Senden Sonra Ey Yedi Yaş – Furuğ Ferruhzad

FURUĞ FERRUHZAD KURMA BEBEK 13 ŞUBAT 18 Senden Sonra Ey Yedi Yaş - Furuğ Ferruhzad

ey yedi yaş
ey yola çıkmanın mucizevi ânı
senden sonra ne varsa yok olup gitti, cehalet ve çılgınlık içinde

senden sonra
kuşlarla
rüzgârla
aramızda
güçlü bir aydınlık ve zindelik bağı olan o pencere
kırıldı
kırıldı
kırıldı senden sonra o
su, su, sudan başka tek kelime etmeyen
topraktan bebek
suda boğuldu

senden sonra ağustosböceklerinin sesini öldürdük
ve alfabenin harflerinden yükselen zil sesine
ve silah fabrikalarından yükselen düdük seslerine bel bağladık

senden sonra oyun yerimiz olan
masaların altından
masaların ardına
masaların ardından
masaların üstüne vardık
ve masaların üstünde oynadık
ve yitirdik, senin rengini, ey yedi yaş

senden sonra biz ihanet ettik birbirimize
senden sonra biz bütün yadigârları
kurşunlarla ve saçılmış kan damlalarıyla sildik
sokak duvarlarının alçılanmış şakaklarından
senden sonra meydanlara yürüdük, bağırdık:
“yaşasın! ”
“kahrolsun! ”
ve meydanların hay huyunda, uyanıklık edip şehre gelen
şarkıcıya, üç-beş kuruş kazandırmak için, el çırptık
senden sonra birbirimizin katili olan bizler
aşkı yargıladık
ve öyle ki kalplerimiz
ceplerimizde endişeliyken
aşkın payını sorguladık

senden sonra biz, mezarlıklara yüz sürdük
ve ölüm, büyükannenin çarşafının altında nefes alıp veriyordu
ve ölüm, öyle güçlü bir ağaçtı ki
başlangıcın bu tarafındaki diriler
kederli dallarına adak çaputu bağlıyorlardı onun
ve sonun öbür tarafındaki ölüler fosforlu köklerini kemiriyorlardı onun
ve ölüm o türbede oturmuştu ki
dört yanında ansızın dört mavi lale
beliriverdi

rüzgâr sesi geliyor
rüzgâr sesi geliyor ey yedi yaş

kalktım ve su içtim
ve ansızın hatırladım
körpe ekinlerin
çekirgelerin hücumundan nasıl korktuklarını
daha ne kadar ödenmeli
ne kadar ödenmeli daha
bu beton küpün tamamlanması için?

biz yitirmiş olmamız gereken ne varsa
yitirmişiz
ışıksız, yola düşmüşüz biz
ve ay, ay, o şefkatli kadın, oradaydı hep
ve çekirgelerin hücumundan korkan körpe ekinlerin üzerinde
kâgir bir damın ardında kalan çocukluk hatıralarında

ne kadar ödenmeli daha

Furuğ Ferruhzad
-Yeryüzü Ayetleri-

Çeviri: Makbule Aras

aşk imiş XXXI – Adil İzci

ADİL İZCİ AŞK İMİŞ XXXI

XXXI

Günlerdir sürerken başıboş bir yolculuk
Eski bir sokak kessin yolumu ansızın:

Evler ıpıssız ve artık son demlerinde
Yine öyle diyelim: “Ah ne kor gerçeğin yüzü!”

Gizil kuşlar ötüyor… Birden anımsayalım:
Daha son rüyamızda dinlemiştik bu kuşları…

Evler ölgün hiç kimseler yok… Oysa bahar
Yeri göğü tutmuş… Biz de bir uca sığınalım:

Bu senin yastığınsa dingin uykular için
Bu benim sessizliğim göresin diye…

Adil İzci
-aşk imiş-

Ayrılık – Oya Uysal 

OYA UYSAL AYRILIK

Sonra çekildim —kalbime yerleşen bir kederle— karanlık köşeme
ağır bir kapı gibi kapanmıştı aramızda ayrılık.

Ruhumda sürüp giden ayazda
çiçeğe duran bir kardelen,
beyaz
harften harfe taşınan bir aşktı, avuntusu olmayan ıstırap.

Ey! Üstü örtülü yılları aralayan rüzgâr.
Sevdim. Seni için için sevdim, içimden sevdim,
acının keskin kenarları aşınmamıştı henüz ve sen
bilinmezliklerle dolu bir uzak ülkeydin
bir ölünün gözleriyle seyrettiğim.

Ben kendine küsmüş ıssız, bir iç çekiş, kanıksanmış sızı,
yıldızsız gece.
Artık var olmayan bir aşktan ne kalırsa geriye o kaldı işte
ve senin güzel günlerden düşen gölgenle,
yüzümde o bağışlayan gülümseme.

Ağrı bir kapı gibi kapanmıştı aramızda ayrılık
sonra çekildim —kalbime yerleşen bir kederle— karanlık köşeme.

Oya Uysal
-uzak olan sendin-