Ağıt – Kemal Özer

annem mi bir kadın
geciken bir kadın gece yatısına
ölüm kendini göstereli babamın saçlarından
günü birlik bir kadın
üsküdar’la istanbul arasında

babamdı sakalıydı babamın
bir akşam göle batırdı
çıkmamak üzere bir daha
hepsi de ekmek kokardı
sayısı unutulan parmaklarının

Akşam bir attır bütün ülkelerde
serin esmer bir attır
terkisine çocukların bindiği

Kemal Özer
-Gül Yordamı-

Dört Duvar – Buket Düzgen

Odan dört duvara dönebilir.
Sana biçilmiş dört köşenin birinden bakınca,
Nasılda korkutucu görünür dünya!
Çivisi çıkmış çılgın bir kalabalık;
Yutar, içine çeker, parçalar…
En iyisidir galiba,
Bir köşeden usul usul seyretmek olan biteni.
Rüzgâr, hafif hafif eser dışarıda; ara ara yağmur…
Güzelliği ilk sabah serinliği kadar,
Renkler solmaya başlar.
Perdelerin kıpırtısız: bir kol kuvveti gerekir;
İnsan nefesi ister perdeler.
Açılmaya açılmaya bir bakmışsın, bir gölgede uyanıyor,
Az konuşup bolca susuyorsun.
Odanı çevirdiğin yetmez; hayatın da dört duvardır artık.

Yalnızlık hep böyledir: “bahaneleri sever! ara sıra,
köşelerini kuşanıp yusyuvarlak bir dünyayla çarpışmaya
çıkarsın, yuvarlak, her zaman galip gelir.”

Başı boş dönerken dünya,
Seni yine anlayamamıştır işte!…
Ah bir de gözlerine takılmasan kör topal giderken.
Acından anlarsın büyük çarpışmayı, albümler devrilir,
Kocaman gülümsediğin zamanlar saçılır etrafa…
Oyuncu bir serçeye takılır gözlerin perdenin aralığından.
Acına rağmen yürürsün.
Belki de en uzun yolun olur, o üç adım…

İrili ufaklı yuvarlaklar çiziyordur o minicik serçe;
Kanatlarındaki “bir dünya çoşkuya” şaşakalırsın.
Köşeleri kırpmaya başlarsın birer birer…
Eline yumuşacık bir cümle düşer:

“bir sonram olsun!”

Buket Düzgen
-Hüznüm Çok Çalışkandı-

Parmağımda bir mavi yüzük – Birhan Keskin

Artık bu kazakları giymeyeceğiz sevgilim,
Böyle içi ekose böyle montlu.
Bakarken artık her şey böyle rüyalı,
Böyle şapkalı şallı,
Böyle büyülü, artistik olmayacak.
Gittiğimiz yollardan geri dönülmüyor sevgilim
Şimdi dünya çok acı.

Artık kış bize eski fotoğraflar gibi sevgilim,
Rüzgâr kuzeyden fena kuvvetinde,
Dünya bize eski zambaklar gibi Çin.
Dünya bize çok acı sevgilim.

Eski sevgilim fotoğraflar eski kışlar gibi,
Eskide kalmış, okkadar Çin.
Kirpikleri karlı bir dünyamız vardı bizim
Parmağımızda mavi yüzükler sevgilim.

Kirpikleri karlı bir dünya görmüştük,
O dünya bize şefkatle bakmıştı, içeriden
Sevgilim beni yoğumdan var ettiydin
Varlıktan yo’ğun, sonra sonra
Sonra bir gün her şey karbon sevgilim.

Bir kitabımız vardı bizim
Neyden oluşmuşsa tabiat
Yüzüğümüzde o yazıyordu;

Neyden oluşmuşsa tabiat
Ondan oluşsundu bizim rüyamız da
Oluşsundu yeterince beklemekten.

Bir gün her şey karbon sevgilim.

Birhan Keskin
-fakir kene-