TEK KATLI EVLER – Oktay Rifat

OKTAY RIFAT TEK KATLI EVLER

Vakitsiz evlerin kireç badanalı
duvarları, kırsal beyazlığımız.
eski bir yağmur mu hafiften başlayan
yoksa solgun bir güneş mi damlara
dağılıp güz kokusunda ağaçlara
gündüzden geceye yağdığım.

ey suçüstü yalnızlığı evlerin

oysa hiç gidilmemiş
bir akşamüstüdür yalnızlık
beni bulur sensiz, aynası kırık
günlerini, kilidini kurcalarken
bileziği unutulmuş ellerinin

yitirilmiş ne varsa hepsiyle
uykunun uzaktan yalvarışı
gibi dönüp baktığımız
bir karanfil boşluğu bardakta

kokusuz kaldığımız.

Oktay Rifat
-bu dünya herkese güzel-

Saten – Sina Akyol 

Saten - Sina Akyol 

I
Sabahın serinliğiyle yazıyordum; güneş
hınzır bulutla çekişiyordu.

II
Uyuyordun, uykunun kıyısında
usulca durdum.

Yastığına taze otlar bıraktım.

Biraz gümüş, biraz şiir ekledim.

Şenlensin diye omzun
ıslık çalıp çağırdım:

Gelen,
çayırkuşuydu.

Sina Akyol
-Son Çeyrek Yüzyıl
Şiir Antolojisi/Y.Odabaşı-

Yaz Sonu Şiirleri – Melih Cevdet Anday

MELİH CEVDET ANDAY YAZ SONU ŞİİRLERİ

1
Dün gece yağmur yağdı kente,
Sonra sabah, güneşte ayıklanmış, 
Bir kahvede düşünüyorum,
Sen geleceksin ya, dalgınlık
Kopuverdi bir daldan, sallanarak
Geçen bayrak açmış bir bulut,
Sonra ikindi ve akşam, bakarsın,
Uyurken bir daha o yağmur.

2
Fal çıktı. Köpükler içinde kaldı deniz,
Tepeleme çiçek dolu bir sandal.
Eylülün eskil çadırına giriyoruz,
İşte, büyücü martının bozgun çağrısı,
Uyurgezer yosunları delirten poyraz,
Odalara sığınan ürkü yaprakları,
İşte, çırpınan bir kavağın
Yalnızlık sanrısı dolaşıyor bahçede.

3
Melez yapraklar, sararması yasaklanmış,
Bitimsiz bir zamanın cansıkıntısında,
Hatmi alı ışıklarla karıştırılan
Huysuz kuşların dağıttığı rüzgâr.
Başka bir yüzyılın rengi bu,
İlkel bir oymağın kurban sunağı,
Bunamış bir papağan gibi dilsiz,
Eski günler düşünde bir gökyüzü.

4
Karanlığın kuştüyleri doluştu
Eşzaman balkona. Hüzün çekilmez.
Tanıdığım bütün mumları yakın,
Ölülerin bilinciyle arınmış.
Ve geleceği onaramıyorum,
O bizim sayvan çocukluğumuzdu,
Yaşanır yalnız bu aylak güzlerde
Gelecekten geçmişe doğru.

5
Yaz sonu durdurur sokakta,
Tenha bir duvardan sarkıp, nereye böyle,
Düşünsene, orda kimse yok, yalnız akşam,
Telaşla düşer öne, hadi gitme,
Bak işte boşalmış perde, yağmur bu,
Rüzgâr çıktı, düşünsene, fırtına, dolu,
Lambalar yanacak nerdeyse, saat
O saat değil, düşünsene.

6
Önce küçük rüzgârlar uyanırdı
Dört perili kestanelikte,
Güneşin ipeğini çözerdi bir tavus,
Ama gerçekdışıydı sabah,
Doğallığını yitirmiş bir ölüm gibi,
Umarsız karşıla ikisini de.
Ey perdenin önünde oynanan Dörtleme,
Sen zaman değilsin, döne dur!

7
Küçük bir inanç yeter bana,
Ve güze inanabilirdim,
Ama biter mevsim, öteki başlar,
Saf değil doğa, oyalandım
Ama kanmadım, bana ne isli yağmurdan,
Çinko sesinden, hem güvenemem ağaca,
Düşünemem oluklardan akıp gideni,
De ki, benim zamanım başka.

8
Günler kısaldı, mevsimlerde,
Ve yıl, bir öğrencinin okul defterinde,
Dört sayfa resim, öyle yarım yamalak ki,
Doğa gibi, bir bakıyorsun kar yağıyor,
Elimle bir anda dönüyorum ilkyaza,
Bahçe yenilensin dursun kendini,
Telepinu* değilim, ölüp dirilemem,
Okul defterinde bırakın beni.

Melih Cevdet Anday
-Ölümsüzlük Ardında Gılgamış/
Yaz Sonu Şiirleri-

* Telepinu, büyük fırtına tanrısının oğludur. Bolluk ve bitki tanrısıdır.

ÇOK ARIYORUM SENİ – Süreyya Berfe

SÜREYYA BERFE ÇOK ARIYORUM SENİ TURGUT

Ağlamam Turgut, ağlamıyorum.
Alnım kırışır.
Alnım neyse ne de
gönlüm buruşur.

Seni indirdim mi yataktan?
Çıkarsam aklım karışır.
İyidir Turgut
—lâf aramızda —
bize ağlamak yaraşır.

Bir gün olur her şey değişir.
Bakarım buralarda değilsin.
Hep böyle süreceğini sanırım
sürer gerçi, ama sonu değişir.

Denkleştiririm senden kalanları.
Buruşuk bir gül bize bakar kamaşır.
Sonra bir sana bir bana bakar.
Neden biliyor musun?
Medresenin yanındaki kışlanın
önü deniz
bahçesinde çamaşır.

Süreyya Berfe
-Ruhumun 1998-

YARIN SABAH ERKENDEN – Sennur Sezer

YARIN SABAH ERKENDEN - Sennur Sezer

Daha ümidimi yitirmedim
O dağ köyüne atanabilirim
Bu kez unutmam
Yaralar için kantaron çiçeği
Öksürüğe hatmi
Zeytin yaprağı tansiyonuma
Kırıklar için havacıva
Daha ümidimi yitirmedim
Bilirim cevap yazmasını
Asker mektuplarına
Er maaşı dilekçesini
Elektrik yoksa pil dayanmaz
Dinlerim kendimi
Daha ümidimi yitirmedim
Biri vardır kalabalıkta o köyden
Karşılıklı susabiliriz

Sennur Sezer
-Son Çeyrek Yüzyıl
Şiir Antolojisi-

DÖRT KENT – İlhan Berk

İLHAN BERK VARNA

IV
VARNA

Varna’da Lenin Bulvarı denizi yalayarak iniyor
Ama Georgi Dimitrov ikiye bölüyor Varna’yı

Ve denize çıkıyor Maksim Gorki Bulvarı’nın oralarda
Gidip denize dokunuyorum korkunç kımıldıyor suyun yüzü

Varna’ya bin yıl önce bir gece inmiş gibiyim
Bir çocuk elimden tutuyor ve yakamda bir çiçek gibi yalnızlık

Uzun bir sokaktan geçiyoruz Spassiana Guerigieva ile
Ve işte birdenbire yeni Varna’dayız Bor Oteli’nde

Ve Nazım’la. Sarı bıyıkları incecik İstanbul’da gibi
Dar bir sokağa sapıyoruz sonra Edip’le ya da Naci’yle belki

Varna Garı’nın saati altıyı vurdu vuracak ve gökyüzü
kapalı. Bir adam gülleri buduyor ve kıpkırmızı yüzü

Ben İlhan Berk. Lenin Bulvarı’nda Varna’nın
Bir aşağı bir yukarı elinde rüzgârın.

İlhan Berk
-Atlas/Yerküre-