İKİ – Betül Dünder

betÜl dÜnder İkİ

—Uzun bir dalgınlıktır bu bizdeki…

Öyle bir sabahtı karar veremedim önce
bilemedim hangi pencereyi açacağımı
karşımda kucak kucağa iki tepe
içimdeki serinlik onlardan mıydı
onlar mıydı bir öksürük gibi sıralı
biraz nefesss, göğsümü açmam lâzım

duymak benim için eski bir meraktı
şimdi hiç ummadığım bir azap
orada durmakta oysa bildiğimiz hayat
iki ağzın çağırdığı o eski şarkı

insan sevilmek istiyor tuhaf
bakınca açılmamış bir pencerenin ardından
aksiyle karşılaşıyor insan yüzü yola çıkmış çoktan

öyle bir sabah olmasaydı bu
derdim ki hiçbir şey aynı olmayacak
şurda durmayacak gecesinde bıraktığım ses
kanatlarını aça aça o kuş
benim göğümü böyle yarmayacak
ama tepeler var karşımda ve iki!
yalnızlığın son kitabı

pencereyi açtım. Dünya o bildiğim dünya değil.

Betül Dünder
2018
-Unutmanın Kısa Tarihi-

aydınlık, ben, çiçek ve de su – Sohrab Sepehri

sohrab sepehrİ aydınlık, ben, çiçek ve de su

tek bulut yok.
rüzgâr yok.

oturuyorum havuzun kıyısına:
balıkların dönmesi, aydınlık, ben, çiçek ve de su
yaşam salkımlarının paklığı var…

annem reyhan topluyor
ekmek, reyhan ve peynir
bulutsuz bir gök
ıslak petunyalar
kurtuluş çok yakın: avludaki çiçeklerin arasında!

bakır kasede nur,
ne güzel okşayışlar döküyor!
merdiven bu yüksek duvardan
sabahı yeryüzüne indiriyor
her şeyin gizli gülüşü ardında.

zaman duvarında bir delik var
oradan yüzüm görünür
bir şeyler var bilmediğim
biliyorum,
koparırsam bir otu, ben ölürüm
yukarı tırmanırım, zirveye dek
ben kanatla ve telekle doluyum
karanlıkta yol görürüm
ben fenerle doluyum
ben ışıkla ve kumla doluyum
ve ağaçla doluyum
ben yolla, köprü, nehir, dalgalarla doluyum
suda bir yaprağın gölgesiyle doluyum
ne ki yalnızdır içim!

Sohrab Sepehri
-Yalnızlığımın Çinisi-

Çeviri: Haşim Hüsrevşahi