zaman…
sözcüklerin ardında duran
melektin, kendini okuyan
Söz’ün geldiği durumu
yaprak ve külden olduğumu
belki onlarda söyledin

Zaman, dilsiz çocuk, Zaman…

Hilmi Yavuz
-Zaman Şiirleri/dün-