Dönüş Yeri – Ahmet Ada

Dönüş Yeri - Ahmet Ada

Düşen iğne, kırılan buzlu cam, çiçeklerin teni kadar incindim. Alıştım artık kentin bağrı delik deşik acılarına. Kardeş yüreklerin derinliklerinden fışkıran acılarına. Kör aydınlıkta sustum. Yürüyüşe çıktım avutmak için içimdeki bozkırı. Eski ve yabanıl bozkırı.

Koyu gölgelerden yürüdüm, dün, bugün. —Biliyor musun gölgeler yazı anımsatır. Yazsa ve akşam sularıyla başlayabilir aşkın tarihi. Yüzünü eşiğe gömersin saçında çobançiçeği.

Yaz mutlu gezer çobançiçeğiyle
Yüzün durulanır begonya gölgeleriyle
Yüzün buğday tarlalarındadır
Yüzün yüreğimin derinliklerindedir
Dönerse oradan döner yıkıp anıtları
Nedensiz anıtları gürültülü anıtları
Delikanlı duruşların sularını gönderir
Çakılların özündeki sesi
Yeni bir güce ulaşır dörtnala

Soluğunu duyarım yanımda
Şölene dönerken başımın üstünde yeni bir gök.

Ahmet Ada
-Begonyalı Pencere-

 

KOCAMAN – Özdemir Asaf

KOCAMAN - Özdemir Asaf

Şimdi kocaman denizlerde, kocaman gemilerde
Neden yok küçüklüğümüzdeki büyüklüğümüz;
Çocukluğumuzun bahçelerinde, o evlerde
Kâğıttan gemilerimizi yüzdürdüğümüz.
Bir şeyler mi kalmış çocukluğumuzda,
Çocukluğumuzla çözdüğümüz.

Özdemir Asaf
-Çiçekleri Yemeyin-

 

AĞIT – Ülkü Tamer

AĞIT - Ülkü Tamer

Bu toprakta kalır adın
Tohumların arasında
Yeşilinde tarlaların
Başakların sarısında

Yıllar geçse de aradan
Kopar gelir ırmaklardan
Işır yine kurşunlanan
Dostlarının yarasında

Günü gelir dağa çıkar
Yıldızlardan şiir çeker
Kanımızı siler yıkar
Suların en durusunda

Bir annedir bir kardeştir
Ovalarda bir ateştir
Sırasında hayat verir
Ölüm saçar sırasında

Bayrak olur bize yarın
Rüzgârıyla ilkbaharın
Dalgalanır genç kızların
Gözlerinin karasında

Ülkü Tamer
-Sıragöller-

 

YENİDEN SEVMEK – Adnan Yücel

YENİDEN SEVMEK - Adnan Yücel

Bugün hiç kimse sormasın beni
Hiç kimse aramasın
Rüzgârın kanatlarını kırabilirim
Şu anda
Dağlar salkımsaçak sokaklarda
Evler birer sığınak
Oysa başlarından tutup dağları
Birbirine çarpabilirim

Hayır
Hiç kimse söylemesin hiçbir şey
Yağmur yağıyor ağaçlara
Az sonra diner belki
Güneş yaldız döker damlalara
Öfkemi dindirebilirim
Hatta gözlerimi serperek dallara
Yapraklar gibi ağlayabilirim

İşte biz işte yaşam işte aşk
Hani nerde ellerim
Öptükçe kuş tüyü sıcaklığım
Dokundukça kelebek ürpertilerim
Bunca kanayan yara ile
Hani sevgilerim nerede
Aşkın gözleri neden yaşlı
Ağıtlar neden birikiyor kucaklarda
Oysa içime doldurup bu aşkları
Soluğumla fırtınalar koparabilirim
Hatta aradığım bu ellerimi
Bir uzatmasam her isteyene
Bütün zincirleri kırabilirim
Yeniden severim belki o zaman
Yaşamı yeniden kurabilirim

Bugün hiç kimse sormasın beni
Hiç kimse aramasın
Zamanımız kalmamış birbirimize
Hiç kimse başkasına yanmasın artık
Ağlamasın
Herkes eline bir nehir alsın
Bir de kalem
Sakın ola unutulmasın
Yeniden sevmek yüreklere yazılsın

Adnan Yücel
-bir özlem bir türkü-

 

YAĞMUR – Oya Uysal

45122140_2134200303256753_1714195815192330240_o

2.
Bir tülün ardında belli belirsiz görünen ağaran günün yüzü
suya düşen bir hayal kadar muhteşem
o karanlık ile ışık arasındaki incecik çizgi.

Kâinatın bir parçası olan parçalanmış hayatıma
acıyıp durmaktan vazgeçsem
susup dinleyecek ruhum
içimin sesini örtüp ansızın inen sesini yağmurun.

Yağmur ki gözyaşları gökyüzünün, şimdi
hain bir hançer gibi saplanan ilk aşkının sancısını,
anlatıp yine
büyükannem,
ağlamıştır yukarda melekleri.

Hayallerin bile kalmadığı, kurulup tüketildiği zamanda,
oturup olmadık şeyler düşünmek
kaçıp sığındığım rüzgârlara kapalı odalarda
iç konuşmaları
birkaç eski eşya,
sessiz kedisi evin.

sokulur uyur birazdan
birbirine karışır düşlerimiz.

Oya Uysal
-yürüdüm yanında yağmurun-