AYRILIKTAN SÜZÜLMÜŞ BİR ŞARKI SÖYLE – Nihat Behram

AYRILIKTAN SÜZÜLMÜŞ BİR ŞARKI SÖYLE - Nihat Behram

Dal ucundan koparılıp alınmış
filizlerin iziyle,
kurt dalmış her birisi bir tarafa dağılmış
kuzuların hızıyla,
düşlerinden gözyaşıyla ayılmış
gelinlerin yüzüyle
ayrılıktan süzülmüş bir şarkı söyle!

Ayrılıktan süzülmüş bir şarkı söyle,
üşümüş de kızarmış körpe teni gibi bebeğin
tutuşsun ruhumun ürperişleri;
bileği incinmiş tayın acılanmış sesiyle,
göğsü yaralı kızın üleşilmez yasıyla,
unutulmuş büyüsüyle özleyişlerin
ayrılıktan süzülmüş bir şarkı söyle!

Ayrılıktan süzülmüş bir şarkı söyle;
varsın için için tütsün çilesinin isli dumanı,
yeter ki yandıkça közünde koyulaşan gönlümde
tutkunun sönümsüz ateşi kalsın;
ıssız mı ıssız, kırgın mı kırgın
ama süssüz ve kırışıksız bir ömrün anışlarıyla;
canhıraş çığıltısıyle kapana yakalanmış sakanın;
elde bıçak dualar fısıldanıp
alazlanmış boynu üç kez sıvazlanan kurbanıın
mahzun yapayalnız, çaresiz bakışlarıyla
ayrılıktan süzülmüş bir şarkı söyle!

Ah, çimeni çiğden şafağın nazıyla emziren sabah,
çıplak dalların arasında
denizden derin hüznüyle inleyen rüzgâr,
avunsun diye bıraktım kalbimi koynunuza
ayrılıktan süzülmüş bir şarkı gibi…

Ayrılıktan süzülmüş bir şarkı söyle,
solusun ruhumun uğultusunu,
ateşe doysun!

Nihat Behram
-Sayıklar Gibi Bir Şiiri-

sürgün – A.Hicri İzgören

sürgün - A.Hicri İzgören

“Sen o uykusuz geceler altında
Umudunu kaybetmeyen şehir”
A.Kadir-e

I
Kaç kez kapısını çaldık o şehrin
Bunca takvim eskittik sırrına ermek için
Bulaşmadık rüzgâr kalmadı bu kitaplar bu notlar
Ya başlayan kavga ya arkadaşlar ve arkasızlık

II
Nerde keder varsa toplamış almış
Sürgünler öznesi bir çileciye yakışan
Konuşurken yürürken izlerken ve içerken
Dalgın bir merhabadır herhal
Acılar kıramamışsa direncini
Hüzün ele vermiştir her zaman o dervişi

A.Hicri İzgören
-Verilmiş Sözdür-

 

BEKÂRLAR – Metin Eloğlu

BEKÂRLAR - Metin Eloğlu

Elif gitti ama hoşnudum
Hasreti günümde cebbar
Akşam olup İlyas gelinceye kadar
Şiir kitabı okudum

İlyas eve âşık geldi
Külâhta bir parça zeytin
Güzel ekmek bunca dilim
Ateşin üstünde ısıttı

O tasalı, ben tasalandım
Dostlukta can bile ortak
Ablayı enişteyi bırak
Yoksul anamı hatırladım

Ciğerimde erkeklik yaraları
Önünde İstanbul bahçeleri
Sanki hayatta hiç gülmedim
Çalgı sesi hiç duymadım

Odanın ortasında durduk
Üç yudum rakı içtik
Bütün pencereler açık
Sırası gelmişken öldük.

Metin Eloğlu
-İbresiz Bir Pusula-

 

HARDALNAME – Orhan Veli Kanık

hardalname 2018

Ne budala şeymişim meğer.
Senelerden beri anlamamışım
Hardalın cemiyet hayatındaki mevkiini,
“Hardalsız yaşanmaz”
Bunu Abidin de söylüyordu geçende
Daha büyük hakikatlere
Ermiş olanlara,
Biliyorum, lâzım değil ama hardal
Allah kimseyi hardaldan etmesin.

Orhan Veli Kanık
Mart 1940

-Sevdaya mı Tutuldum-

 

 

HOY LÛ LÛ – Orhan Veli Kanık

05.04.2014-22

İsterim benim de acayip isimleri
Hiç duyulmamış zenci arkadaşlarım olsun.
Onlarla Madagaskar limanlarından
Çin’e kadar yolculuk yapmak isterim.
İsterim içlerinden bir tanesi
Vapurun güvertesinde yıldızlara karşı
“Hoy lû lû” şarkısını söylesin her gece.

Ve bir ansızın bir tanesine
Rastgelmek isterim
Paris’te…

Mehmet Ali Sel
ismiyle yazdığı şiirlerinden
1937
Ankara
-Sevdaya mı Tutuldum-

TEK KATLI EVLER – Oktay Rifat

OKTAY RIFAT TEK KATLI EVLER

Vakitsiz evlerin kireç badanalı
duvarları, kırsal beyazlığımız.
eski bir yağmur mu hafiften başlayan
yoksa solgun bir güneş mi damlara
dağılıp güz kokusunda ağaçlara
gündüzden geceye yağdığım.

ey suçüstü yalnızlığı evlerin

oysa hiç gidilmemiş
bir akşamüstüdür yalnızlık
beni bulur sensiz, aynası kırık
günlerini, kilidini kurcalarken
bileziği unutulmuş ellerinin

yitirilmiş ne varsa hepsiyle
uykunun uzaktan yalvarışı
gibi dönüp baktığımız
bir karanfil boşluğu bardakta

kokusuz kaldığımız.

Oktay Rifat
-bu dünya herkese güzel-

Saten – Sina Akyol 

Saten - Sina Akyol 

I
Sabahın serinliğiyle yazıyordum; güneş
hınzır bulutla çekişiyordu.

II
Uyuyordun, uykunun kıyısında
usulca durdum.

Yastığına taze otlar bıraktım.

Biraz gümüş, biraz şiir ekledim.

Şenlensin diye omzun
ıslık çalıp çağırdım:

Gelen,
çayırkuşuydu.

Sina Akyol
-Son Çeyrek Yüzyıl
Şiir Antolojisi/Y.Odabaşı-

Yaz Sonu Şiirleri – Melih Cevdet Anday

MELİH CEVDET ANDAY YAZ SONU ŞİİRLERİ

1
Dün gece yağmur yağdı kente,
Sonra sabah, güneşte ayıklanmış, 
Bir kahvede düşünüyorum,
Sen geleceksin ya, dalgınlık
Kopuverdi bir daldan, sallanarak
Geçen bayrak açmış bir bulut,
Sonra ikindi ve akşam, bakarsın,
Uyurken bir daha o yağmur.

2
Fal çıktı. Köpükler içinde kaldı deniz,
Tepeleme çiçek dolu bir sandal.
Eylülün eskil çadırına giriyoruz,
İşte, büyücü martının bozgun çağrısı,
Uyurgezer yosunları delirten poyraz,
Odalara sığınan ürkü yaprakları,
İşte, çırpınan bir kavağın
Yalnızlık sanrısı dolaşıyor bahçede.

3
Melez yapraklar, sararması yasaklanmış,
Bitimsiz bir zamanın cansıkıntısında,
Hatmi alı ışıklarla karıştırılan
Huysuz kuşların dağıttığı rüzgâr.
Başka bir yüzyılın rengi bu,
İlkel bir oymağın kurban sunağı,
Bunamış bir papağan gibi dilsiz,
Eski günler düşünde bir gökyüzü.

4
Karanlığın kuştüyleri doluştu
Eşzaman balkona. Hüzün çekilmez.
Tanıdığım bütün mumları yakın,
Ölülerin bilinciyle arınmış.
Ve geleceği onaramıyorum,
O bizim sayvan çocukluğumuzdu,
Yaşanır yalnız bu aylak güzlerde
Gelecekten geçmişe doğru.

5
Yaz sonu durdurur sokakta,
Tenha bir duvardan sarkıp, nereye böyle,
Düşünsene, orda kimse yok, yalnız akşam,
Telaşla düşer öne, hadi gitme,
Bak işte boşalmış perde, yağmur bu,
Rüzgâr çıktı, düşünsene, fırtına, dolu,
Lambalar yanacak nerdeyse, saat
O saat değil, düşünsene.

6
Önce küçük rüzgârlar uyanırdı
Dört perili kestanelikte,
Güneşin ipeğini çözerdi bir tavus,
Ama gerçekdışıydı sabah,
Doğallığını yitirmiş bir ölüm gibi,
Umarsız karşıla ikisini de.
Ey perdenin önünde oynanan Dörtleme,
Sen zaman değilsin, döne dur!

7
Küçük bir inanç yeter bana,
Ve güze inanabilirdim,
Ama biter mevsim, öteki başlar,
Saf değil doğa, oyalandım
Ama kanmadım, bana ne isli yağmurdan,
Çinko sesinden, hem güvenemem ağaca,
Düşünemem oluklardan akıp gideni,
De ki, benim zamanım başka.

8
Günler kısaldı, mevsimlerde,
Ve yıl, bir öğrencinin okul defterinde,
Dört sayfa resim, öyle yarım yamalak ki,
Doğa gibi, bir bakıyorsun kar yağıyor,
Elimle bir anda dönüyorum ilkyaza,
Bahçe yenilensin dursun kendini,
Telepinu* değilim, ölüp dirilemem,
Okul defterinde bırakın beni.

Melih Cevdet Anday
-Ölümsüzlük Ardında Gılgamış/
Yaz Sonu Şiirleri-

* Telepinu, büyük fırtına tanrısının oğludur. Bolluk ve bitki tanrısıdır.