güzel acılar ülkesi – Melisa Gürpınar

-20-

Söndürsem diyorum artık
göğsümdeki
öfkenin fitilini,
sonra da eksem
küçük bir saksıya
üç beş çilek fidesini
ve ömrüm yeterse eğer,
dağıtsam yemişini
çoluk çocuğa.

Nasıl olsa kalmadı
çağıracak bir dost
gökte kuracağım yer sofrasına.
Sohbetin tadını unuttu herkes
saçıldı boşluğa
güzel sözün içindeki
bereket.

Haykırıyor kadınlar işte
bir ağlama duvarı örerken
kendilerine,
ötede
elinden alındı terazisi
inildiyor adalet.
Haksızlığın alazından
kaçıştı dört bir yana
börtü böcekle
bir o kadar da incinmiş yürek.
Ne kadar zorlaştı artık
dingin ve usulca
hayatın bahçesine ilişmek.

Melisa Gürpınar
-güzel acılar ülkesi-

Melisa Gürpınar, (9 Aralık 1941 – 24 Kasım 2014) Anısına saygıyla…

—Annem Nimet Akiz’in anısına


Dön çocuk yüreğim,
Dön küçük tahta evine.
Orada seni bekliyor
Annen ve herkes,
Tahta masa, tel dolap,
Çini soba yerli yerinde,
Kuyunun yanı başında
Üç beş nergis açmış bile.
Bak karakış neredeyse bitecek,
Okunmuş eski bir kitap gibi
Çekilecek köşesine.

Haydi koş çocuk yüreğim,
Aç bahçe kapısını
Gir içeri.
Fıstık çamı kurumamış, 
Kurur mu hiç.
Seni bekliyor
Dal uçlarında ışıldayan damlalarla.
Alakarga tekir kedi,
Anılarda kalan
Ne varsa bekliyor seni.
Çatıda uçan kiremitler,
Harf olmadan önceki renginde.
Pencereye kirli bir perde gibi asılan
Mart güneşi,
Harfsiz de güzel.

Hayatımız,
Yazıya emânet edilmemiş daha.
Yazı yok,
Ama umut var evimizde.

Kimseciklerin gülmüyor mu yüzü?
Gülmesin, ne çıkar,
Onlar aptal!
Demek örümcek ağları dolanmış
Yaşlı kızların saçlarına?
Kurumuş
Kar ile pekmez,
Önlerindeki çanakta.
Olsun
Sarhoş dayının
Seni her kucaklayışında,
Yüzüne bulaşan,
Şarap kokulu bir sevgi
Ve güven duygusu var ya,
O yeter sana!

Daha senin için doğacak,
Aşktan da büyük
Aşklar var ufukta.

Yaşanacak hayat,
Şiirden uzun,
Kavgalar şiirden zorlu,
Ve gözyaşı,
Şiirden çok daha parlak
Olduktan sonra,
Odalardaki hüzünlü suskunluk,
Küstürmesin seni çocukluğuna.

Kırık bir çömlek parçası gibi,
Binlerce yıldır
Yeryüzünün yürek atışlarını
Duyanlardan ol,
Kulağını dayayıp toprağa.

Haydi koş,
Bak kim duruyor karşışnda!
İncir ağacına yaslanmış
Öyle duruyor.
Yazıya dönüşmemiş
Ve adı konulmamış bir kavrayışla,
Sözden önce sevgi vardı dercesine,
Görünmeyen kollarını uzatmış
Annen sana.

Melisa Gürpınar
-Her Harf Bir Melek-

Gençlerin eğitimiyle ilgili olarak Atatürk şunları söylemiştir:

“Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri öğrenimin sınırı ne olursa olsun, ilk önce ve her şeyden önce Türkiye’nin bağımsızlığına, kendi benliğine, millî geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek gereği öğretilmelidir. Dünyada milletlerarası duruma göre böyle bir mücadelenin gerektirdiği manevî unsurlarasahip olmayan kişilere ve bu nitelikte kişilerden oluşan toplumlara hayat ve bağımsızlık yoktur.” 

Atatürk’ün eğitim konusunda üzerinde önemle durduğu bir başka husus, insanların inançlarında ve düşüncelerinde özgür hâle gelmeleri idi. İlerleme ve yenileşme, bilimde ve teknikteki gelişmelere açık olmakla mümkündür. 

Büyük Önder, öğretmenlere seslenirken “Hiçbir zaman hatırımızdan çıkmasın ki cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.” diyerek kararlarını özgürce verebilen ve yeniliklere açık nesiller yetiştirmenin önemini dile getirmiştir.

Kaynak: T.C. Milli Eğitim Bakanlığı